|


Kar, acaba Türk düşmanı mı?
İstanbul'un Gaziosmanpaşa gibi gariban mahallelerinde yaşayanlar da, başvurmuşlar BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a:
- İstanbul'a kar yağdı mı, bir karabasan çöküyor ortalığa. Hava, kara, deniz ulaşımları duruyor; elektrikler kesintiye uğruyor, sular akmıyor, evlerden dışarı çıkılamıyor, dükkânlar kapanıyor, tüpgaz dahi alınamıyor. Siz her düğümü çözdüğünüze göre, acaba kar yağınca İstanbul'da her şeyin düğümlenivermesine de bir çare bulup, bu düğümü de çözemez misiniz?
Annan'dan gelen yanıt şu:
- Ben, donsuz uçkurların düğümünü çözüyorum; sizin düğümünüz ise uçkursuz bir don düğümü: "Türküm, doğruyum, çalışkanım" diye diye, çözmeye neden uğraşmıyorsunuz?
***
Bektaşi'ye sormuşlar:
- Siyasi muhalefetle, hava muhalefeti arasında ne fark var?
Bektaşi kıs kıs gülmüş:
- Hava muhalefeti, demiş; onca nutuk, demeç, vaat ve "şanlı tarih" övünmesine karşı, bir ülkenin nasıl yönetildiğini tabak gibi çıkarıverir gözler önüne...
- Ya siyasi muhalefet?
- O da bok atma geleneğine sadık kalmak için, çömelip ıkına sıkına bokunu çıkarır; biz "vatanı ve milleti daha çok seviyoruz" diyerek...
***
İncili Çavuş, ayağa kalkmış; iki avucunu kulaklarının üstüne sıkıca bastırmış; ağırlığını bir ayağının üstüne vererek, öteki ayağını öne, yana, arkaya doğru adım atar gibi yapa yapa, sonunda tabanını sıkıca bastırmış yere. Arkasından tabanını yere bastırdığı ayağının üstüne vermiş ağırlığını; öteki ayağıyla aynı hareketleri tekrarlamaya başlamış. Ve onu da bir adım atarak yere bastırınca, yine beriki ayağını kaldırmış, öne, yana, arkaya doğru kaygılı bir aranıştan sonra, hızlıca bastırmış tabanını...
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
- Yahu Hoca, ne yapıyor İncili Çavuş; mayın tarlasından geçen, bir köylünün taklidi mi bu?
Hoca:
- Hayır, demiş.
- Aydın efesi rolüne çıkmış acemi bir aktörün, zeybek taklidi mi?
- Hayır...
- Ya ne peki?
- New York'ta Kıbrıs sorununu çözmeye çalışan Kofi Annan'ın taklidi.
***
Kamuoyuna hiç yansımayan konulardan bazıları pek şaşırtıcı. Örneğin:
BMM'nin 1028 resmi lojmanı var...
Başbakanlığın 504...
Çevre Bakanlığı'nın 32...
Sosyal tesislere gelince:
Sayıştay'ın 5...
Anayasa Mahkemesi'nin 1...
Maliye Bakanlığı'nın 119...
Kültür Bakanlığı'nın 3...
Milli Savunma Bakanlığı'nın 290...
Dışişleri Bakanlığı'nın 1...
İnsanın göğsü gururla kabarıyor, devletimizin ne kadar iyi örgütlenmiş olduğunu görünce...
Öyle değil mi?
Fili yutan yılan mı, yılanı yutan fil mi?
***
Fikret Otyam'ın yeni çıkan "Dosttan Gelen Selamsın" adlı mucize yapıtının ilk sayfasından bir alıntı:
"Anam bana da hiç mektup yazmadı!
Okuması yazması yoktu da!
Neden mi?
'Vatan uğruna!.."
***
Borazan Tevfik'e sordular:
- Egemenlerimiz yaptıkları açıklamalarla kul yığınlarını kazıklıyorlar mı?
Borazan Tevfik?
- Hayır, dedi, kazık çoktan atılmış da, yeniden yağlıyorlar...
***
Bu pazar da, Fazıl Ahmet'in bir şiiriyle bitirelim yazıyı:
Bilmeli ki, o ne gülen, ne ağlayan demektir;
Hakikaten büyük şair, bir çağlayan demektir.
Zannetme ki sade şarap, sade lale demektir.
Hakikaten büyük sanat, bir şelale demektir.
Sefil gönül, ona varmaz hatta yanıp kudursa.
Sen şimdiden topla hemen mermerini, alçını;
Çıkamazsın tepesine ruhun eğer bodursa.
Çünkü yoktur kayaların ondan daha yalçını.
Dökülemez o yaylaya hiçbir bulut gölgesi;
Sonsuzluğun üst tarafı... İşte şiirin ülkesi.
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|