|


Vererek çözmek
İstanbul ormanlarındaki "seçim yağması"nı dünkü Milliyet'te Ömer Erbil, Murat Öztürk, Ahmet Dumanlı üçlüsü yazılarıyla fotoğraflarıyla dört dörtlük sergiledi. Eski sinemacı ağzıyla 24 kısım tekmili birden.
Bizim iyi niyetli arkadaşlar bu yağmayı "akıl almaz" olarak niteliyor. Bunda aklın almayacağı ne var? Hem bizim seçim geleneğimize, hem "Benim memurum işini bilir" düsturuna (genel kuralına) uygundur. Aynı zamanda popüler kültürümüzün de pek rağbet gören bir ürünüdür.
Tayyip Erdoğan da aynı kültürden gelmiyor mu? İstanbul Belediye Başkanlığı'na aday olduğunda, kimi muhalifler, Erdoğan'ın orman alanında kaçak yapısı olduğunu ortaya çıkardılar. Erdoğan ise, İstanbul'daki yapıların yarısının ruhsatsız olduğunu belirtip, buralarda oturanların koşa koşa kendisine oy vereceğini söyleyerek, safoş muhalifleriyle dalgasını geçtiydi.
Bu işler böyledir balam!
Sorunları çözmenin geleneksel kuralıdır bu.
Vereceksin ve sorunu çözeceksin.
Ormanı yağmalamak mı istiyorsun? Seçimi bekleyip malum partiye (hangisinin malum olduğunu benim yurttaşım iyi bilir) oy vereceksin ve sorunu böylece çözmüş olacaksın.
Malum partinin sorunu çuvalla oy almak mı? O da yağmacıya, hortumcuya destur (yol, izin) verip göz kırparak oy toplama sorununu çözüme bağlayacak.
Trafikte bir sorunla mı karşılaştınız? Söylemeye gerek yok; verecek ve sorunu çözecek siniz.
Daha fazla örneklemenin alemi yok; benim yurdumun güzel insanı memurundan politikacısına kadar, neyi verip neyi çözeceğini çok iyi bilir.
Şimdi, AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz'un dediğine göre, önümüzde iki "milli dava" var; biri Kıbrıs, öbürü AB.
Bu ulusal sorunları çözmek için hangi yolun izleneceğini her halde fark ediyorsunuzdur. Birileri bir şeyler verecek ki, sorun çözülsün. Yalnız bu ikiz sorunun bir sorunu daha var. Meğer AKP iki sorunu (Kıbrıs ile AB'yi) üst üste örtüştürmüş.
Asıl sorun neyin nasıl verileceği konusunda düğümleniyor. Birinden birini verip ötekini çözmek var, ama sonuçta ya ikisini birden vermiş olursanız, elinizde çözecek ne kalır, ikisini de verip "kurtulmak"tan başka?
Bir şiir
Tadımlık dizelerimiz de çözmek üzerine, ama siyasetle ilgisi yok. Güzel Yazılar'ın Şubat sayısında, Asım Öztürk'ten:
"Ekinler gibi çocuktum / Sırılsıklam bulut ve gün yeli / Düzlüklerin çözülmüş tayıydım // Hiç acıları tatmayacakmış gibi / Çözülmüş bir yaşama koşardım"
ngureli@milliyet.com.tr
|
|

|