|


Evdeki hesap Dubai'de yanlış çıktı!..
Dubai'nin fısıltı gazetesiyle ballandıra ballandıra reklamı yapılıyordu. Geçen bayram nihayet "sosyal patlama" oldu, aylardır dışarıya gidip doyasıya alışveriş yapamayanlar nihayet kurtlarını döktüler.
Akmerkez'in, Mayadrom'un, Nişantaşı'nın yüzde 70'lere varan indirimleri bile yetmedi! Daha ucuzdur daha kalitelidir Avrupa malı, Amerikan malı diye üşüştü millet! Evet o markaları taşıyanlara dikkatle bakınca Çin malı olduğunu hayret içinde gördüler.
Hürriyet'ten Ayşe Arman da bayramı orada geçirmiş arkadaşlarıyla, yazıyor. Dubai'nin geniş caddelerinde, ara sokaklarında her yerde Türkler vardı, diyor.
Milliyet'in Magazin Müdürü Ali Eyüboğlu da Dubai ziyaretçilerinden. Gözlemlerine göre, vize için bekleyen 7 bin kişiden çok kimse geziyi gerçekleştirmiş. Ama otellerdeki müşterilerden çoğu bizimkilermiş diyor, Ali Eyüboğlu.
Dubai'de pazarlık
- Kaç euro şu CD'li kaset çalar?
- Vallahi sana 300 euro!
- Pahalı değil mi, bizim Doğubank'ta daha ucuz.
- Vallahi billahi o başkadır. Farklıdır. Ama sana indirim yapacağım. Sen Müslim ben Müslim hep kardeşiz. Ver 250 euro al git!
- Yok yok, 200 euro vereyim.
- Vallahi billahi sermayesi o kadar. Ama sen ver 225 yeter!
İstanbullu alıcı genç karı koca parasını kaptırır mı hiç? İki sokak arkada aynı malı 200 euroya aldı.
Bizim Vakko dahil, Paris'in, Londra'nın, Milano'nun bütün giyim aksesuvar markaları Dubai'de satılıyor. Lui Viton, Cacharel, Dior, Cartie, Gucci, falan filan hepsi. Oralarda pazarlık yok. Zaten alıcıları belli. Başları örtülü kiminin yüzü açık kiminin kapalı, simsiyah gözlü kadınlar, tüm yaşamları lüks villalarında, kontrol altında apartman dairelerinde geçiren genç kızlar. Çoğu prens, prenses.
Grup halinde lüks mağazalara gidiyor orada bol bol sohbet ediyor, alışverişlerini yapıyorlar! İki eşli, üç, dört eşli, 15 çocuklu kocalar çok. Çocukları Amerika'da, İngiltere'de okuyor. Kızlar daha uçaktan içeriye girer girmez çarşaflarını fora ediyor. Hürriyetlerine kavuşuyorlar!
Sen Müslim, ben Müslim
Yıllar öncesinin Beyrut'unu hatırlatıyor Dubai bana. Gündüz sahilde lüks otellerin plajlarından denize girilir... sonra dağda ski yapılırdı. Dünyanın ünlü yıldızları, şarkıcıları Beyrut sahnelerini paylaşamazlardı. Ortadoğu'nun tüm petrol geliri Beyrut'ta toplanır, orada harcanırdı. Çılgın bir yaşam vardı Beyrutta. Her şey ucuzdu, gümrük yoktu çünkü. İstanbul'dan, Ankara'dan hanımlar 5 - 6 bavulla dönerlerdi Beyrut'tan. Marka giysileri sosyeteye satarlardı. Bir kadın terzisi de kokain getirmiş, yakalanmış, Merzuka davası yıllarca sürmüştü.
Beyrut çarşısının Ermeni esnafı yalnız dükkanda değil evlerinde bile Türkçe konuşurdu. Pazarlığı daha o zamanlar meşhurdu Beyrut'un. 1950'lerde öğrenci grubuyla Beyrut'a ilk gidişimde işportada devrin Salka kravatlarını görünce almak için bakmıştım, bakmaz olaydım!
- Kaça bu kravatlar?
- Senin için 12 lira (Türk parası geçiyordu o zamanlar).
- Pahalı, dedim yürüdüm. Baktım arkamdan geliyor.
- Vallahi sen Müslim, ben Müslim, sana 8 lira!
- Hayır, dedim. Peşimden gelmeye devam etti. Ver 6 lira!
- Almamak için 4 lira dedim. Adam köpürdü.
- Sen kafir, sen yezid tuuu! Gülmeye başladık arkadaşlarla.
Yürüdük, ayrıldık oradan, satıcı bağırıyordu. Peki ver 5 lira bir Müslüman kardeşe yardım etmiş olayım.
İnadım tuttu almadım, kravatı...
|
|

|