|


Irkçı aileyle 5 'eziyet' günü
Bir Türk çift, Avusturya'da bir televizyon programı için ırkçı bir Avusturyalı çiftle 5 gün yaşamak zorunda kaldı. Sonuçta yer yerinden oynadı. Avusturya'nın konuştuğu o çiftle görüştük
VİYANA
Dursun Salman 29 yaşında bir Yozgatlı... Viyana'da yaşayan 350 bin Türk'ten biri... Bu şehre 18 yaşındayken babasıyla gelmiş. Sonra babası dönmüş, kendisi kalmış orada... Akşam lisesini bitirmiş. Kendi deyimiyle "Müslümanlıktan çıkmış", Avusturya yurttaşlığına geçmiş. Askerlik yaptıktan sonra işler yaver gitmiş, Viyana'da Türklerin yoğunlukla yaşadığı 15. bölgede, çalıştığı lokantanın sahibi olmuş.
Bir gün lokantasına gelen bir lezbiyen çift, ATV - Plus televizyon kanalında yayımlanan bir reality - showdan söz etmiş kendisine...
"Aile takası".
Programın esprisi şu:
İki uç örnek aile seçiliyor; diyelim ki dindar ve dinsiz iki aile...
Bu iki ailenin fertleri 5 gün süreyle eş değiştirip yaşıyorlar. Kameralar da çıkacak kavgaları "gözetlemek" üzere eve yerleşiyor. İki evden görüntüler, olduğu gibi televizyonda yayımlanıyor.
Lezbiyen çift, programa davet edilip maço bir aileyle eş değiş tokuşu yapmış. Sonra da Dursun'a aynı programa katılmasını tavsiye etmiş.
Bu kez programın konusu "ırkçılık"mış ve ırkçı lider Heider'i destekleyen orta sınıf bir aile ile, Avusturya'da yaşayan bir Türk çifti buluşturmayı düşünüyorlarmış. Adam başı 500 pound vereceklermiş.
"Hem ırkçılara bir ders veririz, hem de lokantanın reklamı olur" diye kabul etmiş Dursun... Hemen kız arkadaşı Alanyalı Melike Sanalmış'ı arayıp projeden söz etmiş. Onun da olurunu alınca "Biz varız" demiş.
"Aile Takası" yapımcıları öngörüşmeye gelince "Tam aradığımız insanlarsınız" demişler. "Yıllardır buradasınız, Almancanız da düzgün..."
Program formatına göre Melike ırkçı ailenin evine gidecek ve aile reisiyle yaşayacak, bu arada aşırı sağcı ailenin annesi Gerda da gelip Dursun'un lokantasında çalışacakmış.
"Sarkıntılık olursa..."
Dursun, "Melike'yi yollarım, ama sarkıntılık filan olursa fena yaparım" demiş. Yapımcılar, öyle bir şey olmayacağına garanti vermişler.
Format gereği, çiftler ayrılacak ve 5 gün süreyle birbiriyle haberleşemeyecekmiş.
29 Ekim günü, Melike ayrıldığı eşinden olan 7 yaşındaki oğlunu alıp hiç tanımadığı Avusturyalı ailenin evine yerleşmiş.
Gerda da 23 yaşındaki dazlak oğluyla gelip Salman Restoran'da çalışmaya ve Dursun'un evinde yaşamaya başlamış.
Önceki gün, Avusturya'yı birbirine katan bu programda neler olduğunu öğrenmek üzere Salman Restoran'da Dursun ve Melike ile buluştum.
Şehir merkezinin biraz dışında, bir köşe başında bulunan restoranda köşede döner pişiyor, teypte Ferdi Tayfur çalıyordu. İçerde "ağır bir gece geçirmiş görüntüsü veren" kadınlar ve duvarlarda türkücü afişleri vardı.
Dursun ve Melike'ye yaşadıkları deneyimi ayrı ayrı anlattırdım. Anlattıkları şeyler, yalnızca uygar bir toplumun bilinçaltında yatan önyargıları sergilemekle kalmıyor, "Biri bizi gözetliyor" formatının televizyonda nerelere kadar uzanabileceğinin hayret verici bir örneğini de sunuyordu.
