20 Şubat 2004 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Vatanı sevmek ya da "Sıfır Yok Oluş"

       
    Anadolu'da en son "leopar" (öteki adıyla pars) 17 Ocak 1974 tarihinde görüldü.
    Yeşil Atlas Dergisi'nin Kasım 2003 tarihli sayısında görüldüğü o son anın fotoğrafı da var. Siyah beyaz bir fotoğraf bu..
    Taşla döşenmiş bir zemin üzerinde kanlar içinde yatan bir leopar! Sağ ön "patisi" (pençesi mi deseydim?) kıvrılmış, tıpkı sokaklarda gördüğümüz kedilerinki gibi zarif bir biçimde sol ayağının üzerinde duruyor..
    Ankara'nın Beypazarı ilçesine bağlı Bağözü köyünde uzun bir takipten sonra vurulmuş.
    O Anadolu Leoparı'nı vuran her kimse, bu güzel hayvanı Anadolu'da canlı olarak en son gören kişi de o..
    Dünyanın önde gelen doğal yaşamı koruma kuruluşlarının sıkı takibine rağmen o tarihten beri kimse Anadolu Leoparı'nı canlı olarak göremedi.
    Artık neslinin tükendiğine inanılıyor.
   
    Doğanın kurtuluş savaşı
    Bu fotoğrafı geçtiğimiz kasım ayında okuduğum dergide görünce bir kenara ayırmıştım.
    Fotoğrafta boylu boyunca yatan, postu benekli bu büyük kedinin acı sonundan bir vatanseverlik öyküsü yazarım diye..
    Kısmet bugüneymiş..
    O fotoğrafı yeniden masamın üzerine koymama yol açan şey Atlas Dergisi ve Doğa Derneği'nin önceki gün başlattıkları bir kampanya oldu.
    Kampanya ile ilgili haber dünkü Milliyet'te de yayımlandı, gözünüzden kaçmamış olmalı..
    Kampanya nesli tükenmekte olan hayvanlarımızı ve 266 önemli doğa alanını korumak amacıyla başlatıldı: "Sıfır Yok Oluş Kampanyası"..
    Yeşil Atlas Dergisi editörü Güven Eken "bu Türkiye'de doğanın Kurtuluş Savaşıdır" diye tanımlıyor kampanyayı..
   
    Korunan 'beşte bir'
    İnsanın dünya yüzünde görünmeye başladığı ilk günden beri yaşanan bir tek gerçek var: İnsan, kendi yaşam alanını genişletmek, refah düzeyini yükseltmek için doğayı tahrip ediyor.
    Sanayi Devrimi ile birlikte hızlanan bu tahribin bugün bizi getirdiği noktada nesli tükenen hayvanlar, bir daha açmayan çiçekler, ötmeyen kuşlar var..
    Tabiat da elbette insana kolay teslim olmuyor. Bunca tahribata rağmen hâlâ varlığını koruyabilmiş doğal yaşam alanları var. Bunlara kısaca "miras coğrafyalar" da deniliyor.
    Bu "miras coğrafyalardan" Türkiye'de şu anda 266 tane var.
    Kampanya, bu 266 doğal yaşam alanındaki bütün yaşamın, böceklerin, kuşların, kelebeklerin, hayvanların, bitkilerin korunmasını hedefliyor.
    Türkiye yüzölçümünün yüzde 19'unu kapsayan bu doğal yaşam alanlarından sadece yüzde 20'si koruma altına alınabilmiş bugüne kadar.. Geri kalan yüzde 80'lik kısım doymak bilmez açgözlülüğümüzün, para hırsımızın, rant kavgalarımızın kurbanı olmaya açık.
   
    Bari çocuklar 'kurtarsın'
    Yeşil Atlas Dergisi'nde yayımlanan bir harita bu bölgelerin nerelerde olduğunu, hangi bitki ya da hayvan türü için önemli olduğunu gösteriyor.
    Milli Eğitim Bakanlığı, Orman Bakanlığı ve yerel yönetimlerin işbirliği ile bu haritayı çoğaltmak ve Türkiye'deki okulların her sınıfına bir tane asmak zor olmasa gerek diye düşünüyorum.
    Belki biz büyükler bu tür bir bilinçlenme için çok yaşlıyız. Ama çocuklarımıza bu bilinci verebilir, vatanı sevmenin sadece milli bayramlarda şiirlerle hatırlanacak bir şey olmadığını öğretebiliriz.
    Vatanını seven insan, vatanının kuşunu, böceğini, vahşi hayvanlarını, ağaçlarını, çiçeklerini de sever.. Bunu öğretebiliriz.
    "Sıfır Yok Oluş Kampanyası"nı başlatanları kutluyorum. Vatanımı seviyorum diyen herkesin bu kampanyanın bir parçası olması gerektiğine inanıyorum.
   
    mehmet.yilmaz@milliyet.com.tr
   
   





Taha AKYOL
Üniter devlet nedir?

Çetin ALTAN
Kah kah kah, kih kih kih...

Melih AŞIK
Eminönü Platformu

Hasan CEMAL
Milli davalar gündemi!

Güneri CIVAOĞLU
Masadan naklen

Can DÜNDAR
Yurttan insanlar korosu

Abbas GÜÇLÜ
AKP de türban yasağı uyguluyor

Hurşit GÜNEŞ
IMF henüz davetli değil!

Sami KOHEN
Daha epey gün var...

Mehmet Y. YILMAZ
Vatanı sevmek ya da "Sıfır Yok Oluş"

FAİK ÖZTRAK
Dalgalı kurla üç yıl

Hasan PULUR
Babası da ders verdi oğlu da...

Derya SAZAK
CHP'nin açmazı

Meral TAMER
Yabancı sermaye girişinde ilk kez eksiye düştük

Ece TEMELKURAN
Güneşin Tozları Yazısı

Güngör URAS
Tekstilde KDV'yi yüzde 8'e indirmek istiyorlar

Serpil YILMAZ
Topbaş ve Güllüce ikilemi

M. Ali BİRAND
AB'nin Kıbrıs süprizi (2)