|


AB'nin Kıbrıs süprizi (2)
Dünkü köşemde, New York görüşmelerinde en önemli rol oynayanların kimler olduğunu yazmıştım. Bugün ise, dış etkenlerin listesini vermek istiyorum.
Kıbrıs'ta çözüme gidilirken, gayet tabii çok kişi ve çevre etkili oldu. Ancak buraya en ağırlıklı gördüklerimi yansıtabiliyorum. İsimlerinden söz edemediklerim kusura bakmamalı.
SİMİTİS- PAPANDREU: SEÇİME RAĞMEN ONAY VERDİLER
Anlaşmaya varılmasında Simitis- Papandreu ikilisinin rolünü inkar edemeyiz. 7 Mart'ta başbaşa giden bir seçim öncesinde, böylesine farklı yorumlanacak bir anlaşmaya onay vermekte siyasi cesaret ve vizyon gerektirir.
Yunan yetkililer, Avrupa Birliği' nin 4'lü konferansa (Türkiye-Yunanistan- Kıbrıs Türk ve Rumlar) katılmasında ısrar etmelerinin tamamen seçimlerle ilgili olduğunu saklamadılar. Böylece son kararın Atina tarafından değil, AB tarafından verileceği izlenimi doğacaktı.
Papandreu buna rağmen geri adım atmadı. "bizdeki seçimlerden sonra bu kararı verelim " diyebilir ve haklı da görülebilirdi.
Ancak yapmadı.
Kıbrıs' ı iç politikaya kurban etmedi.
POWELL- VERHEUGEN : SON NOKTAYI KOYDULAR
Nihayet, birkaç kelime de dışardan katılanlar için sarfetmeliyiz.
Amerikan Dışişleri Bakanı Powell, New York süreci süresince her gerektiğinde devreye girdi. Zamanını ayırdı ve Weston ile birlikte özellikle Rumları ve Yunanlıları ikna etme konusunda son derece etkili rol oynadılar.
Ortalarda pek görünmemekle birlikte İngilizler, Almanlar ve hayret edebilirsiniz Fransızlar da son derece önemli katkılarda bulundular.
En büyük sürprizi, AB Komisyonu yaptı.
Yunanistanın Konferansa katılmasını istediği bir sırada, AB Komisyonu resmi bir açıklama ile "Türk tarafı kabul etmediği sürece konferansa katılma niyetinde olmadığını" belirtmesi, sonucu etkileyen en önemli gelişmelerden biri oldu. Verheugen' in tutumu Türk yetkililer tarafından büyük memnuniyetle karşılandı. Bu yaklaşım bir yerde, Türkiye'ye tarih verileceğinin de sinyallerini taşıdığı için, ayrıca önemli görüldü.
* * *
KIBRIS' TA ASIL KAZANAN, TÜRK TOPLUMU OLACAK...
Bunca müzakere ve pazarlık yapıldı.
Maraton görüşmeler sonunda, Kıbrıs'ta geri dönülmesi son derece güç bir aşamaya girildi. Girilen tünelden ancak çözüm çıkacak. Artık geri dönüşü yok 70 gün sonra, Kıbrıs Türkleri Avrupa Birliği üyesi olacaklar.
Kendi kendimizi aldatmadan, bütün bu olaydan kimin daha kazançlı, kimin daha az kazançlı çıkacağına bakalım.
TÜRK TARAFI ÇOK KAZANÇLI
- Birkaç yıl gibi kısa bir sürede toplum 4-5 misli zenginleşecek. Dışardan gelecek yardımlar, yatırımlar ve başta turizm olmak üzere, gelir kalemleri, yıllık milli geliri 2500 dolar civarındaki Kıbrıs'lı Türk vatandaşının refah düzeyini, kısa sürede, hızla ve gözle görülür biçimde arttıracaktır. Düne kadar sadece Türkiye' ye gidebilen KKTC vatandaşları şimdi AB vatandaşı statüsüne girecekler, AB ülkeleri içinde istedikleri yere gidip çalışabilecekler. Ada' nın kuzeyine hapsolmuşken, Avrupa' ya açılabilecekler.
RUMLAR, ELLERİNDEKİLERİ PAYLAŞACAKLAR
- AB üyeliği, kişi başına milli geliri 18 bin doları bulan Rumlara aynı oranda yansımayacak, onların daha da zenginleşmesi daha uzun bir süreçte gerçekleşecektir. Üstelik AB üyesi olmadan da AB' nin bir çok avantajından zaten yararlanıyor olduklarından dolayı, tam üyelik Rumlara daha çok uzun vadede yarar sağlayacaktır. Rumlar açısından zarar gibi görülecek en önemli nokta, Ada' ya gelecek parayı ve genel refahı Türk toplumuyla paylaşmak zorunda kalmaları olacaktır.
TÜRK TARAFI KAZANÇLI
- Şimdiye kadar Türkiye dışında kimsenin tanımadığı ve Ada'nın Kuzeyine sıkıştırılmış yaşayan Türk toplumu, ilk defa HUKUKEN egemen, kendi bölgesini yöneten, ayrı bir kişiliği olan, Rumlarla eşit bir konuma geliyor. Şimdiye kadar sürekli istilacılıkla suçlanan Türk ordusu temize çıkıyor, Türkiye' den gelip KKTC' ye yerleşmiş olan kişilerin büyük bölümü Avrupa vatandaşı statüsüne kavuşuyor.
RUM TARAFI UZUN VADEDE KAZANIYOR
- Rumlar bu anlaşma sonucunda ada' nın kuzeyini hukuken de Türk toplumuna bırakacaktır. Göçmen durumuna düşen vatandaşlarının sadece bir bölümünü tatmin edebilecekler, buna karşılık uzun vadede, Avrupa Birliğine üyeliğin getireceği refah ve kuzey ile güney arasındaki duvarın yıkılması sayesinde, ada'nın bir daha geriye dönüşü olmayacak şekilde bölünmesini engellemiş olacaklardır.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.tr) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|

|