MELİKE ANLATIYOR:
Türk'sün, kölemizsin
Evlenip geldim. 1989'dan beri Avusturya'dayım. Sonra boşandım. İki çocuğumla yaşıyorum. Sakat çocukların tedavi edildiği bir hastanede hastabakıcı olarak çalışıyorum. Dursun projeden söz edince ilgilendim. Önyargılı olduklarını biliyordum, ama bu kadarını ummuyordum. 'Sonunda anlaşabiliriz' diye düşündüm. Konuk olacağım ailenin evine ilk girdiğimde huzursuz oldum. Mesela tuvalete bir uyarı yazısı asmışlardı: 'Mavi tuvalet kâğıtlarını kullanma, sadece beyazı kullan' diye... Mutfağa girmemi yasaklamışlardı. Yanımda oğlum da vardı. O daha koltuğa oturur oturmaz, 'Düzgün otursun, ayaklarını aşağı sarkıtsın' diye uyarıya başladılar. Oysa onlar bize hiç aldırmadan bütün gün sigara içip maç seyrediyorlar, arada yabancılar hakkında küfürlü konuşmalar yapıyorlardı. Sigaranın oğluma zarar verebileceğini söyleyince 'Kocan karıma nargile içiriyormuş' dedi ve uyuşturucu kullanıp kullanmadığımı anlamak için kollarıma bakmak istedi. Bu tür aşağılamaları gülerek geçiştirmeye çalıştım.
O gece orada kaldık. Örtüsüz bir yer yatağı hazırlamışlardı. Evin kedisi gece üzerimizde dolaşıyordu. Program yapımcısı kız da bizimle birlikte kaldı. Ertesi gün oğlumla tartıştılar. Baktım oğlum zarar görecek, onu evden uzaklaştırdım. Ben de geceleri otelde kalmaya başladım. Bir süre sonra tartışmalar büyüdü.
Bir gün 'Boş duruyorsun, şu kültablalarını dökebilirsin' dedi adam... 'Siz içiyorsunuz, siz dökün. Biz sizin köleniz değiliz. Bize böyle davranamazsınız' dedim. Adam, 'Sen Türk'sün, otomatikman kölemizsin. Siz Türkleri gaz odasına sokup derinizden abajur yapmak lazım' dedi. Bu, çok ağırıma gitti, programı terk etmeye karar verdim. Katıldığıma pişman olmuştum, ama sonra gelen tepkiler acımı hafifletti. Sokakta gören insanlar 'Avusturyalı olduklarına utandıklarını' söylediler. Bence bu yolla kendi karikatürlerini gördü Avusturyalılar ve vahşeti görüp utandılar.
DURSUN ANLATIYOR:
İlk lafı 'Kıro' oldu
Konuğumuz Gerda, lokantama geldiğinde 'Hoş geldin' dedim. 'Sen nesin?' diye sordu bana... 'Ben bir insanım' dedim. 'Onu sormuyorum, nerelisin' dedi. 'Eski Türkiye, yeni Avusturya yurttaşıyım' dedim. 'Kıro' dedi bana... Karar vermiştim, Türk toplumunu temsil ettiğimden, bütün hareketlerimde ölçülü olacaktım.
Ben sosyal demokrat parti üyesiyim, onlar aşırı sağcı Heider'i destekliyorlar. 'Siz Türkler gelip işimizi elimizden aldınız. Dönsenize memleketinize' dedi bana... 'Sizce ben kaç yaşındayım?' diye sordum. '43' diye tahmin etti. '29 yaşındayım' dedim, 'Ama günde 20 saat çalıştığım için yaşlı görünüyorum. Ben böyle çalışırken, sen bizim vergilerimizle işsizlik sigortası alıp evde tembellik yapıyorsun. Oğlun küpesini takmış, kafayı kazıtmış, işsiz geziyor. Gelsin çalışsın bizim restoranda...'
Aslında program formatı gereği çiftlerin birbiriyle haberleşmesi yasak. Ama bunlar gizli gizli haberleşiyorlarmış. Kadın, kocasını arayıp 'Bana burada zorla nargile içirip kebap yediriyorlar' demiş. Bunun üzerine adam da Melike'ye eziyet etmeye başlamış.
3 Kasım'a kadar sürdü çekimler ve program 18 Kasım'da yayımlandı. 3 hafta sürdü yayın. 6 kere de tekrarlandı. Bize söylendiğine göre müthiş bir seyirci patlaması olmuş. 1 hafta önce 20 bin kişinin seyrettiği programı 3 haftada 1 milyon kişi izlemiş.
Biz ilk bölümü lokantada izledik. Program bittiğinde kapının önüne çıktım, en az 150 kişi toplanmıştı. Çoğu Avusturyalıydı. Baktım ellerinde çiçekler var. Ve gelmiş özür diliyorlar: 'Utandık Avusturyalı olmaktan... Biz olsak bir güzel döverdik. Bir daha o programı da, o kanalı da izlemeyeceğiz.'
Bence bütün yabancılar için iyi oldu program... Bizim de işler arttı bu arada...
can.dundar@e-kolay.net
|
|

|