|


Milli davalar gündemi!
Tarihi Kıbrıs görüşmeleri dün Lefkoşa'da başlarken Başbakan Mehmet Ali Talat'ın evine bomba atanların vurmak istedikleri hedefler neydi?
Çözüm için toplumsal uzlaşma...
Çözüm... Ve barış...
Bu üç hedefi vurmak için atıldı o bomba. Sabaha karşı patlayan o bomba, Kıbrıs'ta doğru yola çıkıldığının bir işaretiydi. O bomba, çözümsüzlüğü çözüm sananların, zaman tünelinde kalanların barışa kurmak istedikleri tuzaktı.
Ama artık çok geç.
O tuzağa düşülmeyecek.
KKTC Başbakanı Talat, "Toplumsal uzlaşmayı sabote etmek istiyorlar. Çözüm yolunda yürümeye devam edeceğiz" derken haklı.
Sorun artık çözülecek.
Başka çaresi kalmadı.
Kıbrıs sorunu, hem Kıbrıs Türklüğünün hem Türkiye'nin ayağına vurulmuş bir pranga. Her ikisinin de önünü açmak için paslanmaya yüz tutmuş bu zincirin kırılması lazım. Çağı yakalamak için şart bu. Mehmet Ali Bayar'ın bir sözü var, diyor ki: "Filistin - İsrail sorunu, Ortadoğu'nun 19. yüzyıldan 20. yüzyıla geçmesini engelliyor. Kıbrıs sorunu da Türkiye'nin 20. yüzyıldan 21. yüzyıla geçmesini önlüyor."
Kıbrıs yüzünden Türkiye çeyrek yüzyıldır negatif gündem sahibi bir ülke durumunda.
İşte bir özet:
(1) Özellikle 1974 sonrası Yunanistan'la bozulan ilişkilerin Türk savunma bütçesine getirdiği olağanüstü yük. Ve kalkınmaya ayrılacak fonların silahlanma tarafından yutulması...
(2) Kıbrıs sonrası Ermeni terörü...
(3) Kıbrıs sonrası PKK terörü... Türkiye'yi maddi ve manevi açıdan yıllar boyu kanatan, kalkınması için seferber edilebilecek kaynakları emen, demokratikleşmesine ambargo koymuş olan Güneydoğu yangını ile Kıbrıs sorunu arasındaki bağı herhalde bilmeyen yok.
(4) Dış politikada Türkiye'nin 'manevra alanı'nın daralması... Bu yüzden Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi dahil birçok uluslararası platform ya da 'çok uluslu borsa'da Türkiye'nin gerçek değerini bulamaması ya da fiyatının düşmesi...
(5) Değerli Türk diplomatlarının hemen her yerde Türkiye'nin karşısına çıkartılan Kıbrıs sorunuyla boğuşma yüzünden başka işlere kafa işletmekten alıkonulmaları... Tozlu Kıbrıs dosyalarının arasında kısırlaşarak ömür tüketmeleri... Ya da refah içinde bir Türkiye projesi için kullanabilecekleri 'yaratıcı enerjileri'nin bir fasit daire içinde yok olması...
(6) Washington'daki Rum ve Ermeni lobilerinin Türk - Amerikan ilişkilerine getirdiği sınırlama...
(7) AB ile ilişkilerde olumsuzluk...
(8) Böylesine bir kısır döngü içinde siyasal ve ekonomik istikrara bir türlü kavuşamayan Türkiye'den dış yatırımcıların uzak durması... Yunanistan'a, Güney Kıbrıs'a oluk gibi akan yabancı sermaye yatırımlarının bize akmayıp, ancak damlaması...
Ne mi demek istiyorum?
Bakın, Kıbrıs'ta 1974 öncesinin Türklere yönelik Rum baskı ve zulmünü biliyorum. Kıbrıs müdahalesinin haklılığını savundum. Bu acılı yıllar içinde Sayın Denktaş başta olmak üzere birçok asker - sivil kahramanın Kıbrıs Türklüğünün haklarını savunmak için katlandıkları özverinin bilincindeyim.
Kısaca, ver kurtulcu değilim.
Ama gerçek çözüm istiyorum.
Çünkü yukarıda sıraladığım, daha birçok ek yapılabilecek sekiz madde, Kıbrıs sorununun çözümünü bize dayatıyor. "Biz mi neden olduk bütün bu sorunlara?" diye sormanın pratikte hiçbir yararı yok. Bu maddeler birer olgu, eski deyişle vakıa... Haklı olabilirsiniz, ama yine de kaybedebilirsiniz. Tarihte çok var böyle örnekler...
Bunun için Kıbrıs çözülmeli ve Türkiye'nin milli davalar gündeminden artık düşmeli. Onun yerine gündeme başka konu başlıkları eklenmeli, eğitim seferberliği, sağlık seferberliği, adalet ve hukuk seferberliği, kalkınma seferberliği gibi...
Kıbrıs'ı çözerek aşan Türkiye'nin dış politikası artık sokaktaki adamın refahına, aş ve işine giden yolda bir araç haline gelmeli. Türk insanının yaşam kalitesini gerileten, aş ve iş sorunlarını büyüten bir tıkaç olmaktan çıkarılmalı...
Yineliyorum:
Türkiye artık milli davalar gündemini yeniden oluşturmalıdır.
Neden mi? Bakın, çeyrek yüzyıldır bir milli dava olarak 'Kıbrıs davası'nın peşindeyiz. Güney Kıbrıs'ta adam başına milli gelir 17 - 18 bin dolar, Kuzey'de 3 bin dolar bile değil. Yunanistan'da 16 - 17 bin dolar, bizde ancak 3 bin dolar...
İşte çeyrek yüzyılın özeti!
Yazık değil mi?
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|