28 Şubat 2004 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


Popüler kültürde yeni eşik

   
Arnold'un zamanında 'barbar' diye nitelendirdiği proletarya, bugün Sri Lanka'dan Kolombiya'ya sıra sıra, saf saf duran milyonlardan oluşan dünya proletaryası

        Murat Belge

   
    Son iki yazıda, 19. yüzyıldan bu yakınlara kadar dünyanın büyük kısmında geçerli olan örgütlenme ve iş yapma kalıpları üstüne yazdım. Tabii, özetin özeti, şematize bir biçimde. Daha çok askerlik alanındaki değişime değindim: Ulus-devletin kuruluş koşulları nedeniyle askeri model Türkiye'nin durumunu daha iyi açıkladığı için. Modernizasyona sanayileşme yoluyla geçmiş toplumlar için sanırım sınai üretim yöntemlerini ve özellikle Fordizm'i anlatmak gerekir: Bütün üretim süreci bir başka yerde planlanmış, 'sekans'larına ayrıştırılmış, ürün kayış üzerinden tamamlanma aşamasına doğru akıyor: zekası asgari olarak hesaplanmış işçiler kendilerine ısmarlanmış mekanik hareketi yaparak -örneğin bir vidayı daha yerine takarak-ürünü tamamlıyorlar.
    Yaklaşık iki yüzyıl boyunca insanlık üretiminde, çalışmasında, savaşmasında bu yöntemleri geliştirdi, yerleştirdi, mükemmelleştirdi. Buralardan türeyen genel mantık hayatın her alanında uygulandı. 'Uzmanlaşma' dediğimiz modern zorunluluk, örneğin. Bir doktorun yalnız kemikten, ötekinin yalnız böbrekten anlaması, Fordizm'in üretim kayışında yalnız şunu ya da yalnız bunu yapan işçilerin oluşturduğu genel mantığın çok da uzağında değildir.
    Bu 'iş yapma' yöntemi, toplumda yürürlükte olan başka şeylerden kopuk ya da onlarla çelişen bir mahiyet göstermez ve gösteremezdi. Bir toplumda varolan kurumlar ve pratikler, kısa vadede uyumsuz olabilir, çalışıp çatışabilir, ama toplumsal birimin varoluşunu devam ettirebilmesi için uzun vadede birbiriyle 'bağdaşır' (compatible) olmalıdır.
   
    İş yapmak üzere örgütlenmek
    Sınai üretim, eskisine oranla kıyaslanamayacak kadar fazla iletişim gerektiriyordu. Bunun için hem standart ulusal dil gerekli oldu, hem de bu dilin bütün topluma öğretilmesi. Böylece okur-yazarlık önem kazandı.
    Bu da, önceki yazılarımda hep değindiğim 'nicelik/nitelik' ikilemini gündeme getirdi. Kuraldır: nicelik artınca nitelik düşer. İyi işleyen bir eğitim politikası ve programıyla, oldukça kısa bir zaman içinde, toplumda yaşayan herkesi okur-yazar konumuna getirebilirsiniz. Bu, olmayacak bir şey değildir, başarısı sizin buna ayırdığınız enerjiye göre belirlenir. Ama böylece okur-yazar olmuş herkese Shakespeare'in oyunlarını ve Tolstoy'un romanlarını ve Baudelaire'in şiirlerini okutamazsınız.
    Böylece kültürün 'yüksek' ve 'alçak' biçimleri ortaya çıkmış olur. Dünya bu sorunları iki yüzyıldır yaşadı ve henüz bunları aşmadı. Aşmadan, yeni sorunlarla veya belki eski sorunların daha büyümüş haliyle karşılaştı. Sorun, temel sorun, 'nitelikli' ve 'kitlesel' bir kültür yaratmak diye düşünüyorum. Söz konusu iki yüzyılı tamamladığımız bu tarihte, sorunun bu tanımında önemli bir değişiklik yok. Ama 'kitlesel' dediğimiz kısmın boyutları habire büyüyor.
    Ancak, bu iki yüzyıllık serüveni arkada bırakmaya hazırlanırken, 'iş yapmak üzere örgütlenmek' dediğimiz alanda son derece önemli değişiklikler oldu. Bunlar, önümüzdeki dönemlerde karşımıza çıkacak kültürel sorular üzerinde de etkili olacaktır mutlaka. Bütün bu 'modernizm/post-modernizm' tartışmaları içinde nasıl tavır alıyorsak alalım, her şeyden önce üretimde geçerli Fordizm sisteminin ortadan kalkmasının, uzun vadede özgürleştirici potansiyeller taşıdığını herhalde sezebiliyoruz.
    Mutlaka bunun karşıt etkileri de var: En başta, şimdiye kadar emekçi kesimlerin hak mücadelesi yapabilmesinde hayati rol oynayagelmiş sendikaların anakronikleşmesi gibi ciddi eğilimler. Emeğin örgütsüzleşmesi, kendi içinde rekabete zorlanması vb.
    Ama emeğin üretkenliğini bir kayıp üstünde ilerleyen nesnenin vidasının sıkıştırılmasına indirgeyen bir sistemin uzun vadede özgürlük ve üretkenlik getirmeyeceğini de herhalde görüyorduk. Şimdi bazılarımızın yasını tutmaya hazırlandığı bu sistem, ölümüne çok fazla gözyaşı dökmemizi gerçekten hak ediyor muydu?
   
