12 Şubat 2004 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


   
Tarafsız taraftarlar

            Fenerbahçe'nin Elazığ'da oynadığı karşılaşmanın basın toplantısında, Elazığlı bir meslektaş Daum'la "it dalaşı"na girmeye çabalıyordu:
    "Hakemlere yine teşekkür edecek misiniz" ?
    Doğrusu zekice bir soruydu, ama Alman Hoca Türk malı "ayı tuzaklarına" düşe çıka, hayli tecrübe kazanmıştı.
    Daum, "Yanıt yok" dedikçe bizim hızlı gazeteci hızını alamamıyor, sonunda baklayı ağzından çıkarıyordu:
    "Niye yanıt vermiyor canım... Ben de Elazığspor'u korumak zorundayım"!
    Buyrun bakalım!.. Neden korumak zorundaydı Elazığspor'u? Kimden? Nasıl koruyacaktı? Böyle bir görevi var mıydı? Yoksa durumdan vazife mi çıkarmaktaydı?
    Burada en kolayı, Elazığlı meslektaşı bölgecilik, işgüzarlık veya boşboğazlıkla suçlamak ve kum torbasına çevirip bir kenara fırlatmak. Ama, ona bir basın mensubu olarak "kendi takımını koruma" fikrini benimsetenler kimlerdi?
   
    İstanbullu ağabeyler
    Onun İstanbul'daki ağabeyleri.
    O ağabeyler ki, üç büyüklerin medyadaki müşteri temsilcileri.
    Talep böyle... Arz da ona göre. Denge tamam da, öyle Elazığ'daki gibi dobra dobra olmuyor işte.
    Besbelli biraz geriden izliyor modayı bizim Elazığlı meslektaş. İstanbul'da artık söylem değişti. Kime sorarsanız sorun, "tarafsız" gazeteci.
    Arada sırada ağızlardan "bizim takım" lafları kaçsa da, tarafsızlık "gazeteci" kelimesinin önünde bir süs olarak kullanılsa da, futbolcudan tüccara, hakemden esnafa herkesin gazeteciliği benimsemesi, üstelik kendini tarafsız ilan etmesi "in" şimdi.
    Böylesi daha soft ve daha hoş.
    Hadi gazete okumuyorsun, hiç mi televizyon izlemiyorsun be gakkoş.
   
   
Uluorta konuşmayın
    Aziz Yıldırım - Atilla Kıyat kavgasında doğru sözler de vardı... Mesela Başkan'ın "uluorta konuşmayalım" lafı.
    Kesinlikle haklı.
    Böyle "amiyane" tartışmalar, etrafta çocuk, bayan, aile yokken yapılmalı.
   
   
Komplo zeka gerektirir
    Kaş yapayım derken göz çıkarana "sakar", "imaj" yapayım derken "sabotaj"la suçlanana ise MHK deniyor artık.
    Bence komplo falan yok ortada. İkinci yarı başlarken Bülent Bey'in aklına esiyor ve "kartları çakın futbolcuların alnına" diyor. "Çakın ve memleket otorite görsün"!
    Cem Papila vuruyor topuklarını, aynen uyguluyor... Kabak Beşiktaş'ın başına patlıyor.
    Bu sefer Bülent Bey'in şahsında MHK panikliyor ve yeni emir: "Yumuşatın"!
    Bülent Uzun ne yapsın.
    Kabak yine Beşiktaş'ın başında.
    Bu komplo falan değil. Komplo, çok daha yüksek IQ gerektiren, ayrıntılar içeren, ciddi bir iştir. Buna kaş yaparken göz çıkarmak denir.
   
   
Savaş Ay... Ay... Ay...
    Savaş Ay gibi bir usta, Cem Karaca'ya reva görülen ilgisizliği anlatmak uğruna, bir o kadar saygın ve değerli bir sanatçıyı; Edip Akbayram'ı yerin dibine sokmaktan çekinmiyordu salı günkü yazısında. İçinde bulunduğumuz popüler kültür çağında ideolojik bir yol ayrımı yüzünden iki sanatçı arasında yaşanan kopmayı, ilgisizlik, hatta sevgisizliğe bağlıyordu apaçık.
    Edip Akbayram, nasıl Cem Karaca'yı aramazdı...
    Yarın, öbür gün Edip'e bir şey olursa, "dev bir sanatçıya ayıp edenler listesi" hazırlayacak yeni kuşak basın mensupları, Savaş Ay'ı nereye koyacaklar bilinmez ama, bir köşe yazısına otuz yıllık aydınlık bir sanat yaşamını çöpe atmak; Edip'in tırnaklarıyla kazıyarak yarattığı bembeyaz "Akbayram Tarihi"nin şahitlerinden biri olarak, beni yüreğimden yaraladı.
    "Kronik" Savaş Ay fanatiği olarak da üzüldüm tabi...
    Üstelik Cem Karaca'yı yitirmişken...
    Kabus gibiydi.
   
   
Çok özel güvenlik
    Yıllar önce Cizre Emniyet Müdürü'nün Mardin'deki maçta, Mardin polisinden dayak yediğini bilen biri olarak ben stadlardaki özel güvenlik meselesine hiç güvenememiştim zaten. Güvenliğin "resmi" olanı bu kadar güvenli; nerede kaldı "özel"i..."Bir kulübün maaşlı elemanlarından rakip takımı ve hakemleri kim koruyacak" diye yazmıştım.
    İşte bakın... Elazığ'da hakemin suratına tekme atanların biri yönetici, diğeri satadın özel korumasıymış.
    Bu sevdanın sonu Türkiye'nin özelleştirme hamlesine dönecek sanki. Satılan, batırılan ve kurtarılan KİT öyküleri gibi.
   
