20 Şubat 2004 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Dalgalı kurla üç yıl

       
    Önümüzdeki hafta ülkemizde dalgalı kur rejimi uygulamasının üçüncü yılı doluyor.
    Bundan üç yıl önce 6 Ocak 2001 tarihinde IMF Başkan Yardımcısı Stanley Fischer, New Orleans'ta yaptığı konuşmada yükselen piyasa ekonomilerinde ara çözümleri esas alan kur rejimlerinin kriz riskini artırdığını ve sürdürülebilir olmadığını söylemişti. Konuşmada bu ekonomilerin çok katı (para kurulu veya para birliği gibi) veya serbest dalgalanan kur gibi iki ayrı kutupta yer alan kur rejimleri ile istikrara kavuşacakları ileri sürülüyordu.
    Üç yıl önce Stanley Fischer'in yukarıdaki konuşmasını takip eden ayda Türkiye, para ve bankacılık krizine girerek, IMF destekli sabit kura dayanan ekonomik programı terk etti. Serbestçe dalgalanan kur rejimine geçti. Merkez Bankası bağımsız hale getirildi ve görevinin fiyat istikrarını sağlamak olduğu yasasında hükme bağlandı.
    IMF'nin baş ekonomisti Rogoff ve arkadaşları (1) geçtiğimiz yıl sonunda yayımladıkları makalede yükselen piyasa ekonomilerinde 1990'lı yıllarda para ve bankacılık krizleri riskinin ve bu krizlerin ekonomiye olan olumsuz etkilerinin kur rejimleri katılaştıkça arttığını ampirik verilere dayanarak ileri sürüyorlar. Fischer'den bir adım ileri gidilerek yükselen piyasa ekonomilerinde dalgalı kur rejimlerinin kriz riskini azalttığının da altı çiziliyor. Bu çalışmada ayrıca yükselen piyasa ekonomilerinde büyüme ve enflasyonist etki bakımından sabit veya dalgalı kur arasında çok fark olmadığı da gözlemlerle doğrulanıyor.
    Üç yıl sonra ortaya konan bulgular yapılan kur rejimine ilişkin tercihin doğruluğunu destekliyor. Başlangıçta yeni kur rejimi çok tartışılmıştı. Ancak zaman içinde yeni rejimle yaşamaya alışıldı ve öğrenme süreci geliştikçe faydaları da arttı. Kriz sonrasında uluslararası rezervlerdeki hızlı erimeyi durdurmak, bankacılık krizinden asgari zararla çıkabilmek ve para politikasına gerekli esnekliği vermek bakımından dalgalı kura geçmek kaçınılmazdı. Uluslararası piyasalarda, fiyat istikrarına odaklanmış bağımsız Merkez Bankası ve dalgalı kur rejimi, ülkenin riskini azaltan bir unsur olarak algılanıyordu. İçeride ise bu değişim eski oyun düzeninin artık geri gelmeyeceğinin önemli bir göstergesi oldu. Son olarak dalgalı kur 2001 ve 2002 yıllarında program disiplininin sağlanmasında önemli bir rol oynadı.
    Ancak 2003 yılından itibaren kurun program uygulamasına ilişkin gelişmelere ve makro ekonomik göstergelere duyarlılığının zayıfladığı ve TL'nin nominal ve reel olarak yabancı paralar karşısında değer kazandığı dikkati çekiyor. Bunda dövizi bollaştıran bazı dış ve iç gelişmeler önemli rol oynadı. Gelişmiş ülkelerdeki faizlerin düşmesi uluslararası yatırımcıları yükselen piyasa ekonomilerine son dönemlerde görülmemiş biçimde yöneltti. Türkiye de bu gelişmeden payını aldı. Diğer taraftan enflasyondaki gerileme TL'ye olan güveni artırdı. Buna bağlı olarak yerli yatırımcıların portföy tercihlerinde yabancı paranın azalması da dövizin bollaşmasına neden oldu. Tek parti iktidarı ve AB üyeliği konusunda gösterilen kararlılık piyasalarda program uygulaması ile ilgili yakın risk algılamasını azalttı. Ancak faizlerin içerdiği ve bir ölçüde orta vadeli risk algılamasını da gösteren risk primi yüksek kaldı. Reel faizlerin yüksekliği hem dış yatırımcıların kısa vadeli ilgisini daha da artırdı hem de içeride portföy değişimini hızlandırdı. Böylece kendi kendini besleyen ve reel ekonomiyi olumsuz etkileyebilecek bir süreç başladı.
    Geçtiğimiz bir yılda TL'de ortaya çıkan aşırı değerlenmeyi dalgalı kur rejimine bağlamak isteyenler yeniden dikkati çekiyor. Sorunu kur rejimini değiştirerek çözmeye çalışmak sürdürülebilirlik tartışmalarını yeniden gündeme getirecek ve çok maliyetli olacaktır. Dövize yapılan alım yönlü müdahalelerin etkisi de uluslararası yatırımcıların iştahı sürdükçe sınırlı kalacaktır. Sorun risk primini azaltarak reel faizlerin daha hızlı düşmesi ile çözümlenir. Bunun için de ekonomik program kapsamındaki adımların kararlılıkla atılması gerekmektedir. Bundan sonraki kur rejimi değişikliğinin Avrupa Para Birliği'ne dahil olduğumuzda gerçekleşmesi dileği ile.
    —————
    (1) Rogoff K. S., Husain A. M., Mody A., Brooks R., Oomes N., Evolution and Performance of Exchange Rate Regimes, December 2003, IMF Working Paper No 03243
   
    foztrak@yahoo.com
   
   





Taha AKYOL
Üniter devlet nedir?

Çetin ALTAN
Kah kah kah, kih kih kih...

Melih AŞIK
Eminönü Platformu

Hasan CEMAL
Milli davalar gündemi!

Güneri CIVAOĞLU
Masadan naklen

Can DÜNDAR
Yurttan insanlar korosu

Abbas GÜÇLÜ
AKP de türban yasağı uyguluyor

Hurşit GÜNEŞ
IMF henüz davetli değil!

Sami KOHEN
Daha epey gün var...

Mehmet Y. YILMAZ
Vatanı sevmek ya da "Sıfır Yok Oluş"

FAİK ÖZTRAK
Dalgalı kurla üç yıl

Hasan PULUR
Babası da ders verdi oğlu da...

Derya SAZAK
CHP'nin açmazı

Meral TAMER
Yabancı sermaye girişinde ilk kez eksiye düştük

Ece TEMELKURAN
Güneşin Tozları Yazısı

Güngör URAS
Tekstilde KDV'yi yüzde 8'e indirmek istiyorlar

Serpil YILMAZ
Topbaş ve Güllüce ikilemi

M. Ali BİRAND
AB'nin Kıbrıs süprizi (2)