|
|


Bakan Aydın'dan değişim formülü
'İslami bilgilerimiz yeniden inşa edilmeli'
Diyanet'ten Sorumlu Devlet Bakanı Aydın, Müslümanlarda zihniyet değişiminin şart olduğunu belirtirken, İslami düşünce ve bilginin yeniden inşa edilmesi çağrısında bulunuyor
Reform dinde mi, dindarlıkta mı? (5)
Mehmet GÜNDEM
mgundem@milliyet.com.tr
Bağımsızlık ve direniş hareketlerine dinamizm veren dini öğeler, zenginlik, bilim ve evrensel değerler üretme noktasında neden işlevsiz? Bu, dinin eksikliğinden mi, yoksa Müslümanların bilinç yetersizliğinden mi? Çözümü "endişeli düşünmeyi öğrenme"de gören ve İslam düşünce tarihinin parlak dönemlerinin, aynı zamanda özeleştiriye dayalı bir 'yeniden inşa' dönemleri olduğuna dikkat çeken Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet S. Aydın'a göre her nesil, 'endişeli tefekkür' sürecinden geçmelidir. Aydın diyor ki; "Hayat değişmiştir. Gelin vahyin ışığında İslami düşüncemizi, İslami bilgimizi yeniden inşa edelim. Bunu başarırsak, her türlü çarenin başlangıç yerine gelmiş oluruz. O endişeyi anlamak, Müslümanın şahsında İslamın halis bir tezahürünü görme imkânı da verir."
İslam ile değişme
Prof. Aydın, Müslümanı anlamanın bugün artık bir insanlık sorunu haline geldiğini vurgulayarak, görüşlerini şöyle dile getiriyor:
"Yaşanan dini hayatı, yani dini tefekkürü (düşünce, düşünüş), bilgiyi, kurumları ve bütünüyle tasavvuru (vizyonu), ağırlıklı olarak, değişmezlik kategorisi altında görme temayülünde olan Müslümanda, ya çok az endişe vardır ya da hiç yoktur. Dini, hayatın ücra bir köşesine itmenin imkânına, hatta gerekliliğine inanan, değişme ile kemale ermeyi aynileştiren, 'İslam ile değişme'ye kendi hayat anlayışlarında yer bulamayanda da o endişe yoktur. Hatta o, derin ve zengin bir tarih bilincine sahip olmadığı, hayat dünyasında aşkınlık tecrübesine ait izler taşımadığı için 'İslam ile değişme'nin kendisini başlı başına bir endişe konusu saymaktadır. Onun bu hali sağlam bilgi ve derin tefekkürden değil, 'evham ve zan'dan beslenmektedir. Bu vehmin hem içeride hem de dışarıda derinlere inen kökleri, asırlardır beslenen kaynakları vardır.
Dini hayat ve özeleştiri
Hep söylüyorum, ne yazık ki bu din büyük dinler arasında hâlâ en az bilinen, en çok yanlış anlaşılan ve en çok yanlış tanıtılan bir din olma durumunu korumaktadır. Bugün Müslümanı anlamak, artık bir insanlık sorunu haline geldi. 11 Eylül sonrasında İslam hakkında dünya genelinde görülen tereddütler de eklenirse, insanlık için bu konunun önemi daha iyi anlaşılır.
Kuran ve Peygamber'i tatbikat, ortaya bir eleştiri ahlakı koyuyor. Ne yazık ki pek çok büyük dinin başına gelenler -o kadar olmasa bile- İslamın da başına geliyor. Hayatın manevi, uhrevi ve aşkın boyutunda zayıflama baş gösteriyor. Hassas insanların önemli bir kısmı kendi iç dünyasına dönüyor. Din adamlarının çoğunluğu ve din kurumları büyük ölçüde devlet mülkiyetine giriyor. Bireysel özgürlük ve kurumsal otonomluk tehlikeli bir sınırlama ile karşı karşıya kalıyor. Bütün bunların sonunda, "yaşayan din" özeleştiri yapamıyor, sürdürülebilir bir yeniden yapılanma istikametinde ilerleyemiyor. Kökleri tarihin derinliklerine giden bugünkü sorunlarımızın önemli bir kısmı düşünce hayatımızın bu boyutta gösterdiği zafiyetten ileri geliyor. Aslında 'İslam özeleştiri yapmıyor, yapamıyor' yerine, 'Şimdi burada yaşanan dini hayat yeterince özeleştiri yapmıyor' demek daha gerçekçi. Çünkü dinin kendi içinde yaptığı, yapacağı eleştiri, genellikle iki kaynaktan doğar: Bir; din tarafından sunulan inanışlar, düşünceler, bilgiler, vs.den yola çıkan eleştiriler. İki; dışarıdan (bilimden, felsefeden, sanattan, hatta ahlaktan) gelen bilgilerin, düşüncelerin, yorumların etkisiyle oluşan eleştiriler. Aslında bu iki kaynak arasında "diyalektik" bir ilişki söz konusudur. Onlarda bir üretim, canlılık yoksa din ne yapsın. Yani din problemliyse öteki alanlar da problemlidir."
'Yaygın tanrı kavramı çarpık'
