|


İran nereye?
İRANLI Siamak Namazi, Tahran'da bulunan "Atieh Bahar Consulting" adlı düşünce kuruluşunun başkanı. İran'daki seçimler hakkında yazdığı makalede diyor ki:
"Birçok işaretin gösterdiği gibi, reform hareketi muhafazakar engelleri aşma konusunda yetersiz kaldığı için İran halkı hayal kırıklığı içinde. Bu yüzden seçimlere katılım hızla düşüyor."
Evet, geçen seçimlerde halk, yüksek katılım oranlarıyla sandığa koşup büyük çoğunlukla reformistlere oy vermişti. Ama nispi yumuşamaların dışında özgürlükler
alanında köklü bir açılım olmadığı gibi, ekonomik bakımdan da kayda değer bir gelişme görülmedi.
Yargıyı ve teokratik vesayet organlarını elinde bulunduran statükocular her reform girişimini engelledi...
Toplumda "oy vermek bir işe yaramıyor" kanaati yayıldı. Nitekim, hiçbir zaman yüzde 60'ın altına düşmemiş
olan seçimlere katılım oranı geçen yılki mahalli seçimlerde yüzde 48'e indi.
***
ŞİMDİ, muhafazakar teokratik hiyerarşinin elindeki "Anayasayı Koruyucular Kurulu" binlerce reformcu adayı veto etti, reformcular da seçimleri boykot ediyor!
"Oy vermek bir işe yaramıyor" diye seçimlere katılma oranı zaten düşmekteydi, şimdi de böyle bir durum ortaya çıktı.
Seçimlere katılmanın yüzde 15'e düşebileceğini söyleyenler bile var.
Kesin olan şu: İran'da rejim kitlelerden, özellikle de şehirli, okumuş, meslek sahibi kesimlerden kopuyor!
Namazi, belediye seçimlerine katılımın büyük şehirlerde yüzde 11'e kadar düştüğünü hatırlatarak diyor ki:
"Kırsal kesimde ise yüksek katılım sürüyor. Çünkü kırsal kesimde seçmenler şahsi, etnik, kabilevi ve ailevi bağlılık duygularıyla oy vererek başkentte kendilerine daha çok kaynak aktaracak lobiler oluşturmak istiyor."
Demek ki, reformcular dışlandıkça, İran'da "iktidar" kurumu, ülkenin genel çıkarlarından ziyade yerel çıkarlara bağlı unsurların etkinliğine kayıyor!
Bu, İran'ın ülke sorunlarına toplu çözümler üretmesini zorlaştıracak bir politik 'parçalılaşma' sürecidir.
***
EGEMEN teokratik oligarşi İran'ın ekonomik ve siyasi sorunlarına çözümler üretebilecek vizyondan mahrumdur: İran'ın kalkınması için, mesela, dünyaya açılması ve yabancı sermaye çekmesi lazım. Ama bunun için rejimin dünyaya güven verebilecek bir niteliğe kavuşması şarttır; tutucular da tam buna karşı çıkıyor!
Öte yandan reformcular da 'parçalı'dır; 18 parti ve gruptan oluşan gevşek bir 'cephe'dir.
Halen Cumhurbaşkanı Hatemi gibi ılımlıların liderliğinde olan refom hareketi engellenmeyip de başarılı
olabilseydi, İran bu kadar 'parçalı' hale gelmez, sorunları çözme yeteneği de bu kadar tıkanmazdı.
Hatemi bunu görüyor. Çok düşük bir katılımın siyasi krizler yaratabileceğini de görüyor ve halkı sandık başına çağırıyor. Ama etkili olacak mı?
Genel netice: Milli bütünlük (diyelim, uluslaşma) güçlü kitle partilerinin varlığını gerektirir. Sorunları çözebilmek için de bu lazımdır.
İran için temenni: Hatemi liderliğindeki ılımlı reformcuların işi çok zor, Allah yardımcıları olsun.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|

|