|


Birlikte kazanmak!
Gol attık, gol yedik... Yendik, yenildik... Gafil avladık, avlandık... Hezimet, zafer! Sanki futbol maçı. İlle de bir taraf yenecek, öbür taraf yenilecek.
Oysa değil.
Siyaseti futbol maçı gibi algılamaktan ne zaman vazgeçeceğiz? Siyasetin bir uzlaşma sanatı olduğunu, koşullar elverdiği ölçüde mümkün olanı yapmak olduğunu ne zaman öğreneceğiz?
Aslında bu bakımdan mesafe almadık değil. Geçmişin acı tecrübeleri sayesinde hepimiz uzlaşma kültüründen nasiplendik. Kopuşların terbiyeci edici, olgunlaştırıcı yanı hepimizi şöyle ya da böyle törpüledi. Futbol maçından farklı olarak siyasette birlikte kazanmanın mümkün olabileceğini görmeye başladık.
Ama yine de New York'taki tarihi Kıbrıs zirvesinden sonra Türk, Rum ve Yunan basınında çıkan bazı başlık ve yorumlara göz atınca, bu kötü alışkanlıktan hala tam kurtulamadığımız anlaşılıyor.
İlle de yenmek, yenilmek!
Niye öyle olsun ki? Niçin birlikte kazanılmasın? Bakın Kıbrıs'ta çok önemli bir adım atıldı. Kırk yıllık sorunda çözüme giden bir süreç işlemeye başladı. Düğümün çözülmesinde diplomatik açıdan büyük rol oynayan Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal'in deyişiyle, "Her iki tarafın da kazançlı çıkacağı" bir yola girildi.
Bu bir başarı.
Her şey bitti mi? Bitmedi. Bir aylık çetin bir pazarlık dönemi açılıyor. Masaya oturulacak, bir şeyler alınacak, bir şeyler verilecek. Al - ver dengesi kurulacak.
Tabii kolay değil.
Barış yapmak bazen savaş yapmaktan güçtür. Savaşta çekilen acılar, akan kanlar, şehitler, gaziler sürekli akla gelir, takılır. Bütün bunlar boşa mı gitti duygusu haklı olarak vicdanlara çengelini asar. Kıbrıs için özellikle geçerlidir bu duygu ve düşünceler...
Rauf Denktaş bir dava adamı. Kıbrıs Türklüğünün haklarını korumak için bir ömür boyu haklı bir mücadele verdi. Sayın Denktaş'ı bu son dönemde bazen ağır biçimde eleştirirken, kendimi onun yerine koyup düşündüm. Onun duyarlığını anlamaya çalıştığım anlar oldu.
Sonunda hep aynı noktaya geldim:
Tarihin tutsağı olanlar barış yapamazlar. Tarihin sizi rehin almasına izin verirseniz, güzel bir geleceğin mimarı olamazsınız. Birçok eleştirimde Sayın Denktaş'a dilim döndüğü kadar bu gerçeği anlatmaya çalıştım.
Bu açıdan en anlamlı örnek Avrupa'dır. İkinci Dünya Savaşı yaşlı kıta için bir cehennem oldu. Ama o cehennemden, savaşın korkunç yıkıntısından tarihin en iddialı, en büyük barış projesi olan Avrupa Birliği tarih sahnesine çıktı. Başta, yüzyıllar boyu birbirini yiyen iki ülkenin, Fransa'yla Almanya'nın büyük devlet adamları olmak üzere Avrupalı liderler, tarihin tutsaklığını reddedip barış dolu bir dönemin kapısını elbirliğiyle açtılar.
Yunanistan o kapıdan girdi.
Kıbrıs bu kapının eşiğinde!
Yeni Kıbrıs devleti, Rumlarıyla Türkleriyle 1 Mayıs'tan itibaren o kapıdan girebilecek. Sırada Türkiye var. Kıbrıs'ta çözüm onun da önünü açacak. Sayın Denktaş, işte bunun adı 'birlikte kazanmak'tır. Davayı satmak değil, bir büyük davayı mutlu sonla noktalamaktır. Zaman tünelinde kalmış muhalefetin eski moda, tapon eleştirilerine sakın kulak asmayın.
Doğru yoldasınız.
Girne'de, Bellapais Manastırı'nın kemerleri altından mehtabın doğuşunu hiç seyrettiniz mi Sayın Denktaş?
Harikuladedir.
Manastırın sırtını dayadığı Beşparmak Dağları'nın bir ucundan güneş etrafı kızıla boyayarak batar. Öbür ucundan ay doğar. Göz alabildiğince uzanan Akdeniz bir başkadır ay ışığında. Gün battığında ağustosböcekleri susar. Ortalık garip bir sessizliğe bürünür. Bazen uzaktan uzağa ürpertici bir baykuş sesi kulağa çalınır. Sonra ay yükselir, yükselir. Ve 12. yüzyılda Kudüs'ten kaçan Haçlıların inşa ettiği manastırın bahçesindeki zarif servilerin, Akdeniz coğrafyasının o ölümsüz ağaçlarının arasından bakar. Gotik yapının mimari güzelliğine nar kırmızısı Japon gülleri, turuncu, mor begonviller, beyaz, pembe zakkumlar, İngiliz manolyaları bir başka güzellik katar. Ve yaseminler başka hiçbir yerde o kadar bayıltıcı kokmaz. Böyle bir Girne akşamında not almıştım, "Günleri ve mevsimleri düşlerimize göre yeniden yaratacağız." diyen Eluard'ın bu sözünü...
Kıbrıs çok güzel bir adadır.
Kimse onun geleceğinden çalmasın.
Sayın Denktaş, inanmak istiyorum, bu bahar Girne'de portakal çiçeklerinin bir başka güzel açacağına, kokularının her zamankinden daha iç bayıltıcı olacağına...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|