   
Rıza hain mi?
    Ankaragücü, hakemin de hoşgörüsüne sığınıp sert oynadı ve Beşiktaş'ı 1 puana mahkum etti ya; "bir kısım" Beşiktaşlılar Rıza Çalımbay'ı ihanetle suçladı.
    Ben olsam bu insanların yakasından Beşiktaş rozetini söker alırım. Yeniden nikahlanan eski eşine zina davası açacak veya Rıza gibi bir futbol adamını ancak "şike" yaptığında "hakiki Beşiktaşlı" sayacak mantıktan ne o kafaya hayır gelir ne Beşiktaş'a...
   
   
Lucescu bizden
    Lucescu'ya bunca tepki neden biliyor musunuz. Yabancı olduğu için değil, onu bizden kabul ettiğimizden.
    Çünkü biz yabancıların söylediklerine kızmayız. Aksine, emir telakki eder gerekeni yaparız. İnsan haklarını ihlal ediyorsunuz derler, eyvallah çekeriz. Kamu mallarını satın; "derhal"... Kıbrıs'taki madama tazminat ödeyin; "tamam". Ada'yı verin kurtulun; "okey"...
    Misyonerlere yolu açın... Tarım yapmayın... Şu çuvalı kafanıza takın...
    Biz yabancıların söylediklerini yaparız.
    Demek ki, Lucescu artık bizden.
   
   
Okurum ve mağdurum Karaca
    Budak Sineması'nın tahta iskemlelerine tünemiş Cem Karaca'yı dinliyorduk ama, aslında sahnede olan bizdik. Sesten bir aynada delikanlılığımızın protest silüetine bakıyorduk sanki. O gençti. Biz de büyüyüp, daima genç kalacağımıza inanıyorduk.
    Birden ön sıralar dalgalandı. Tartışmanın nedeni "kız meselesi" olmalıydı. Cem Karaca şarkıyı kesti ve seslendi: "Durun gençler"!
    Öylesine otoriter bir tını vardı ki sesinde, sadece tartışanlar değil koca yazlık sinemada uçuşan ateş böcekleri bile hazrola geçti. Konserin devamında tahta iskemlelerimizden kımıldamadık.
    Çok uzun yıllardan sonra, geçen sene Cem Karaca'dan bir faks aldım. Ters Köşe'nin okuru olduğunu belirtiyor, kendisine ait bir dizeyi Nazım Hikmet'e mal ettiğimi yazıyordu. Telaşlandım. İlk gençliğimin otoritesini hatırlamış olmalıyım. Oysa ne kadar zarif ve kibardı ikazı. "Nazım gibi bir ozanla karıştırıldığı için onur duyduğunu" söylüyordu. Ben de ertesi hafta Cem Karaca gibi bir ustanın okurum olmasından duyduğum onuru yazdım.
    Ters Köşe, hem en muhteşem sesli okurunu, hem de en kibar mağdurunu kaybetmenin yasındadır bugün. Allah rahmet eylesin.
   
   
Seçim yazısı
    Belediye başkanı adaylarından birini desteklemek siyasi bir tercih midir ? Bence hiç değil. Aksi halde, Vedat Bayram'ın Eminönü Belediye Başkanı olmasını yürekten istemem nasıl izah edilebilir ?
    Parti programına bile bakmadım Vedat Bayram'ın. Sadece O'nu tanırım. Kendisi kilitlendiği işi bitirmeden bırakmayan ve yaşam çözümlemesinde sportif ipuçları arayan bir organizasyon adamıdır. "Yatırım" ile "yapacak adam"a onun kadar ince ayar yapan bir bürokrat görmedim ben bunca yılda. Şayet seçilirse, belediye başkanlığında "model" olacaktır.
    Biz sporu - zorla - ihtiyaçtan sayan başkanlar da gördük şimdiye kadar, vitrin yapanlar da, samimi olarak spora kaynak ayıranlar da. Çoğu başkanlığında tanıştı sporla... Eskiden sporcu olanlar da dönen çarka entegre olmak için yılları harcadı. Vedat Bayram ise tüm bu "vazifeleri" yarım ömür boyu Devlet adına yaptı. Bence O hâlâ bir siyasetçi değil. Zaten benim tercihim de siyasi değil. İş benim siyasi tercihime kalsa, Vedat Bayram en fazla oyların 0.7'sini alır.
   
    eguven@milliyet.com.tr
   
   

SPOR


GÜMÜŞ ZİNCİR:2-4
At yarışları
Avrupa Ligleri
Ülker'den dev adım: 77-83
İKİNCİ LİG PUAN DURUMU
Detroit tatsız
Aslan, köşke çıktı: 3-1
Kartal'ın dediği oldu
Tam isabet!
Petrol mü bulacaktık
Trabzon Yılmaz: 2-1
Şampiyonluk bizim
Ve mutlu son
En mutlu Boğa: 4-5
'Büyük felaket olur'
Haber turu...
Güzel değil iyi
Şansla kol kola
Tarafsız taraftarlar





Mehmet DEMİRKOL
Güzel değil iyi
Fuat ERCAN
Şansla kol kola
Ercan GÜVEN
Tarafsız taraftarlar


 İSTATİSLİKLERLE LİG
 EURO 2000
 SIDNEY 2000
 DÜNYA KUPASI 98