22 Şubat 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE         


Logorrhea

    Satır Arası / Deniz Sipahi
       
    Değerli dostum Sıtkı Şükürer geçmişte yazdığım bir yazıyı hatırlattı geçenlerde.
    Ve dedi ki...
    "O yazıyı zaman zaman hatırlat. Yılda bir köşenin bir kenarına koyuver..."
    Yazıyı arşivimden çıkardım ve bir kez daha yayınlamaya karar verdim.
    Logorrhea yani ağız ishali...
    Bir gözlem...
    Herhangi bir toplantıya gidiyorsunuz; herkes konuya odaklanmaya çalışıyor, zaman kısıtlı.
   
    Sen neymişsin be abi...
    Bir beyefendi ya da hanımefendi alıyor mikrofonu eline, başlıyor konuşmaya.
    Dinleyenlerin sabrını çatlatacak uzunlukta; konu dağılıyor, anılar anılar...
    Uyarılar gelince de kızıyor; ne kendisinin ne konuştuğunun farkında...
    Bir arkadaş toplantısı ya da dost sohbeti...
    Dinleseniz en iyi sporcu o; en iyi ekonomist, en iyi mühendis...
    Çiçekten de bilgisi var; tarihten de, gen biliminden de...
    "Niye siyasete girmiyorsunuz?" diye soruyorsunuz; bin bir bahane...
    "Neden herhangi bir sivil toplum örgütünün yönetiminde yer almıyorsunuz?" diye soruyorsunuz; kendisinden başka herkes sahtekar, ikiyüzlü, güvenilmez...
    Bıraksanız sabaha kadar konuşacak.
   
    Peki, tedavisi mümkün mü?
    Ama kimsede ne dinleyecek sabır var, ne de hal...
    Nasıl tedavi edilir?
    Bir doktor arkadaşıma sordum; "Bu bir hastalık mıdır?" diye...
    Sağolsun açıklık getirdi.
    "Logorrhea çeşitli kişilik özelliklerinde daha ortalama düzeyde görülürse de asıl patolojik hali hipomanik ve manik nöbetler sırasında gözlenir" dedi.
    "Ama ben böyle yazarsam, doktorlardan başka kimse anlamaz" dedim.
    O zaman şunları söyledi:
    "Logorrhea yani logorenin anlamı şudur. Söz akıntısı, söz ishali, söz seli...
    Her konuda kesin bir görüş sahibi olma. Konuşmaları egemenliği altına alma eğilimi gösterme. Eleştiriye katlanamama, düşüncelerin uçuculuk sergilemesi. Yüksek sesle ve hızlı konuşma. Konudan konuya atlama..."
    Meğerse bizim toplumda ne kadar çok "logorrhea" olmuş insan varmış da haberimiz yokmuş. İshali ilaçla tedavi edebiliyorsunuz ama; bu "logorrhea"yı ne yapacağız?
    Her şeyin başı eğitimdir.
    Bu ülkenin gerçek aydınlarını seslerini yükseltmezse, daha cesur olmazlarsa işte bu "ağız ishali" ne yakalanmış "tatlı su aydınları" kendilerini bir şey sanarak ortalıklarda dolaşmaya devam edecektir.
   
    CHP'de Değişecek
   
Hokus Pokus

   
    Cumhuriyet Halk Partisi... Ana muhalefet partimiz ve TBMM'de gruba sahip iki partiden biri....
    Bu nedenlerle de ne vaziyette olduğu, neyi nasıl yapmayı planladığı hepimizi yakından ilgilendiriyor.
    Durumu ele alıp değerlendirdiğimizde karşımıza hiç de iç açıcı bir tablo çıkmıyor.
    CHP'de kronik sıkıntılar bir türlü giderilemiyor.
    Hala 30 yıl önceki kişiler, aynı söylemler, aynı tarzlar...
    Meclis Grup Başkanvekili, 30 yıl öncenin Köyişleri ve Kooperatifler Bakanı, rahmetli Örsan Öymen'in deyimiyle, "Hokus Pokus Ali Topuz."
    Delege seçimlerindeki rolü nedeniyle bu şekilde anılırdı kendisi.
   
    * * *
   
    Dikkatinizden kaçmıyordur; CHP herhangi bir projede, konuda inisiyatif ele alarak topluma önderlik edemiyor, yeni yaklaşımlar ve çözümler öneremiyor. Üstelik son zamanlarda eskimişliğe ve fersizliğe, bu nitelikleri kuvvetlendirir şekil ve biçimde "cici çocuk sendromu" da eklendi.
    Muhalefet yapacak zemini bulamayan, bu donanım ve projelerden yoksun CHP, "Ben düzenin sigortasıyım" yönünde bir söylem oluşturmaya başladı.
    Bu özünde doğru olmadığı gibi, şekil olarak da sevimsiz. Bu yaklaşımın son iki örneğin biri Kıbrıs, diğeri de Kamu Yönetimi Yasası. Detaya girmeye gerek yok, Kıbrıs'ta en küçük ağırlığa sahip olamadılar.
    Kamu Yönetimi Yasası'na ilişkin olarak da, ortanın solunda yer aldığını söyleyen bir partiye hiç de uygun olmayan tezler ileri sürüyorlar.
   
    * * *
   
    Yerel seçimler maalesef CHP için kötü geçecek ve bu sonuç iktidar partisi için de belki iyi olmayacak. Dengenin bu kadar bozulduğu ortamlar, yukarıda kalan kefe için de olumlu sonuç vermeyebiliyor.
    Umalım ki, önümüzdeki yerel seçimlerin sonuçları CHP için silkiniş ve yenilenme bahanesi olsun.
   
    Bir Başka Gözle...
   
Eşim ve ben

   
    Eşim geçenlerde "şu cins çiçeğin beyazını bulalım" dedi.
    Balçova ve Narlıdere'deki yaklaşık 7 - 8 çiçekçi dükkanından, sergisinden elimiz boş ayrıldıktan sonra, nihayet şu cins çiçeğin beyazını gördük.
    Ben, mutlu, mesut kaldırıma yanaştım, eşim camı açtı ve şu cins beyaz çiçekleri satıcıya gösterip, "Bunların eflatun renklisinden var mı?" diye sordu.
    (Süha Tanrıöver'in kaleminden)
   
   
    dsipahi@milliyet.com.tr
   
   

EGE


Trafikçilikten lokantacılığa
Karşıyaka'da düşüş var
Iralraraz nınaragis
Logorrhea
Gençlerin isteği
Sonuç güzel herşey güzel
Sorun takımsal bütünlükte...
İzmir ve at yarışları...





Spor
Ekonomi
Rehber


Güneş Aynacı
Gürsel Kuru
Reşat Kutucular
Deniz Sipahi
İsmail Sivri
Fatih Tanfer
Rıza Tuyuran
Sabri Yetkin