    Heyecan verici perspektif
    Bu gibi yöntemlerle karakterize olan 'mekanik toplum modeli', 19. ve 20. yüzyıl sınai üretim mantığının biçim verdiği bu toplum, sözgelişi Sovyetler Birliği'nde, Soğuk Savaş boyunca, Batı'yla teknolojik rekabetin yürümesine imkân tanıdı.
    Sovyetler Birliği, daha merkeziyetçisi düşünülemeyecek 'Beş Yıllık Plan'ları ile hayatı yeniden ürettiler; bir yandan da, 'sputnik'ti, 'soyuz'du, teknolojik mücadelenin dünyaya açık podyumunda yer alan yarışmada 'spektaküler' denebilecek bir rol oynadılar.
    Ama bir yandan 'sibernetik' gelişiyor, 'bilgisayar' her şeyi dönüştürüyordu. Bunun merkeziyetçilikle bir ilgisi yoktu ve öyle bir sistem içinde yaşayamazdı.
    Artık hepimiz biliyoruz, özel hayatlarında ipe sapa gelmez görenekdışı zevkleri, arayışları olan o uzun saçlı, blucinli, tel çerçeveli gözlüklü acayip yaratıkları.
    Sovyetler Birliği'nin koyu takım elbiseli, kravatlı, bond çantalı bürokratlarının, aparatçiklerinin, 'bilim emekçileri'nin Silicone Vadisi'nin sırlarına erişmeleri, devenin iğne deliğinden geçmesinden daha zordu. Onun için '80'lerden itibaren Sovyet sistemi hızla çöktü.
    Şimdi, olup bitenlere yalnız kültürel düzeyde bakıldığında, Arnold'un 'barbar' dediği proletarya artık bir dünya proletaryası. Manchester'dan Birmingham'a değil, Sri Lanka'dan Kolombiya'ya, Kinşasa'ya, sıra sıra, saf saf, milyonlarca, duruyorlar: 'nitelikli' ve 'kitlesel' kültür!.. Ama artık hala sıkıştıran bir makinenin insan-halkaları olmaktan da çıkıyorlar.
    Korku verdiği kadar heyecan da veren bir perspektif!
   
   

POPULER KÜLTÜR


Folk 'pop'a direniyor
Neredesin Firuze Televole'de mi?
Burası Avrupa! Kızını döven, dizini döver...
Madem ki Ermeni'sin
AKP ve Petek Dinçöz
İran'da pop çağı ateşi
'Rusya Rusların' mı?
Popüler kültürde yeni eşik
POPUN YARIM ASRI/1972
Ne oralı, ne de buralı