|


Demirel'in cici silahı
Tek geçerli kuralın ahbap - çavuş ilişkileri olduğu bir düzenin içyüzü, çorap söküğü gibi ortaya dökülüyor, düzen çöküyor
Uzanlar'la ilgili soruşturma derinleşip belgeler ele geçtikçe, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'le olan yakınlıkları da gözler önüne seriliyor.
Demirel'in Uzan Grubu'nu kayırdığının ilk kanıtı, Çukurova Elektrik'e el konmasının ardından yürütülen soruşturmayla ortaya çıktı. 26 Kasım tarihli gazetemizde yer alan haberden, Çiller hükümetinin ÇEAŞ'ın imtiyaz sözleşmesinin iptali için 1995'te aldığı kararın, dönemin Cumhurbaşkanı Demirel tarafından veto edildiğini öğrenmiştik.
Cem Uzan'ın Çubuklu'daki villasında ele geçirilen belgelerde de Demirel adına rastlandı. Demirel ve eşi Nazmiye Hanım'ın, Telsim'in ücretsiz telefon hizmetinden sınırsız yararlanabilen 1000 ayrıcalıklı kişi arasında yer aldıklarını, 19 Şubat tarihli Vatan gazetesi duyurdu.
Baba yadigârı Uzi
Önceki gün gazetemizde "Çiftlikteki Uzi, Baba yadigârı!" başlıklı haberi de gördükten sonra, gün ışığına çıkacak yeni belgeleri fevkalâde merak etmeye başladım. Uzanlar'ın Sakarya çiftliklerinde ele geçirilen 35 silahın tasnifi yapılırken, İsrail yapımı Uzi marka tam otomatik silahın, Demirel tarafından hediye edildiği ortaya çıkmış.
"Türkiye kritik bir dönemden geçerken, Demirel'in deneyiminden, bilgi birikiminden ve bilge kişiliğinden yararlanmaya devam edilmeli" diyerek Cumhurbaşkanı'nın görev süresinin uzatılması için yoğun destek veren medyamızın ağır toplarının, bu gelişmeler karşısında ne düşündüklerini merak ediyorum doğrusu.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın cesareti (Cem Uzan'ın siyasete girme cüreti de diyebiliriz) sayesinde, tek geçerli kuralın ahbap - çavuş ilişkileri olduğu bir düzenin içyüzü, çorap söküğü gibi ortaya dökülüyor. Köşe başlarını tutanların cılız feryatları halen devam etse de düzen çöküyor. Mesut Yılmaz, Güneş Taner ve Hüsamettin Özkan gibi aktörler, bir daha dönmemecesine siyaset sahnesinden uzaklaştılar. Tek başına Uzan Grubu'yla ilgili soruşturmada şu ana kadar ele geçen belgeler bile, bütün hortum ve soygunların nasıl yapılabildiğini ve bu soygunu durdurmak için bugüne kadar neden hiçbir şey yapılmadığını gözler önüne seriyor.
AKP'nin aldığı oylar
Başbakan Erdoğan geçen akşam CNN Türk'te, "Uzan olayının faturası 8 - 9 milyar dolara çıkar" diyordu. Diğer yanda, batan bankaların toplam faturası 80 milyar dolara yaklaştı. Bütün bunlar olurken de Demirel, önce 1,5 yıl kadar başbakanlık, daha sonra da 2000 Mayıs'ına kadar 7 yıl cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturdu ve "Türkiye'ye hassaten riyaset etti!" Bütün olaylar, "yılların birikimi ve deneyimine sahip" diye övülen bir cumhurbaşkanının kanatları altında cereyan etti.
Demek o günün akla havsalaya sığmayan ortamında, cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan kişi bile, etik mi, kurala uygun mu, ruhsatı var mı türünden kaygılara kapılmadan, yakınlığının bulunduğu sermaye gruplarına silah hediye edebiliyordu. AKP'nin sandıktan neden bu denli büyük başarıyla çıktığına, yerel seçimlerde de oy oranını neden arttıracağına hala anlam veremeyenlere şaşıyorum!
Benim Cici Silahım
ABD'nin toplumsal hiciv ve belgesel ustası Michael Moore'un, 11 Eylül'ün ardından çektiği ve belgesel film kategorisinde 2002 Oscar Ödülü'nü kazanan Benim Cici Silahım adlı filmi şu sahneyle başlıyordu: Kuzey Michigan'da yaygın şube ağına sahip North Country Bank'ın şubelerinden birine bizzat giren Moore, hesap açtırmak ister. Eğer yatıracağı para 5 bin doların üzerindeyse ve 3 ay çekmeyecekse, kendisine promosyon olarak silah teklif edilir. 1000 dolarlık hesap açsa bile, eğer 1 yıl vadeli tutarsa, beğeneceği silahlardan biri, kendisine peşin faiz olarak hesabı açtırdığı an derhal teslim edilecektir.
Michael Moore'a bizim 90'lı yılların traji - komik bir belgeselini çektirsek mi? Ne dersiniz?
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|