|
|


Fişer mikyedes çüg noad (*)
Düşünün hayatınızda şifreyle koruduğunuz neler var? ATM kartınız mı? Bu da bir şey... Ama bazılarının ATM kartından daha fazlasını korumaya ihtiyacı var. Devletler, Ordular, dev şirketler sırlarını korumak için büyük paralar harcıyorlar. Onların kriptoları karşısında Da Vıncı'nin Şifresi 'yaya' kalıyor. İşte şifrenin gücünü taşıyanlar. Ya da gücünü şifreyle koruyanlar...
ŞAZİYE KARLIKLI
Aile terbiyesi kuralları içinde topluluk içinde 'fısıldamak' ayıptır... Yani kaşlarını yukarı kaldıran annenin bu mesajını çözebilen çocuk şunu anlamalıdır; 'bilgini paylaş...' Yani şimdilerde yeni bir keşif gibi sunulan 'bilgi paylaşımlı, şeffaf toplum' söyleminin pek bir naif hali... Ve de yani 'az buçuk yalan...' Çünkü, ardından şöyle bir atasözü de kulağa çarpar; 'Sırrını söyleme dostuna / Dostun söyler dostuna...'
Çocuk için mesaj açıktır 'Gizli olanı paylaşma...' Yani şimdilerin 'yüksek güvenlikli bilgi' tanımı... 'Biz sadece istediğimiz bilgiyi paylaşırız' durumu.
Şu sıralar, Da Vinci Şifresi romanı ellerden düşmüyor. Okur bu sırrın peşinde... İyi de Da Vinci'ye gelinceye kadar 'önümüz arkamız sağımız solumuz şifre' aslında... Herkesin hayatta bir sırrı ve o sırrı erişilmez kılan bir şifresi var... Ve de herkesin derdi başkasının sırrını öğrenmek... Ama romanda olduğu gibi en güçlünün şifresi elbette çok daha cezbedici... Yani Hıristiyanlığın eğer bir sırrı varsa... Ve o sır şifrelenmişse... 'Hırsıza kilit olmaz misali'... O şifreyi kim kırmak istemez ki... Bu sır uğruna romandaki ki gibi 'dört kişi öldürülmüş," kime ne?.. Romanda konu edilen sözde "Hz İsa'nın aslında Tanrı'nın oğlu olmadığı" sırrını eline geçirenin gücünü bir düşünsenize... Ya da dünya üzerinde oluşacak kaosu...
Dünya üzerinde bilginin yanlış ellere geçmesi korkusuyla oluşturulan ciddi bir 'Kripto (şifre) endüstrisi' bulunuyor. Kişisel güvenlik bir yana, devletler, ordular ve büyük şirketler için bu konu çok mühim. Bir de bunun tam tersi var elbette... Devletlerden, ordulardan ve büyük şirketlerden 'kötü niyetle' bilgi saklamaya ya da onların bilgilerini çalmaya çalışanlar da var... Ve ortada 'Da Vinci'nin bile dudağını uçuklatacak bir 'şifre sektörü' bulunuyor.
Şifreciler kötü adamlara karşı
UEKAE... Bu kısaltmayı Türkiye'de sadece ilgilileri biliyor. Açılımı şöyle Ulusal Elektronik Kriptoloji Araştırma Enstitüsü... Bu kurum TÜBİTAK'a bağlı... En büyük müşterisi başta Türk Silahlı Kuvvetler'i olmak üzere devletin sırrının saklanmasına ihtiyaç duyduğu diğer birimleri. Yani bu kurum modern "Da Vinci şifreleri" yazıyor. En azından işlerinden biri de bu. Tarih boyunca 'güç' kavramı ile kripto kavramı hep yan yana durmuş. Gücü pekiştiren hep 'gizlilik' olmuş. UEKAE de şimdi Türkiye'nin en güçlü resmi kurumlarına hizmet veriyor. Hani filmlerde görürsünüz, bir odada 'şifreciler' çalışır. Kötü adamlar da bu şifrecilerin bilgilerini ele geçirmeye çalışır. İşte UEKAE'nin çalışanları da aynı filmlerdeki gibi özel 'tipler'. (Kurumun başında Prof. Dr. Önder Yetiş var. Önder Yetiş, haberi hazırladığım sırada meşgul olduğu için konuşamadı. En azından bana öyle söylendi. Küçük bir bilgi; Prof. Dr. Yetiş, Türkiye'nin en ünlü kripto uzmanlarından ve TÜBİTAK'ın başına olaylı biçimde atanan Prof. Dr. Nüket Yetiş'in de eşi...)
