28 Şubat 2004 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


   
Güzelliğin ve umudun ustasından anılar

       
"Cezaevinden Babıali'ye, Babıali'den TİP'e" Şükran Kurdakul'un 77 yıllık hayatının 220 sayfaya sığdırılan öyküsü. Kitap yakın tarihimizle ilgili renkli, aydınlatıcı ayrıntılar içeriyor

   
    İlk aldığım telif ücretini hatırlıyorum. Yayımlanan bir şiirim için "Türk Dili" dergisinden tam 8,5 (yazıyla sekiz buçuk) lira gelmişti. 1950'lerde bir öğrenci için güzel para!
    Kitaptan aldığım ilk telif ücreti, daha doğrusu çeviri ücreti ise sayısını unuttum, kim bilir kaç tabaka resim kağıdıydı.
    Kitap: "Kırmızı Yapraklar". Yazarı: William Faulkner. Yayınevi: Ataç. Yayıncı: Şükran Kurdakul.
    Küçük bir kitabevi vardı Şükran'ın. Gümüşsuyu'nda, İTÜ'nün karşısında. Ataç Kitabevi. Kağıt, kalem, defter, vb. de satardı. O arada Rükneddin Resuloğlu'nun "Yelken" dergisini hazırlardı.
    Laf lafı açıyor ya, bir de parantez açayım: Asım Bezirci'nin Orhan Duru'yu inceleyen uzun mu uzun bir yazısı yayımlanmıştı "Yelken"de. Yazı şöyle bitiyordu: "Orhan Duru'nun geleceğine umutla bakabiliriz. Amma da atarmışsın be Asım Bezirci ağabeyimiz." Dizgicinin eklediği son cümle Asım dışında herkesi, Şükran'ı bile kahkahalara boğmuştu.
    Derken kendi yayıncılığa başladı Şükran. Çok önemli kitaplar yayımladı. Faulkner'ın öykülerini önerdim. Hemen "Evet" dedi. Kitap çıktı. Ama öylesine güç koşullar içinde yürüyordu ki yayınevi, ne Şükran çeviri ücretini verebiliyor ne de ben isteyebiliyordum. Günün birinde, "Bana çeviri ücretini resim kağıdı olarak verir misin?" dedim. Şaşırdı. "Ne yapacaksın o kadar kağıdı?" dedi. İlk şiir kitabım, "Soğuk Otların Altında" baskıdaydı o sıralarda. "Yüz tane kadar özel baskı yaptırırım" dedim.
    Resim kağıtlarını yükledik bir taksiye. Doğru benim kitabın basıldığı matbaaya.
    Çözüm, sanırım ikimizi de mutlu kılmıştı.
    ***
    Şükran'ı şair olarak çok daha önceden tanıyor, seviyordum. Ama o yıllardaki ilişkimiz, dostluğu, candanlığı, içtenliği, dudaklarından eksilmeyen gülümseyişi o sevgiye silinmeyen artılar getirdi.
    Şimdi "Cezaevinden Babıali'ye, Babıali'den TİP'e" (Evrensel Basım Yayın) kitabına sıradan bir okur gibi yaklaşamıyorum elbet.
    Bir dostun ağzından masa başı sohbetlerinde anılarını dinliyorum sanki.
    ***
    Kitapta beni ilk etkileyen, Şükran'ın alçakgönüllülüğü oldu. 77 yıllık dolu dolu bir yaşamın 220 sayfaya sığdırılan öyküsü. Başkalarının dilinde dallanıp budaklandırılarak inanılmaz serüvenlere dönüştürülecek olayların sanki olağanmış gibi anlatılması. "Bakın, biz neleri yaşadık, nelerden geçtik" havasının olmaması.
    1946'da Emekçi Köylü Partisi'nden 1960'larda TİP'e uzanan bir politik yaşam. Büyük Komünist Tevkifatı'nda tutukluluk. Cezaevi. Sonra işsizlik. Karın tokluğuna düzeltmenlik.
    O arada hep edebiyat, hep şiir. Onurlu bir yaşamın sömürülmeden dizelere yansıması.
    Bütün bunlar, elbette eleştirilerle, değerlendirmelerle birlikte son derece alçakgönüllü bir dille anlatılıyor. Bu da anlatılanı daha çarpıcı kılıyor.
    Bir başkası olsa, sadece TİP Balıkesir il başkanlığı döneminde yaşadıklarından bile kim bilir kaç cilt roman, kaç cilt anı çıkarırdı.
    ***
    Şükran'ın anılarını yalnız edebiyatla ilgilenenler değil, bütün aydınlar okumalı. Kitap yakın tarihimizle ilgili renkli, aydınlatıcı ayrıntılar içeriyor. Birinci elden... Ve tanıtma yazısındaki yargıya katılıyorum:
    "Acılar döneminden ellerini kirletmeden geçen, ödünsüz, umutlu, iyimser büyük insanın penceresinden."
   
   
Şükran Kurdakul'dan bir şiir
    Oradaki
    Kendi uzaklığımdan kurtularak
    Hüküm giymiş bir mısra gibi
    Çıktım parmaklığımdan
    Kendimde duydum ellerimi.
   
    Nicedir sessizliğimde kanayan
    Acımın yorgun yüreği
    Dirençlerin, yıkımların ardından
    Eski kaygılara götüremedi beni.
   
    Defterlerim, kitaplarım, kalemim
    Güzelliğin ustası, umudun da ustası olan
    Açıldı düşlerin çocuk bahçeleri
    Geceye doğru ranzamdan.
   
   





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
Yasemin Çongar