|


Baykuşlar, tarih ve sorumluluk!
Türkiye için iyi olan Kıbrıs Türkleri için de iyidir, kötü olan kötüdür. Tersi de geçerli. Türkiye'yle Kıbrıs Türklüğünün kaderi bir yerde iç içedir. Önce bunu lütfen bir kenara yazın.
Kim mi yazsın?
Örneğin Kıbrıs Türkleri.
Özellikle Kıbrıs Türklerinin arasında iyi niyetle Annan planına karşı çıkanlar ya da bu plandan kuşku duyanlar...
Bu plan elbette ideal bir plan değil. Değiştirilmesi, düzeltilmesi gereken yanları var. Ama bu plan eğer armudun sapı üzümün çöpü denerek bir yana atılırsa, 1 Mayıs 2004 tarihi, yani kritik eşik çözümsüz geçilirse, işte asıl o zaman Kıbrıs Türklüğü için bugünkünden çok daha kötü olur. Türkiye de bundan olumsuz etkilenir.
Bunu lütfen unutmayın.
Rum yönetimi öteden beri böyle bir çözümsüzlüğü amaçlıyor. Annan planının 1 Mayıs'tan sonra rafa kalkacağını, Kıbrıs Türklüğünün eşit ortak değil, azınlık olarak zaman içinde mevcut Elen devletine yamanabileceğini umuyor.
Plan bu, oyun bu!
Bu tuzağa düşülecek mi?
Ama eğer Türk tarafı ayağını yere sıkı basarsa... Masada kalır, Rum tarafından bir adım önde olmaya devam ederse... Annan planının çerçevesini de korursa, Rum liderliğinin anlaşmadan kaçması imkansız hale gelir.
Bunu da bir kenara yazın.
Anlaşma istemeyen statükocu takımı bin dereden su getirebilir. Ya da CHP sözcüsü Onur Öymen gibi Meclis kürsüsünden çözüm adına çözümsüzlüğün nasıl parlak bir biçimde savunulacağının ibret verici örneklerini verebilirler.
Geçiniz onları.
Kulak asmayın felaket tellallarına. Onlara bıraksanız, Avrupa'dan ETA'yı, IRA'yı örnek verip tarihin en büyük barış projesi olan Avrupa Birliği'ni dahi kendi güdük milliyetçi anlayışlarıyla çöp tenekesine atabilecek kadar aymazlaşabilirler.
Bu kafayla barış savunulamaz.
Bu kafayla hiçbir yere ne huzur gelir, ne de istikrar... Bu kafa için bardağın boş tarafına bakmak kötü bir alışkanlık, hatta ne yazık ki bir illet haline gelmiş durumda. Soğuk Savaş gözlüklerini hala çıkarıp atamıyorlar.
Dünyaları siyah beyaz!
Ya dostlar var, ya düşmanlar.
Aslında ya da özünde bu kafadır dünyada savaşları, çatışmaları getiren...
Geçelim.
Sevgili Kıbrıs Türkleri,
Çok uzun yıllardır haksız bir kuşatma altında yaşıyorsunuz. Dünya sizi tanımıyor. Hakçalıktan uzak bu ambargo koşullarında Güney zenginleşirken, Kuzey yerinde saydı. Rumların kişi başına milli geliri 16 bin doları bulurken, sizler ne yazık ki 3 bin dolarda emeklediniz.
Bu elbette sizin suçunuz değil.
Ama kimin derseniz, bütün kabahati karşı tarafa atamazsınız. Bunda Kıbrıs Türk liderliğinin ve Ankara'nın sorumluluğu da, yanlışları da göz ardı edilemez. Şimdi herkesi yeni bir sorumluluk bekliyor. Bu büyük ve tarihi bir sorumluluktur. Ve aynı zamanda, altını çizin, ortak bir sorumluluktur bu...
Bir başka deyişle:
Hepimiz taşın altına elimizi sokmak zorundayız. Bu sorumluluğun gereğini yapabilirsek, karşı taraf kolay kaçamaz. 1 Mayıs'la birlikte Kıbrıs Türklüğü'nün de eşit ortak olarak, bayrağınızla, Türkçenizle yer alacağınız yeni Kıbrıs devleti Avrupa Birliği'ne girecek.
Bu sizler için de iyi olacak, Türkiye için de... Tarihi bir dönüm noktasında, herkes sorumluluğunun gereğini yerine getirirse, hiç kuşkunuz olmasın, 1 Mayıs sonrası hepimiz için iyi olacak.
Baykuşlara aldırmayın!
Müzakereleri iyi markaja alın!
Çözüm özlemi ve dileğiyle...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|