Kurumdan aldığım bilgiye göre, UEKAE'de çalışanlar özel güvenlik kriterlerine göre seçiliyorlar. Her çalışan 'yaptığı işin gerekleri konusunda bilinçli ve güvenliğe sonuna kadar riayet eden kişi' olarak tanımlanıyor. Yani kötü adamlara direnebilecek nitelikleri var. UEKAE'nin binası da sıradan değil. Yine özel güvenlik kriterlerine göre tasarlanmış ve özel güvenlik tedbirleri alınmış bir binada çalışıyorlar. Bina güvenliği o kadar önemli ki güvenlik düzeyleri, Milli ve NATO Tesis Güvenlik belgeleriyle tescil edilmiş.
'Sivil'ler de kullanıyor
Kurumun şöyle bir misyonu var: "Ulusal bilgi güvenliği ve ileri elektronik teknoloji alanlarında Türkiye'nin teknolojik bağımsızlığını sağlamaya katkıda bulunmak."
Enstitü bu misyon doğrultusunda bilginin ister askeri isterse ticari amaçlar için kullanılsın, güvenli bir biçimde saklanması ve iletimi konusundaki güvenlik tedbirleri ile uğraşıyor. Kurumun önceliği devlet ve devlet kurumlarında ama UEKAE sivil kullanımlar için de Data Kripto Cihazları, Ses Emniyet Cihazları ve özel amaçlı haberleşme cihazları geliştirilerek ihtiyaç sahiplerinin kullanımına sunuluyor.
Tek işleri bu değil tabii. Son derece karmaşık, biz sıradan insanların anlayamayacağı ama tümüyle şifreleme ve şifre çözme üstüne pek çok iş yapılan bir yer burası. Benzer şekilde ASELSAN da kripto cihazları üretiyor. Onlar da hem askeri hem de sivil kullanımın ihtiyacına yanıt veriyorlar.
Adı sık sık geçen bu kripto cihazı aslında İkinci Dünya Savaşı filmleri seyredenlerin çokça gördükleri (örneğin Enigma) cihazlara benziyor. Böyle bir cihazınız varsa yazdığınız metni okumasını istemediğiniz kişiler kargacık burgacık bir takım semboller yığını olarak görüyorlar. Ancak metni ulaştırmak istediğiniz kişi de 'anahtarla' şifreyi çözüyor ve metni okuyor. Yazılı haberleşmesinin dışında sesli haberleşmede de aynı sistem geçerli. Yani yüzlerce yıldan bu yana sistem değişmemiş. Mantık aynı; 'Benim bilgimi öteki bilmesin.' Değişen sadece teknoloji
'Hayatımızı şifreler yönetecek'
Kim bu ihtiyaç sahipleri?
Günümüzde kimler şifreye ihtiyaç duyar? Bu sorunun yanıtını Microsoft Genel Müdür Yardımcısı Ekrem Yener'e soruyoruz. Ve biraz da felsefi bir gönderme yapan yanıt alıyoruz:
"Gücü kontrol etmek isteyenler..."
Ve hemen ardından şu eklemeyi yapıyor:
"Hayatı daha fazla şifre yönetecek..."
Gördüğünüz gibi yanıtlar bile biraz şifreli. Ekrem Yener, ilk yanıtının açıklamasını şöyle yapıyor:
"Artık bilginin ekonomik bir değeri vardır. Güç de doğal olarak bu bilgiyi tutanın elindedir. Bu bilgiyi kimsenin kullanmasını istemezsiniz. Çünkü varlığınız tehdit altına girer..."
Küresel ekonomi büyük bir rekabeti doğurdu. Bu rekabet içinde en basit bir alışveriş bilgisinin bile 'korunması' gerekiyor. Bu nedenle 'sivil' olarak tanımlanan özel sektör kuruluşları bilgilerini şifreliyorlar.
