22 Şubat 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Baykuşlar güneşe bakamaz!

       
    Baykuşlar güneşe bakamaz! Elektronik postadan çıktı, bir okur göndermiş. Guatemala atasözüymüş... Sabahın köründe kafama takılıyor. Ben baykuş muyum, değil miyim? Baykuş kim?
    Gülüyorum kendi kendime...
    Kar atıştırmaya başladı.
    Yeni bir CD, Baladlar.
    Yumuşak, insanın iç dünyasını sakinleştiren bir piyanoyla kadife gibi bir ses birbirine karışıyor. Parçanın adı, Daha Fazlasını Yapabilirdim. Hayat boyu kulağımdan hiç eksik olmayan bir söz.
    Daha fazlası, daha iyisi...
    İyi mi, kötü mü?
    Birikmiş gazeteler. Sevindiğim bir başarı öyküsünün haberlerini okuyorum. Fatih Akıncı'nın 'Duvara Karşı' filminin Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülünü kazanmış olması... Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung birinci sayfadan fotoğraflı vermiş, içeride de bir tam sayfa ayırmış. "1986'dan beri ilk kez bir Alman filmi Altın Ayı'yı kazandı" cümlesi dikkatimi çekiyor.
    Evet, Alman filmi...
    Almanya'da İkinci Kuşak Türklerin, Türklerle Almanların öyküsünü anlatıyor. Yeni Alman sinemasına bir Türk'ün damgasını vurması... Hoşuma gidiyor. Yönetmen Fatih Akıncı Hamburg - Altona'da doğmuş 1973'te. Şimdi anımsıyorum, 1966'da Altona'da limana yakın gürültülü bir caz kulübüne gittiğim o kış gecesi bir film şeridi gibi gözümün önüne geliyor.
    Aşka ve ezbere dair...
    Kadın - erkek birlikteliğini konu alan bir anketin sonuçları ilginç. Almanların haftalık Die Zeit gazetesinde çıkmış. Şöyle bir cümle: "Dürüst, sadık ve saygılı olmak... Aşk sonsuza kadar nasıl yaşatılır?"
    Ya da yaşatılabilir mi?
    Aşk da bazen ezber gibi oluyor. Pat diye bozuluyor. Tıpkı siyasetteki gibi. Doğru bellediklerin bir gün yanlış çıkabilir. Ama bir de ezberini bozmaktan korkanlar var. Ya da ezberi bozulsa bile itiraf edemeyenler... Doğru bellediklerini ömür boyu sürdürmek ve başka pencereleri sıkı sıkıya kapatmak isteyenler...
    Onlar mı yoksa güneşe bakamayan baykuşlar!
    Kar bastırdı.
    İyiye işaret değil. Akşam Cim Bom'un maçına gideceğim, üstelik Olimpiyat Stadı'nda...
    "Benim burada ne işim var?"
    Okuyunca gülüyorum
    Cüneyt Özdemir, Bağdat seferindeki 'embedded gazeteciliği'nde başından geçenleri anlattığı, "Onlarlaydım, Ama Onlardan Biri Değildim" isimli güzel kitabının (Doğan Kitap) bir yerinde rastlıyorum bu cümleye:
    "Bu, ölü kokusu diyor' diyor Atilla. 'Haklısın' diyorum. Etrafımızda bombalanmış tank enkazları var. Sol tarafımızda kalan binaların karaltısı, gece yarısının karanlığına rağmen seçiliyor. Havada asılı duran ölü kokusu da bu binaların içinden geliyor sanki. Biraz ilerimizde Abrams tankları üzerimize doğru geliyorlar. Tedirgin şekilde kenara çekiliyoruz. 'Benim burada ne işim var?' Bu soruyu sorduğunuz an, galiba işlerin en çok sarpa sardığı an oluyor."
