20 Şubat 2004 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Güneşin Tozları Yazısı

       
    Odaya kış güneşi vurunca ve siz o huzmeye uzaktan bakıyorsanız eğer, toz zerrelerinin tembel bir dans ettiğini görürsünüz. O zaman aklınıza sizin, ışık vurmadığı için görmediğiniz milyarlarca dansçı toz zerresi gelir. Böyle böyle düşünmeye devam ederseniz eğer, "güneşin tozları dünyasına" dalarsınız. Güneşin tozlarına dalınca işte, ne düşündüğünüzü takip edemeden, tembel bir dans gibi sanki, kafanız çalışmaya başlar. Bir âna gider aklınız, oradan dönüp gelip bir konuşmaya konar. "Orada niye öyle demedim de şöyle dedim?" gibi silik bir soruyla başlayan dalgalı, düzensiz düşünceler birbirine bitişmeden, uçuşarak başınızın etrafını sarar. O dansçı düşünce zerrelerinden, bahsedeyim dedim. Bugün.
   
   
Sessiz adamla konuşma
    Kırklarının sonunda bir adam, büyük çalışma masasının başında oturuyordu. Bir iş gibi sanki sıkılıyordu. Her zamanki gibi bir yandan bilgisayarıyla oynarken bir yandan benimle konuşuyordu. Ya da konuşmuyordu... Bunu anlamak imkânsızdır söz konusu O olunca.
    "Sen intikam almamalısın. Bu sana yakışmaz" dedi. Yumuşak karnım benim burası, soru tam çalışıp çalışıp öğrenemediğim yerden geldi. Ben de dedim ki, "Ama benim de küçücük olsun intikamlar alma hakkım yok mu?"
    Sonra ne dedi hatırlamıyorum bak. Zira aklım, kimi konuşmalarda, kendi dediğime takılıyor. Niye öyle dedim ki ben? Belli değil mi, intikam alamadığım. Sonra galiba O, "Çünkü sen onlarla başa çıkamazsın" dedi. Ya da bunu başka bir konuşmada söylemişti de ben buraya ekliyorum, emin değilim. Peki acaba, "Konu sen - ben itişmesi olunca sen çok güçsüzsün" diyen O muydu yoksa onu başkası mı söylemişti? Ama "İyilik yapabildiğin oranda kötülük yapamıyorsan seni ciddiye almazlar" diyen kesinlikle Süleyman Demirel'di.
   
   
Lunapark hesaplaşması
    Lunapark'ta beni itip öne geçen, çarpışan arabalarda kalan son arabaya binen çocuk... O arabaya binemediğim için ağladığımı sanan anne... Oysa "Bu nasıl olur?" şaşkınlığı yüzünden ağlamam... Bütün bunlar büyüyünce geçmeyecektiyse eğer, niye büyüyoruz o zaman?
    Niye bizi dinlemediğini düşündüğümüz zaman O biri, sesimiz içine kaçar? Niye beceriksizleşir insan önemsenmediğinde? Niye bazı konuşmalar sonradan dert olur insanın içine?
    "Ben de böyleyim işte arkadaş" diye ne zaman söyler insan. Kendinden memnun olduğu o an nerede başlar? İnsan ne zaman "tamamlanır"? Ne zaman düşünmeyeceğiz "O konuşmada niye öyle dedim şöyle diyemedim?" diye? "Öyle dedim, gerisini de diyemedim. Ne yapalım, ben de buyum arkadaş" cümlesi ne zaman kurulur bir insanın hayatında?
   
   
Büyük gösteri
    Siz de ergenlik döneminde herkese her şeyi açıklayacağınız o konuşmayı hayal eder miydiniz? Toplayıp yani canınızı yakan, içinizi sıkan, sizi anlamayan herkesi, bağıra çağıra anlatacağınız, bütün anlaşılmamış anlarınızı bir bir anlatacağınız o büyük gösteriyi? Ne çocukça şeydir o. Hiç olmaz halbuki... Hiç. Bütün söylenmemiş cümleleriniz içinde birikmeye devam edecektiyse eğer, niye büyüdük ki biz?
    Güneşin Tozları Dünyası... Günün beklenmedik bir anında nasıl da yakalar insanı yutulmuş cümleler. İtemeyeceksen, seni itip önüne geçen çocukları, sonra durdurup onu "Arabaya binemediğim için değil bu yaptığının ne kadar berbat bir şey olduğuna inanamadığım için ağlıyorum. Anlıyor musun?" diyemeyeceksen niye büyüdün ki şimdi sen?
   
    ecetem@hotmail.com
   
   
   





Taha AKYOL
Üniter devlet nedir?

Çetin ALTAN
Kah kah kah, kih kih kih...

Melih AŞIK
Eminönü Platformu

Hasan CEMAL
Milli davalar gündemi!

Güneri CIVAOĞLU
Masadan naklen

Can DÜNDAR
Yurttan insanlar korosu

Abbas GÜÇLÜ
AKP de türban yasağı uyguluyor

Hurşit GÜNEŞ
IMF henüz davetli değil!

Sami KOHEN
Daha epey gün var...

Mehmet Y. YILMAZ
Vatanı sevmek ya da "Sıfır Yok Oluş"

FAİK ÖZTRAK
Dalgalı kurla üç yıl

Hasan PULUR
Babası da ders verdi oğlu da...

Derya SAZAK
CHP'nin açmazı

Meral TAMER
Yabancı sermaye girişinde ilk kez eksiye düştük

Ece TEMELKURAN
Güneşin Tozları Yazısı

Güngör URAS
Tekstilde KDV'yi yüzde 8'e indirmek istiyorlar

Serpil YILMAZ
Topbaş ve Güllüce ikilemi

M. Ali BİRAND
AB'nin Kıbrıs süprizi (2)