20 Şubat 2004 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


Kadında Ney Çalar İLahi Söyler

   
Aralarında dindar olanı da var ateisti de, tesettürlü olanı da var başı açık olanı da. Onları birleştiren, iki nokta: Kadın olmaları ve tasavvuf müziğine gönül vermeleri...

        Melis Çelebi

   
    Mevlana Eğitim ve Kültür Derneği'nde, Başkan Abdülhamit Çakmut ile oturuyoruz. Odaya giren çıkanı takip etmek mümkün değil. Günlerden Cumartesi olduğu halde, burası hafta başı mesai günü gibi yoğun. Bir ana-baba ve kızlarını tasavvuf müziği kurslarına yazdırmaya gelmiş. Onlar çıkıyor, orta yaşlı bir kadın, aylık ücreti ödemeye geliyor; onu hocalar, öğrenciler takip ederken Çakmut anlatıyor: "Geçenlerde, AKP Genel Merkezi'nden olduğunu söyleyen bir adam arayıp bizi tehdit tehdit etti. Nasıl olur da kadınlardan oluşan bir tasavvuf korosu kurarmışız, ayıp değil miymiş. AKP adını kullanıp bizi tehdit ediyorlar."
   
    Tasavvufa evet, tarikata hayır
    Galata Mevlevihane'sinde düzenli konser veren Kadın Tasavvuf Grubu, bir yıl önce kurulmuş. Kurucu Birsen Çakmut, Dernek başkanı Abdulhamit Çakmut'un eşi.
    Birsen Çakmut, tasavvufu farklı yönlere çekip insanları kendi yönetimleri altına almaya çalışanlar olduğunu söylüyor. Bunun da ucu ona göre tarikatlara uzanıyor. Çakmut, tasavvufla tarikat arasında bir ayrım yapılması gerektiğinden yana. "Biz tarikatlara çok karşıyız. Diğer tarikatlarla hiçbir bağımız olmadığı için, onlar da bize yaklaşmıyor. Herkesle mesafeliyiz. Bu derneğe AKP'lisi de geliyor, CHP'lisi de, DSP'lisi de" diyor.
   
    Doktordan mühendise
    Kadın Tasavvuf Grubu, dünyada ve tarihte bir ilk. Bugüne dek tasavvuf müziğini icra eden kadın olmamış. Birsen Çakmut anlatıyor:
    "Tasavvuf müziği ve sema öğrenmek isteyen kadınlar geliyordu. Kadın, 'Beni kötü yönlendiriyorsunuz. Ben ney çalmak, ilahi söylemek istiyorum. Şimdi o kötü adama gitmek zorundayım çünkü başka seçeneğim yok' dedi. Oralarda kadınlara haremlerine girmeleri şartıyla vaatlerde bulunuyorlar. Bize gelen arkadaşlara 'Biz böyle bir çalışma yapmıyoruz' dediğimizde, dışarıda bu işin ticaretini yapan insanların ağına düşüyorlar. Üst üste benzer olaylar olunca, onlara bir seçenek yarattık."
    Kadın Tasavvuf Grubu 18 kişiden oluşuyor. Bunun içinde doktordan mühendise, eczacıdan gazeteciye, sanatçıdan ev kadınına, ve öğretim görevlisinden öğrenciye, farklı meslek ve pozisyonda kadınlar var. Bunlar Türkiye'nin dört bir yanından geliyor: Erzurum, Antep, Urfa, Karadeniz ve tabii İstanbul.
    Yaş yelpazesi de hayli geniş olup 18 ile 53 arasında değişiyor. Aralarında dindar olanı da var, ateisti de. Kapalı olanı da, moderni de. Kimisi tasavvuf felsefesine merak salıp, sonradan müziğin içinde bulmuş kendini, kimisi de tersine müzikle yola çıkıp sonradan tasavvufla ilgilenmeye başlamış. Asıl işi muhasebecilik olan korist Ayten Ayna, "Tasavvuf, içine girdikçe, sizi kendine çekiyor. İçinde kaybolabilirsiniz; o kadar güzel ki" diyor.
    Bunun bir 'gönül işi' olduğunu savunan eczacı Nursel Özbarutçu ise, eczacılık fakültesinde okurken devam ettiği konservatuardan sonra müzikten kopsa da, Çakmut'un teklifi üzerine kadın tasavvuf korosuna katılmış.
    Aslolan kadın değil, insan olmak
    Kadınların sufi müziği yapamayacağına dair iddiaların asılsız olduğuna inanan Özbarutçu "Bir dönem 'kadın saçını boyatamaz' deniyordu. Sonra 'tiyatro yapamaz' dendi. Biz bu alanlarda kendimizi ortaya koyarsak, bir süre sonra bu önyargılar da silinecek. Öyle olsaydı, Mevlana 'Kim olursan ol, gel' demez, sadece erkeklere seslenirdi. Kendini 'Tanrıya inanan bir laik' diye nitelendiren Özbarutçu "Nasıl halk müziğini icra edenler sadece taşralı değilse, sufi müziğini icra edenler de dinci değil" diyor.
    İslam'ın kadının bu tür faaliyetlere katılmasına izin vermediği düşünülse de, kadın tasavvuf grubu üyeleri "Biz buna hiç inanmıyoruz. Kuranıkerim'de böyle bir şey yok. Canı isteyen, bu şekilde yorumluyor" diyor.
    Grubun kapalı üyesi Çiğdem Özden, "Etrafımdakilerin dini çok geri plana atmalarından rahatsızım. Benim bu müziği yapmaktaki amacım insanlara bir mesaj verebilmek aslında" diyor. Grupta korist olarak yer alan Özden "Radikal İslam'dan kişiler 'Kadın sesi haramdır' diyor. Her ne kadar buna inanmasam da, arada 'Acaba bu sözün doğru olma ihtimali var mı. Yanlış mı yapıyorum' diye düşünüyorum. Özden, ses tellerindeki rahatsızlığından dolayı koristliği bırakıp grupta saz çalmaya başladı.
    Kadın tasavvufçular, konserde tek tip kıyafet giyiyor, saçlarını gizlemeden, belli bir usulde bağlıyorlar. Makyaj yapmak isteyen yapıyor ama kıpkırmızı bir ruj sürdükleri olmuyor. Hedef kitleleri sadece kadınlar değil 'tüm insanlık'...
    Radikal İslamcıların tepkilerinin hedefi olsalar da bunu pek dikkate almıyorlar. Tasavvufta kadın erkek ayrımı olmadığını, söz konusu olanın 'insan' ve tasavvufi İslam'ın kadına bakışının daha serbest olduğunu vurguluyorlar.
    Kadın Tasavvuf Grubu, bir ilki gerçekleştirdiği için, insanların yüzyıllardır geliştirdiği kalıplaşmış düşünceyi, önyargıyı yıkmak da bu gruba düşüyor. Kolay gelsin, yahut, "Gazanız mübarek olsun!"
   
   

POPULER KÜLTÜR


Yukarıdan aşağıya uzandı
Yurttan insanlar korosu
Beynin 'pop!' ettiği nokta
Neden sevişirken Ahmet Kaya dinleriz?
Anlatılan senin hikâyendir!
Ezan sesine Dudu şarkısı karışıyor
Kadında Ney Çalar İLahi Söyler
'Gecekondu kenti kendine benzetti'
Toplumsal örgütlenme biçimleri
POPUN YARIM ASRI / 1971
Geçen hafta seçilenler
Kampanya aşkları