Yeniden yapılanma bir ihtiyaç olarak ortaya çıkıyorsa da, pek çok engelin varlığı da açıkça görülüyor. Hasan Onat'a göre bu engellerden bazıları şunlar: Toplumdaki yaygın tanrı kavramının çarpık olması. Din alanının eleştiri dışı tutulması. Din ve geleneğin iç içe girmesi. Geçmişin kutsallaştırılması. İslamın en son ve en mükemmel din olduğu inancının doğurduğu 'kendi kendine yeterlilik' duygusu. Din alanında bilimsel yöntemle üretilmiş doğru bilgi eksikliği. Devletin olumsuz etkisi. Güven bunalımı. İslamın dinamik bir din olduğunun kavranılamaması. Din-siyaset, din-hukuk ilişkisinin sağlıklı bir şekilde çözülememesi. Kuran'ın bir 'öğüt' olduğunun unutulması.
Din yok olmak yerine güçlendi
İslamın doğmatik bir din olmadığına dikkat çeken Prof Dr. Bekir Karlığa, şöyle diyor: "Dinde, imana dayalı, dolayısıyla da aklı aşan kısımlar elbette var. Onun için de mutlak anlamda 'rasyonel bir din algılaması' mümkün değil. Ancak dinde rasyonel olarak algılanması mümkün olan büyük bir alan vardır ve bu bizim aklımızın sınırlarını zorlamaksızın bir din anlayışına sahip olmamızı sağlar. İslam açısından rasyonel alan maksimum düzeydedir. Kuran'da insan aklını zorlayan unsurlar asgari düzeydedir. Bilgi birikimimiz arttıkça aklımızın sınırları da genişler. Bu genişleme, dinin alanından toprak alarak onu arazisiz bırakmak değildir. Akıl alanı genişledikçe dine, daha önce farkında olmadığımız yeni alanlar kazandırır. Bu nedenle pozitivizmin ve materyalizmin gelecekle ilgili kehanetleri yanlış çıkmış ve din yok olmak yerine daha büyük bir güç olarak meydanlara inmiştir."
'Kuran'ı anlayış tarzı yenilenmeli'
Kuran denilince herkesin aklına kutsal bir kitap geliyor. Ama bu kitap nedir diye sorulduğunda çok az kimseden doyurucu cevap geliyor. Bu noktaya işaret eden Prof. Dr. Suat Yıldırım, "Yaşadıkları çağdan koparak geri kalan Müslümanlar, Kuran'dan da koparak onu anlayamaz hale geldiler. Müslümanlar Kuran'ın mahiyeti konusundaki anlayışlarını tazelemeli" diyor. İnsan, çağının tanığı olarak Kuran'a yönelirken, tarihsel tecrübesini, kendi ihtiyaçlarını, sorunsallarını Kuran'a arz edip bu konularda onu konuşturmaya çalışmalıdır. Eğer Kuran, Allah ile münacat ediyor gibi (alçak sesle konuşma) okunursa Hz. Peygamber'in ifade ettiği 'bireysel Kuran' anlayışı elde edilebilir. Hz. Ali'nin, 'Resulullah'ın bıraktığı en kıymetli miras' dediği işte budur. Bireysel olarak, Kuran'dan beslenen şahıslar, çağları ile Kuran'ı buluşturarak gerekli değişim başarabilirler.
'Dinin devletten talebi olamaz'
Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, İslamı ideoloji olarak algılamanın toplumun bölünmesine yol açacağını vurguluyor
'Dinin muhatabı insandır. Din, devleti veya başka bir manevi şahsiyeti muhatap almaz, ondan bir talepte bulunmaz; taleplerini birey ve toplum olarak insana yöneltir. Bu taleplerin de hedefi, insanın, hayatını anlamlandırarak, yani ilahi iradeyi dışlamadan dünyayı imar etmesi, medeniyetler kurmasıdır. Hal böyle iken, İslamı bir ideoloji olarak algılamak ve sunmak onu bir ideoloji seviyesine düşürme anlamına gelir. Bu da İslamın bütün insanlara hitap etme ve kuşatıcılık özelliğini gölgeler, dahası bölme, parçalama aygıtı olarak kullanmaya kapı aralar.
'Dine bakış da değişmeli'
Aslında bu alandaki sorunlar dinin ciddiye alınmamasından kaynaklanmaktadır. Dinin birey ve toplum üzerindeki etkileri ve din eğitimi konusu bilimsel bir anlayışla ele alınıp gerekli planlama ve uygulamaları yapmak yerine, ya yasak savma kabilinden düzenlemelerle konu geçiştirilmekte ya da bu husustaki ihmallerin acı meyvelerine karşı caydırıcı önlemlerin panzehir olacağı zannedilmektedir. Bu kısırdöngünün kırılması gerekir. Dinin esası, iman ve bu imanın gereklerini davranışlara yansıtma olduğu halde, adeta insanları bu özden uzaklaştırmak için özel bir çaba harcandığı görülüyor. Dinin her şeyden önce gönül işi olduğu ve dinin rahmet olma özelliği öne çıkarılmalıdır. İmanın hemen yanında açların, çaresizlerin sorunlarıyla ilgilenmeyi dindarın asli görevi sayan bir din, iyi anlaşılsa bulunduğumuz noktada olmamız mümkün mü?'
DÜZELTME
Dün Hayrettin Karaman'a sorduğumuz bir sorudaki "zamanın değişmesiyle din değişir" cümlesindeki "din" kelimesi, "hüküm" kelimesi yerine yanlışlıkla kullanılmıştır. Düzeltir, özür dileriz.
GÜNCEL

'İslami bilgilerimiz yeniden inşa edilmeli'
Üniversite gençliği Milliyet okuyor
Bingöl'de helikopter düştü: 5 şehit
Kafeterya faciasına iki kurban daha
Polis, 3 çocuğu gözaltına aldı
Tarihte bugün
Serin Duruş
|
|






|