|
|


Beynin 'pop!' ettiği nokta
Can Kozanoğlu
Yine bir devam yazısı... İki hafta önce popüler kültürün, kendisini eleştirenlerle de alışverişe giren, çok geniş bir alan olduğundan söz ettik. Geçen hafta, popüler kültüre yaklaşımdaki iki cepheye, tepeden bakışçılara ve 'halk beğeniyorsa gerisi boş'çulara değindik. Bireylerin ve kitlelerin saçmalama, boş şeylerin peşine düşme hakları bulunduğunu, zaten boşun dolunun hayli tartışmalı olduğunu söyledik ama bir pay da bıraktık: 'Halk beğeniyor' diye bazı şeylerin olumsuz etkilerini görmezden gelemeyiz...
Bu pay önemli. Çünkü kitle ilgisinin ortasından geçen bir çizgi var. Çizginin bir yanı memnuniyet bölgesi. Diğer yanı, kibarca ifade etmeye çalışayım, beynin iyice devre dışı kaldığı 'güruh' bölgesi...
Kitlesel ilgi yakalamayı başarmış kültür ürünleri güldürür, hüzünlendirir, dağıtır, toplar, çoşturur, çökertir; özenle hazırlanmış olur, özensizce hazırlanmış olur, şu olur bu olur. Ama asla ve asla sıkıcı olmaz, olamaz. Birilerine sıkıcı gelebilir ama sürüklediği kitleyi asla baymaz, sıkmaz. Tam tersine, kapar götürür.
Bugünün kültür endüstrisi, daha önce yazdığım gibi, henüz garantili formülü bulamamış olsa da, kitleyi kapıp götürme konusunda bayağı bir tecrübeye, bilgi birikimine sahiptir. Çeşitli damarlara hücum edilir, bir damar yakalanırsa iş biter. O damar kitlelerin meraklanma talebinden geçebilir, taraf olma talebinden geçebilir, duygulanma talebinden geçebilir.
Bir yönüyle baktığınızda, burada çok da sakıncalı bir durum yoktur. Sonuçta milyonlarca insan eğlenmiş olur, heyecanlanmış olur, meraklanmanın keyfini yaşamış olur. Ama kitlenin güruha dönüştüğü noktaya da yaklaşılmış olur.
O noktada, bir meydana, sokaklara, stüdyolara doluşan, telefonlara sarılan, en olmadı koltuğunda hop oturup hop kalkan insan, öfkesiyle, heyecanıyla, kapılmışlığıyla kendisinde bir güç görür. İnsanın kendisinde güç görmesi, bireylik alameti olarak kabul edilebilir. Oysa sözkonusu nokta bireyin silindiği noktadır. Kendi sözü zannettiği kendi sözü, kendi yargısı zannettiği kendi yargısı değildir. Hareket zannettiği aslında sabitlenmedir. Büyük anlam yüklenen 'değer'ler aslında basit bir ezberdir.
Güruhlaşmanın sonu
Somutlarsak: BBG'yi izlerdim. Evin bahçesine aşağıdan gelen tezahürat seslerini duyardım ve itiraf edeyim, bu tezahüratları parayla tutulmuş gençlerin yaptığını düşünürdüm. Başlangıçta öyleydi de belki... BBG evi ve stüdyosu NTV'ye çok yakındı, Oto Sanayi'nin içinde. Kaan'lı, Gaye'li, Alper'li BBG'nin sonlarına doğru, bir pazar günü işe gelirken arabamı yıkatmak istedim. Bir yer tarif ettiler, gittim, BBG evine çok yakınmış. Karşılaştığım manzarayı unutmam mümkün değil. Otobüsler, minibüsler, özel otomobiller... Ortalıkta yüzlerce insan. Posterler sallanıyor. Kaancılar, Alperciler, Gayeciler pankartlar, gerçekten bayağı koca koca pankartlar açıyor. Birbirleriyle kavga ediyorlar. Güvenlik elemanlarıyla kapışıyorlar. Gülenler de var ama suratlar çoğunlukla asık, ciddi... Tüm bunlar niçin oluyor? Durmadan dürüstlük, insanlık, 'değer'lere dayanmışlık nutukları çeken yarışmacıların, para ve şöhret uğruna aynı evi paylaştıkları arkadaşlarını eledikleri bir yarışma için. (O BBG'yi, "Benim değerlerim" diye diye 'adam gibi adam 07 Kaan' kazandı. Kendi adıma hiçbir şey anlamamıştım o değerlerden.)
Memnuniyet bölgesiyle güruh bölgesi nerede ayrılıyor? BBG'yi seyredersiniz, eğlenirsiniz, belki kendinizce taraf olursunuz, alay ederek ya da ciddiye alarak izlemekten keyif alırsınız; memnuniyet bölgesindesinizdir. Popstar'a, bir diziye, bir filme aynı şekilde takılırsınız, memnuniyet bölgesindesinizdir... BBG kapısında çatışmaya girersiniz, evin içinde gerçekten yüce değerler için mücadele edildiğini zannederek kendi evinizde çıldırırsınız, Bayhan için adam bıçaklarsınız, bar basarsınız, ekmek paranız yokken bilmemkaç milyonluk oy atarsınız. O zaman da güruh bölgesindesiniz.
Bir yarışma güruhlaşma yaratır, sonra bir başka yarışma güruhlaşma yaratır, bir şarkıcının çevresinde güruhlaşılır, bir dizinin çevresinde güruhlaşılır. Bunca güruhlaşmanın toplamından ise... Gurur duyulacak değil endişe duyulacak bir toplumsal ortam çıkar.
Popüler kültürün büsbütün kötülenemeyeceğini yazıp duruyorum. İnsanın saçmalama, boş görünen şeylerle vakit geçirme hakkını da savunuyorum. Ama popüler kültürün bu yüzü, güruhlaştırıcı etkisi de dert edilmeyecek gibi değil.
POPULER KÜLTÜR

Yukarıdan aşağıya uzandı
Yurttan insanlar korosu
Beynin 'pop!' ettiği nokta
Neden sevişirken Ahmet Kaya dinleriz?
Anlatılan senin hikâyendir!
Ezan sesine Dudu şarkısı karışıyor
Kadında Ney Çalar İLahi Söyler
'Gecekondu kenti kendine benzetti'
Toplumsal örgütlenme biçimleri
POPUN YARIM ASRI / 1971
Geçen hafta seçilenler
Kampanya aşkları
|
|
|