|


E - posta ile haberleşmede kör dövüşü!
Telefon, mesajınızın karşı tarafa ulaştığından emin olmanız açısından rakip tanımıyor
Geçen günkü yazımda e - posta sayesinde tanıdığım; uyarı, eleştiri, öneri ve bilgi birikimlerinden yararlandığım, yüzlerini hiç görmediğim sevgili okurlarımdan söz etmiştim. Bugünse madalyonun öbür yüzünü çeviriyorum.
Yılbaşından bu yana giderek dozunu artıran bir haberleşememe durumuyla karşı karşıyayım. Göz problemim nedeniyle e - postaları genelde asistanım taradığı ve bu arada da asistanım değiştiği için, sorun bizden kaynaklanıyor zannediyordum. Ancak çevremde yaptığım küçük bir nabız yoklaması sonucu anladım ki aslında e - posta, hiç de garantili bir haberleşme yöntemi değil. Mesajınızın karşı tarafa ulaştığından emin olmanız açısından, telefon rakip tanımıyor. Yüzyüze görüşme, eğer mümkünse tabii ki en iyisi.
E - posta ile kısa yoldan, hızlı, ucuza haberleştiğinizi zannederken, zaman zaman hiç "haberleşememe" durumu bile ortaya çıkabiliyor. Bu arada karşılaşabileceğiniz iletişim kazaları da cabası!
Haberleşememe
Örneğin yurt dışında yapacağım bir konuşma için benden konu başlığı istenmiş, ben de 13 Ocak'ta e - posta ile göndermiştim. Aynı gün teyid mesajı çekildiği halde, Milliyet'in sistemine ulaşmamış. Toplantıya 1 hafta kala son detaylar için arandığımda, karşı tarafa az daha kalp krizi geçirtiyordum. Yedek yazılar ve vizemin yenilenmesi derken benim de 2 ayağım bir pabuca girdi.
Güneyde 2 günlük bir toplantıya 24 saat kala soruyorlar: "Mutlaka sizi de bekliyoruz!" Çağrılmadığımı söylediğimde yanıt hazır: "E - posta yollamıştık!" Haydiii, tarıyorsunuz e - postaları geçmişe doğru: 48 saat önce gelmiş! Oysa siz neredeyse 1 aydır biliyorsunuz o toplantının yapılacağını.
Yan odaya e - posta!
Siemens Business Services Kurumsal İletişim Grup Müdürü Füsun Tezcan'dan öğrendiğime göre, e - posta şirket içi haberleşmede de "tam bir haberleşememe ortamı" doğurabiliyormuş. Daha önce Pazarlama İletişimi yöneticisi olarak çalıştığı Turkcell'de dönemin Genel Müdürü Cüneyt Türktan ısrarla "Önemli konularınızı lütfen maille göndermeyin. Maili gönderip olayı bitti sanıyorsunuz, ama adam o maili yan odada 15 gün sonra okuyor. Zahmet edip yüzyüze görüşün" dermiş sık sık.
Yanlış anlaşma
Pek çok şirketin aynı dertten muzdarip olduğuna işaret eden Tezcan'a göre, çoğu kişi e - posta yazarak işi kolay yoldan hallettiğini, topu karşı tarafa attığını sanıyor. Konu o an için kolay yoldan kapanmış gibi görünse de, karşı taraf o e - postayı uzun süre açmayınca sorun çıkıyor. Tezcan'ın da dediği gibi e - posta üzerinden haberleşme, kolaylıkla yanlış anlamalara da yol açabiliyor. Siz bilgisayarınızın başında bir haleti ruhiye ile yazıveriyorsunuz mesajınızı. Karşı taraf bambaşka bir haleti ruhiye ile okuyabiliyor ve sizin kastettiğinizin tam tersini algılayabiliyor.
İletişim kazaları
E - posta ile "haberleşememe"ye ilaveten iletişim kazaları da oluyor zaman zaman. Tezcan'ın, stratejik iletişim yönetimi yayını Business Communicator dergisinden aktardığı iletişim kazası örnekleri:
Kızgınlık ya da mutluluk anında, karşı tarafın yanlış anlamlar çıkartabileceği içerikte mesajlarİşyerinde yasak aşkına en mahrem mesajlarını e - mail ortamında gönderirken, gönderici kısmına yanlış isimlerin girilmesi sonucu oluşan aile facialarıİş yerinde, iş arkadaşı ya da patronu hakkındaki olumsuz görüşlerini isim benzerliği nedeniyle, yanlışlıkla ilgisiz kişilere gönderip işten kovulanlar
Son olarak da Business Communicator'dan küçük bir hatırlatma:
E - postada özel - gizli diye birşey yok. Bu yüzden de içeriğe çok dikkat etmek gerek. New York Üniversitesi'ndeki bir kursta, "e - postanızı New York Times'ın kapağında çıkacakmış gibi yazın" tavsiyesinde bulunulmuş. Gönderdiğimiz her mesajın, başka birilerine de forward edilebileceğini hep hatırlamalıyız.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|