    Cüneyt'in bir de Yusuf Akçura'dan aktardığı şu cümle hoşuma gidiyor:
    "Gazetecilik zor bir meslek, ama sonuçta arkadaşlarınıza anlatacak pek çok hikayeniz olacak."
    Hep anlatacak bir şeyler olsun diye mi yıllardır koşturuyoruz? Bilemiyorum. Ama gazeteci milletinin kitap yazması hoşuma gidiyor.
    Murat Yetkin'in Tezkere adını taşıyan son kitabı (Remzi Kitabevi) Türkiye'yle Amerika arasındaki Irak krizini anlatıyor. Ankara gazeteciliğinin, ama başına yeni sıfatı eklenebilecek Ankara gazeteciliğinin güzel bir örneği.
    Çünkü Murat'ın bu kitabı tek kaynağa dayalı 'yorumsuz aktarmacılık'tan oluşmuyor. Konunun diplomatik incelikleri veriliyor, bilgiyle çerçeveleniyor, değişik boyutları sergileniyor, ayrıca merak gıdıklayıcı ve akıcı bir üslupla anlatılıyor.
    Fikret Bila'nın son kitabına gelince... Özellikle Ankara'daki yüksek siyaset kulisinin kuytuluklarından hoşlananların keyifle okuyabileceği bir kitap. "Sivil Darbe Girişimi ve Ankara'da Irak Savaşları" (Ümit Yayıncılık) adını taşıyor.
    Kitapta benim yazılarımdan da ilginç alıntılar yapmış Fikret. Satır aralarında Bülent Ecevit'in, belki daha doğrusu Ecevitler'in ruh halinin ipuçlarını da veriyor. Öyle ki, Sayın Ecevit bir yerde kendi siyasal tükenişini sanki bir komploya kurban gitmiş gibi yansıtmaya gayret ediyor.
    Ama inandırıcı olmuyor.
    Çünkü Ecevit bir komploya değil, kendi 'siyasal egosu'na kurban gitti. Kimse ona komplo kurmadı. (Kim bilir belki de kapalı kapılar arkasında, örneğin Kıvrıkoğlu Paşa'nın görev süresini uzatarak bugünkü Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'ün yolunu kesmek için komplo kuran Sayın Ecevit'in kendisiydi. Bu açıdan Sedat Ergin'in Hürriyet'teki yazı dizisi bayağı aydınlatıcıydı).
    Sayın Ecevit, 2002 yılında komplolara takmak yerine, eğer bir Kemal Derviş'in, bir İsmail Cem'in DSP'de önünü açabilseydi, hem Türk siyaseti bugünkünden farklı bir raya oturabilir, hem de kendisi siyaset tarihimize bir ilki başaran lider olarak geçebilirdi.
    Ama Ecevitler de ezberlerine sonuna kadar sadık kaldılar, bozmadılar. Tam bir tipi. Göz gözü görmüyor. Kar iyice bastırdı. Yine o Guatemala atasözünü düşünüyorum:
    Baykuşlar güneşe bakamaz!
    İyi pazarlar!
   
    h.cemal@milliyet.com.tr
   
   
   





Çetin ALTAN
Dandini dandini dastana, danalar girmiş bostana...

Melih AŞIK
İşte seçmenimiz...

Fikret BİLA
Kamu Yönetimi Temel Yasası

Hasan CEMAL
Baykuşlar güneşe bakamaz!

Güneri CIVAOĞLU
Yırtmaçlı hicap

Can DÜNDAR
Irkçı aileyle 5 'eziyet' günü

Abbas GÜÇLÜ
Gençler bu kez sandığa gitmek zorunda

Mehmet Y. YILMAZ
Keyif eşekte olur!..

Hasan PULUR
Kızın adı Mualla! Oh ne âlâ!..

Derya SAZAK
Sanatçının ölümü

Meral TAMER
Mutluluk profesörleri hizmetinizde

Ece TEMELKURAN
Kendinizi seçin!

Tamer HEPER
Suç işleyen kârlı

Osman ULAGAY
Kur rejimini değiştirme lüksüne sahip miyiz?

Güngör URAS
Postacılığı beceremeyen PTT bankacılık yapacak(!)