|


Uzan vesilesiyle basın özgürlüğünü "anımsamak":
Dumuristan'dan son haberler
Hürriyet Gazetesi Yazarı Fatih Altaylı, önceki gün canlı yayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile konuşuyor. Erdoğan, basında kendisine yapılan hakaretler ve haksız eleştirilerle ilgili olarak "patronları" uyarı amacıyla aramadığını, bu işi yargıya, tazminat davalarına havale ettiğini söylüyor. Altaylı ise gülerek hatta kahkaha atarak "Ben de geçenlerde size (tazminat olarak) 5 milyar ödedim" diyor, "Güle güle harcayın"! Altaylı çok güldüğü için olacak Erdoğan da haklı olarak soruyor:
"Ciddi misiniz?"
Altaylı ciddi ve yine gülüyor.
Şimdi ben şunu anlayamıyorum bu konuşmada:
Fatih Altaylı ödediği 5 milyarı küçük bir meblağ olduğu için ciddiye mi almıyor? Yoksa yargının yazdığı yazının haksız olduğuna veya gerçek olmadığına hükmetmiş olması mı ona dokunmuyor? "Cezayı" hak ettiğini mi düşünüyor? Ya da Erdoğan'ın "patronları aramaması" neden yüce bir erdem olarak sunuluyor? Neyse... Konu elbette Star gazetesi meselesine geliyor. Erdoğan diyor ki, "Biz bu gazetenin ticari mantıkla yönetecek biri tarafından satın alınmasını istiyoruz."
Sorası gelir insanın:
Bir gazete ne kadar ticarethanedir?
Fikir ve haber ne kadar "maldır"?
Konu Star değil de başka bir gazete olsaydı bu soruları hakikaten temiz temiz tartışabilirdik. Ama tartışamıyoruz. Çünkü ortada, oraya buraya yerleştirilen "böceklerle" haber yapan, haber yerine şantaj veya linç yapan bir kuruluş söz konusu.
Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi ortada fikir ve haber olduğunu düşünüyor olmalı ki yapılanların "basın özgürlüğüne darbe" olduğunu söylüyor. Bu ülke nasıl bir Dumuristan'dır ki, Özgür Gündem muhabirleri öldürülürken, Sosyalist dergiler "terörist" muamelesi görürken, yazarlar üzerinde "Satmayan fikir piyasadan kovulur" baskısı büyürken, aniden Star'a el konulmasının ardından fikir ve basın özgürlüğü en ciddi mesele oluyor? Ya da dün ve önceki gün Cumhuriyet gazetesinde yapıldığı gibi, AKP'ye muhalefet yaparken (kaş yaparken) Uzan'ın tarafına düşmek (göz çıkarmak) nasıl "özgürlük" gibi bir kavramla paketleniyor?
Uzan gazetesine eşit midir?
Star çalışanları el koyma olayından sonra "Bize birer Uzan'mışız gibi davranılıyor" demişler. Davranılıyordur ve haksızdır bu tutum. Nihayetinde onlar birer "emekçidir." Fakat açlık grevine soyunup, açlıklarının Uzan'ın retorik malzemesi haline gelmesine neden göz yumdular o zaman? Ya da "emekçi" olduklarını, küçük birer Uzan olmadıklarını, maaşlarını alırken kaç kere söylediler?
Sormakla, söylemekle bitmez bir Dumuristan vakası bu. Ama acaba Başbakan Erdoğan veya gazeteye el koyan TMSF bu gazeteyi, gazetecilere emanet etmeye cesaret edebilir mi? Bu, hükümete sandığından daha çok "puan kazandıracağı" gibi gazeteci arkadaşlar ve Türkiye Basın Tarihi açısından da paha biçilmez bir deney olacaktır çünkü. Çünkü bir gazete sadece ticarethane değildir. Çünkü, haber ve fikir sadece mal değildir. Değildir.
ecetem@hotmail.com
|
|

|