|


Meydanlarda icraat yerine zam anlatmak
Bir malı üretirken o maldan piyasada geçerli olan fiyat seviyesinden ne kadar satabileceğiniz kadar, bu miktarda malı kaça üreteceğinizi de dikkate almak durumundasınız. Aksi takdirde zarar edersiniz. Birim maliyet hesaplamak için, girdilere yapacağınız ödemeleri üretmeyi hedeflediğiniz mal miktarına bölersiniz. Eğer fiyattan maliyetleri düştüğünüzde elde ettiğiniz birim karı tatminkar buluyorsanız o malı üretirsiniz.
Dışa açık bir ekonomide iç fiyatların uluslararası fiyatlar seviyesinde olması gerekir. Bu durumda karlılığı birim girdi maliyetlerinde sağlayacağınız tasarruf belirleyecektir. Bunlar arasında bir birim mal üretmek için yaptığınız ücret harcamasını gösteren birim ücret maliyetleri de belirleyici bir rol oynar. Bu gösterge ücretler ve verimliliğin birlikte değerlendirilmesine imkan verir. Yabancı para cinsinden hesaplanması halinde rekabet gücünün önemli bir göstergesidir.
Ücretler geriledi
Türkiye'de ABD doları cinsinden birim ücret endeksleri üç aylık dönemler itibariyle Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yayımlanır. 2003 yılının üçüncü üç aylık dönemine ait veriler Temel Ekonomik Göstergeler adlı yayının bu ay yayımlanan Aralık sayısında açıklandı. Buna göre birim ücret maliyetleri 2002 yılının üçüncü üç aylık dönemine göre yüzde 35 artmış. Aynı dönemde işçinin eline geçen ücretler ise sabit fiyatlarla yüzde 1.3 oranında gerilemiş. Bu dönemde emeğin verimliliğinde sağlanan artış ise yüzde 8.3. Bu garip duruma TL'nin dolar karşısında değer kazanması neden oluyor. TL o dönemden sonra da değer kazanmaya devam etti. Üstelik hükümet sene başında asgari ücreti de yüzde 34 artırdı. Yani dolar cinsinden birim ücret maliyetinin hızla artmaya devam ettiğini söylemek yanlış olmaz.
Bu üretim kararlarını etkiler mi? Birim ücret maliyetlerindeki bu artışı diğer girdi maliyetlerindeki gerilemelerle telafi edebildiğiniz ölçüde etkilemez. Ancak reel faizlerde, dolar cinsinden girdi fiyatlarında, ücret maliyetlerinde bu artışı dengeleyecek bir gerileme görülmüyor. Bir yılda bunu sağlayacak bir teknolojik yenilenmeyi sağlamak da çok güç.
İşte bu nedenle öncelikle emek yoğun sektörlerden feryatlar yükselmeye başladı. İşsizlik kamuoyu yoklamalarında en önde gelen sorun.
Diğer taraftan özel kesimde toplu pazarlık süreçlerinin oldukça sıkıntılı olduğu dikkati çekiyor. Konuya çalışan açısından bakarsanız ücretiniz sabit fiyatlarla gerilemiş, buna karşılık verimliliğiniz de yükselmiş. Üstüne üstlük hükümet de asgari ücreti yüzde 34 artırmış. Bu durumda en az asgari ücretteki artış kadar bir artışı talep etme hakkını kendinizde görürsünüz. İşveren açısından konuya baktığınızda ise bu maliyetlerle rekabet etmeniz mümkün olmadığı için çalışanların taleplerine olumlu yanıt veremezsiniz.
Bu durum ekonomik ve sosyal dengelerin sürdürülebilirliği bakımından ciddi bir sorun. Ortaya çıkacak rekabet gücü kaybı hem üretimsizliğin hem de işsizliğin daha da artacağının habercisi.
Ciddi bir muhalefetle karşılaşmadıkları ortamlarda hükümetler kendilerine muhalefet etmekte çok başarılı oluyorlar. Ekonomiye bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşmadıkları için seçim meydanlarında icraat yerine nasıl can yakmadan zam yapacaklarını anlatmak zorunda kalıyorlar.
Hükümetin zor görevi
Hükümetin önünde bir zor görev daha var. Ekonomik ve Sosyal Konseyi bir an önce toplamak ve ekonomide sürdürülemez bir durumun ortaya çıkmasını geniş bir toplumsal uzlaşmayı sağlayarak engellemek. Tabii burada da ekonomik dengeleri anlatırken asgari ücretin tespitine müdahale ederek hata yaptığını, asgari ücret artışının bağıtlanacak toplu sözleşmeler için bir gösterge kabul edilmemesini ve asgari ücretteki artışın telafisi için daha yüksek ücret alanlardan fedakarlık beklendiğini, aksi takdirde işsiz kalabileceklerini çalışanlara açıklamak durumunda. Bu uzlaşmanın sağlanamaması halinde hem ekonomiyi, hem sanayicileri, hem de çalışanları oldukça sıkıntılı günler bekliyor.
foztrak@yahoo.com
|
|

|