Türkiye Microsoft'un kodlarını biliyor
Şifre kavramının en güçlü olduğu şirketler arasında Microsoft da yer alıyor. Ancak bazen sırların paylaşılması da gerekiyor. Ekrem Yener, son derece gizli olan Windows'un kaynak kodlarını dünyada sınırlı sayıda ülkeye açtığını ve bunların arasında Türkiye'nin de bulunduğunu belirterek şu bilgiyi veriyor: "Microsoft, 15'i NATO ülkesi olmak üzere, 23 ülkeye Windows'un kaynak kodlarının yanı sıra algoritma ve kriptolarını da açtı. Microsoft işbirliğini Türk Silahlı Kuvvetleri ile yaptı... "
Bunu neden yaptı?
Yener'in söylediğine göre Microsoft işletim sistemiyle bugün milyonlarca bilgisayara ulaşabiliyor. Bu da kurumlarda 'acaba izleniyor muyuz?, Amerika'nın gizli kulağı bizi görüyor mu?' korkusunu oluşturuyor. Bu kodlar işte bu korkuyu bertaraf etmek için açılıyor. Ayrıca Microsoft kodları açarak; "Biz Windows'un kaynak kodunu ve kripto algoritmasını açarak isterseniz kendi algoritmanızı yaratın dedik" mesajını veriyor. Ama bu ödül belirttiğimiz gibi dünya üzerinde çok az kuruma nasip oluyor.
Gelelim hayatı daha fazla şifrenin yönetmesine... Telefonun çok da yaygın olmadığı dönemlerde, çare telgraflarla haberleşmekte bulunmuştu. Ama her bir kelime para demek olduğundan, telgraflar için bir kod kitabı yazılmıştı. Özellikle 1940'lara kadar her tüccarın bir kod kitabı vardı. Bu kod kitabına göre şifrelenerek kısaltılan metin için daha az telgraf parası ödenirdi. Telefonlarla birlikte bu kod kitapları da tarihe karıştı.
Ama artık hayatımızda yeni şifreler var. Hayatında bilgisayara el değdirmesi gerekmeyen 75 yaşındaki Emekli Ayşe Hanım bile ATM kartı kullanıyorsa, dört haneli bir şifreye de sahip. Kötü adamlar onun bile peşinde. Şifresini kırarlarsa ya da çalarlarsa emekli maaşına da sahip olurlar. Bilgisayar kullananların hali malum. Elbette şifreleri var. Yakında 'sayısal imza'ya geçeceğiz. Bu da yeni bir şifre demek. Microsoft Genel Müdür Yardımcısı Ekrem Yener de 'Hayatı daha çok şifre yönetecek' derken bunu kastediyor. Yener, "Günlük hayatımızda daha fazla 0'lar 1'ler olacak. Şifreli bir hayatımız olacak" diyor.
Anlaşılan, Da Vinci Şifresi'nin peşinden koşmayı bırakıp kendi şifremizi yazsak ve şifreli bir hayata alışsak iyi olacak.
(*) Başlıktaki şifre
Bu şifre her hece tersten yazılarak hazırlandı. Açılımı:
Şifre kimdeyse güç onda... Çok mu basit... Eh biz de UEKAE değiliz herhalde!
BUSINESS

En öndekiler
'Beni birinci ilan ederseniz gelirim'
Fişer mikyedes çüg noad (*)
Tekno kumaşla üretiyor 'Göbekli'ye satmıyor...
Bush'tan işçilik almadılar
çiçeklerin boynu bükük kaldı...
Şu bizim Kütahya'yı yazıverin hele
'Şarap işi aşk işi'
Aşçı değil 'yemek mimarı' mutfak değil, tat laboratuvarı
Futbol yıldızları moda ikonları haline geliyor
'Etik', söz olmaktan çıkarak bir 'yaşam biçimi' olacak
Dokunmadan, koklamadan karar almıyor
Kâr payı 12 milyarı aşmıyorsa beyan edilmeyecek
Almanya'da sistem değiştirdi Commerzbank yönetimine atandı
Naylon faturacılara büyük operasyon
Otomotiv devleri yıldız tasarımcıların peşinde
'Türkler âşık olduğu otoyu alıyor, Avrupalı mantığıyla seçim yapıyor'
Kıbrıs, AB ve Mars
"Türkiye, bir daha uzaya uydu göndermeyebilir"
Parti gibi golf turnuvası
|
|
|