13 Şubat 2004 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Bir günlük bir yaşam kanevası...

       
    Önceki gün öğleden sonra bir taksiye bindim. Şoför gençti, 30 yaşında ya var, ya yoktu. Her şeyin karmakarışık olduğundan, özellikle de, televizyonlardaki eğlence programlarından yakınıyordu:
    - Küçük çocuklarda ahlak diye bir şey kalmıyor, diyordu; eve televizyon sokmayacaksın; radyo neyine yetmez ki...
    ***
    Ta öteden beri kasaba, yahut köy kahvelerinin, ülkeyi düzeltme sevdalısı karayağız kasketlileri de:
    - Önce ahlakı düzeltmek gerek, derlerdi.
    Ahlak bozulduğu için, her şeyin bozuk olduğuna inanırlardı.
    Bazıları da:
    - Sallandır iki kişiyi, bak her şey nasıl düzelir, derdi.
    Bazıları da:
    - Bize, derdi, eli sopalı biri gerek...
    Genç taksi şoförü de, TV'lerdeki eğlence programlarına gıcık oluyordu.
    ***
    Çok sevdiğim bir dostun bürosuna uğradım. Az sonra, keskin tavırlarla, uzunca boylu, tilki görmüş kaplanımsı bakışlı, bir hanım geldi oturdu karşıma; bendeki gülümsemeyi paylaşmadan:
    - Ben, dedi, kendime özgü biriyim, kimseyle kolay kolay geçinemiyorum. Sigarayı da bugün bıraktım. Neyse bizim kız, "aşıklar günü" için, erkek arkadaşıyla Dubai'ye gidiyor. Gençtirler, gitsinler bakalım, biraz eğlensinler. Oğlan fena birine benzemiyor. Büyük bir şirkette çalışıyor. Henüz inceliyorum, gözüm tutarsa... Siz de lütfen sigara içmeyin, dumanı dokunuyor bana; bugün bıraktım ben, siz de bırakın...
    Bir hayli gergin bir hanımdı. Kocasını hiç sevmemişti, ayrılmışlardı. Aileden kalma olanaklarla yaşıyordu. Çok değişik bir karakteri, çok değişik bir kişiliği olduğunu söylüyordu.
    ***
    Yürüyerek eve dönerken, içme suyu dağıtımıyla uğraşan ve uygun bir zamanda bize uğrayıp, uzun uzun konuşmak isteyen, 50 yaşlarını azıcık geçmiş bir asker emeklisiyle karşılaştık kapının önünde.
    Önce "Cami" parfümlü siyasetten yakınır gibi oldu. Vatanı için gözünü kırpmadan öleceğini söyledi. Ben de, "vatan sevgisi" edebiyatıyla ilgili birkaç anı anlattım. Güldü. Alışık olduğu plağı döndürmekten vazgeçti. Hayatta, gemisini kurtaranın kaptan olduğu gerçekçiliğiyle, emekli olduktan sonra su satmaya başladığını, bana da bir şişe göndereceğini söyledi.
    ***
    Ailesi Bulgaristan göçmeniymiş.
    - Demek sen de suyun öteki tarafındansın, dedim.
    Babaannemin sık tekrarladığı bir Rumeli deyimini tekrarladım; "Ağızda pilav pişse, benden Tuna kadar yağ"...
    Yerli, mentollü bir sigara verdi bana, fiyatının da ucuz olduğunu söyledi.
    Rumeli göçlerinden arta kalmış asker emeklisi sevimli arkadaşla, bir hayli konuştuk ayaküstü...
    Eski günlerin anısına, bir Kırım göçmeni olan dedemin adını taşıyan; çocukluğumun köşkü yerine dikilmiş, heyyula apartmana girdim.
    ***
    Siyaset arenalarından fırlayan kıvılcım ve hatta şimşeklerle, hayatın akışı pek vals etmiyor gibiydi.
    Gece aile arasında bir yaş günü toplantısı vardı. Uzun sofrada 15 kişiydik.
    1932 yılında aynı mekanda bendeniz 5 yaşındaydım. Arka kapının iki basamaklı taş merdiveninde oturan dedeme, evlatlık Fehime koşarak gelmiş ve:
    - Bir kız torununuz oldu, müjdesini vermişti.
    Ve eski köşkte biri bebek, iki çocuk olmuştuk.
    ***
    Şimdi ne dedem vardı ortalıkta, ne ciciannem, ne babam, ne babaannem, ne annem...
    Bizim çocuklarımız, gelinlerimiz, damatlarımız ve torunlarımız vardı sofrada. Doğadaki sürekli değişimi durduramıyordun...
    ***
    Bilemiyorum, İstanbul'da kar fırtınası öngörülen yoğunlukta olacak mı?
    Hiç merak etmeyin, KKTC sorunu da çözümlenecektir. Enseyi karartmayın...
   
    c.altan@prizma.net.tr
   
   





Taha AKYOL
Diplomasi...

Çetin ALTAN
Bir günlük bir yaşam kanevası...

Melih AŞIK
Tüpraş'a devam...

Fikret BİLA
AB'nin haksızlığı

Hasan CEMAL
Kıbrıs'ta paylaşmak!

Güneri CIVAOĞLU
Omerta

Can DÜNDAR
Tanrı sahnede!

Abbas GÜÇLÜ
Eğitimde çok şey değişecek!

Hurşit GÜNEŞ
Babalar gibi satacaklardı! Fosladılar!

Sami KOHEN
Benzer durumlar yok değil...

FAİK ÖZTRAK
Neden Kıbrıs piyasalar için önemli

Hasan PULUR
Komünistler, "komünist parti" kuramazlar!

Derya SAZAK
Kıbrıs'ta çözüm

Meral TAMER
Paradan 6 sıfır atınca neler değişecek?

Ece TEMELKURAN
Pedistan'ın genç kadınları

Güngör URAS
"Project pipe line" ve "döviz fabrikası"

M. Ali BİRAND
Türkiye satrançta büyük kazandı...