|


Yabancı sermaye girişinde ilk kez eksiye düştük
2003'te 376 milyon dolarlık yabancı sermaye girişine karşı, Türk şirketlerinden yurt dışına yatırım için 500 milyon dolarlık sermaye çıkışı oldu
Yabancı Sermaye Derneği YASED Başkanı Şaban Erdikler, önceki gün Dünya gazetesine verdiği demeçte "Türkiye, hem yerli hem de yabancı sermaye için cazibesini yitirdi" demiş.
İlahi Erdikler! Türkiye yabancı sermaye için ne zaman cazipti ki, şimdi cazibesini yitirmiş olsun? Yerli sermaye için cazibesini hızla yitirmekte olduğu ise maalesef doğru.
Ekonominin eski patronu, CHP Başkan Vekili Kemal Derviş, TBMM'de 24 Aralık'taki bütçe görüşmelerinde, 2003'ün ilk 9 ayında Türkiye'ye net yabancı sermaye girişinin sadece 16 milyon dolarda kaldığını dile getirmişti.
2003'ün tamamıyla ilgili sermaye giriş - çıkışlarında durum daha da vahim. YASED Başkanı Erdikler'in verdiği bilgiye göre, 2003'te Türkiye'ye yatırım için gelen doğrudan yabancı sermaye 376 milyon dolarda kalırken, Türk şirketlerinin yurt dışındaki yatırımları için ülkemizden çıkan sermaye 500 milyon dolar. Anlayacağınız net olarak ilk kez eksiye düşmüşüz (eksi 124 milyon dolar).
Osman Ferit Boyner
Erdikler, yabancı sermayenin Türkiye'ye gelmesi için gereken adımların atılmadığından, yasal düzenlemelerin bir türlü tamamlanamadığından da yakınmış. Yerli sermaye için bu tür yasal düzenleme sorunları yok, ama o da dışarı kaçıyor. Neden?
Boyner Holding'in ikinci kuşak patronlarından Osman Ferit Boyner, geçen ay Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda, Devlet Bakanı Ali Babacan'ın da konuşmacılar arasında yer aldığı "doğrudan yabancı sermaye" başlıklı oturumun soru - yanıt bölümünde, şu gerçekçi saptamayı yapmıştı:
Ekonomik mantığı var mı?
"Yurt içinde ya da yurt dışında farketmez. Ben bir yatırım kararı alacağım zaman, ekonomik mantığı var mı diye bakarım. Yabancı sermayedarlara da, Türkiye'de yatırım yapmanın diğer ülkelere göre onlara sağlayacağı somut avantajlar anlatılmalı." Boyner'e göre, yabancı sermaye mevzuatındaki olumlu değişiklikleri ve sermaye girişini kolaylaştıran yasal düzenlemeleri yabancılara uzun uzadıya anlatmanın hiç gereği yok. Yatırımcı için o ülkeye yatırım yapmanın ekonomik mantığı varsa, yatırımını yapar. Bürokratik engelleri aşmak için de kendine kolaylıkla bir yerli ortak bulur. Kaldı ki sadece Türkiye'de değil, gelişmekte olan ülkelerin pek çoğunda yapılan yasal düzenlemelerin çoğunun, kağıt üzerinde kaldığını da biliyoruz.
Yatırım Konseyi
Bu arada taa Kemal Derviş'in Devlet Bakanlığı sırasında, 18 - 19 Temmuz 2002'de İstanbul'da toplanması planlanan, ancak bizim iç sorunlarımız nedeniyle son anda ertelenen, dünyanın en önemli şirketlerinin başkanlarını katılacağı Yatırım Konseyi, nihayet gelecek ay İstanbul'da toplanıyor. Türk sermayedarının yatırım için yabancı ülkeleri tercih ettiği, net yabancı sermaye girişinin ilk kez eksiye düştüğü bir ortamda, tüm iyi niyetli çabalarına rağmen Babacan ve diğer hükümet yetkililerinin işleri hayli zor.
Zira yabancı sermaye yatırımları da, geçmişe oranla artık daha nazlı. Erdikler'in belirttiğine göre, 2000 - 2001'de 1,5 trilyon dolar olan doğrudan yabancı sermaye yatırımları, 2003'te 500 - 600 milyar dolara düşmüş. 2 yıl içinde üçte bir düzeyine inmiş.
Pazarın büyüklüğü
Biliyorsunuz son yıllarda en fazla doğrudan yabancı sermaye çeken 2 gelişmekte olan ülke var: Çin ve Hindistan. Cazibe nedeni ise ucuz işgücünden çok, 2 ülke pazarının da sahip olduğu devasa boyutlar. Yani tüketici sayısı. Bu 2 ülkede 2,3 milyar kişi, yani dünya nüfusunun üçte biri yaşıyor. 2 ülkede de bir yanda açlıktan ölen milyonlar var, diğer yanda yatırımlar arttıkça alt gelir grubundan da olsa tüketici sınıfına geçenler hızla çoğalıyor.
Yoksulluğun arttığı, ücretlerin düştüğü, satın alma gücüne sahip tüketici kitlesinin artmayıp eksildiği ülkemize yabancı sermaye yatırımlarını çekmek, bugün her zamankinden daha zor.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|