07 Mart 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


Türkiye'nin yarını için bahse var mısınız?

   
Teknoloji ve dünyanın geleceği için 1000 dolara bahse girilen site iki yılı geride bıraktı. Yarın neler olacağına ilişkin pek çok fikir birikti. Yarın olanlara şaşırmamak için bugünden hazırlıklı olmak istiyorsanız, 'haydi bahse'

        ŞAZİYE KARLIKLI
   
    1949 yılında yayınlanan 'Aylık'dergisi, 'daha neler göreceğiz' başlığı altında okurlarıyla 'şaşkınlığı' paylaşıyordu. 'Radyolu şapkalar' haberiyle Amerikalılar'ın 'teknolojik denemesi' anlatılırken yapılan gizli vurgu ise 'tabiatımıza pek uygundu': 'Daha neler artık'. ('Abarttılar yani'... anlamında)
    1949'da böyleydi de '59'da, '79'da, '99' da pek mi farklıydı? Biz hep şaşıran, onlar da hep şaşırtan oldular. Cep telefonunu ilk duyduğumuzda da çok şaşırmıştık. Hele Ay mevzuunda, 'oha' diye, geleneksel ünlemlerimizi bile sakınmamıştık.
    Biz, bugünle o kadar meşgulüz ki, yarını planlayanlara, işin içine biraz da hayal katanlara 'avare' muamelesi çekmemiz de biraz o yüzden. Oysa yarını bugünden daha çok düşünenler, hep bir adım öndeler...
    Yarını düşünenlerin Amerika'da kurdukları Longbets adlı bahis sitesi iki yılını geride bıraktı. Longbets kamuoyunun teknolojinin ve dünyanın geleceği konusunda ilgisini çekmek üzere kurulan "Uzun Vadeli İddialar Kurumu." Yani bu sitede gelecek üstüne 'bahis' oynanıyor. Sadece bahis kısmıyla ilgilenenleri uyaralım, bir bahis bin dolar... Kazanmanız durumunda para hayır kurumlarına gidiyor. 'Atış' serbest değil elbette. Bahsin konusunun sosyal veya bilimsel olarak önem arz etmesi gerekiyor. Örnek mi;
    "2063'da dünyada kullanılır üç önemli para birimi olacak. Ülkelerin yüzde 95'den fazlası bunlardan birini kullanacak."
    "100 yıl sonranın devletleri dolaşım hakkını kabul edecek; bir insan yerel kanunlara uymayı kabul ettiği taktirde dünyanın istediği ülkesinde yaşayabilecek."
    "2085'te Çin, Hıristiyan toplum olarak mütalaa edilecek. Yüzde 33'ü Hıristiyanlığı kabul edecek." "2025'te Amerikan vatandaşlarının en az yüzde 50'si kimlik ve takip için vücutlarına yerleştirilmiş bir teknoloji ürünü taşıyor olacak."
    Büyük olasılıkla bahsi ortaya atan da bu gerçekleşmeleri görmeyecek. Gerçekleşip gerçekleşmemesi de önemli değil. Önemli olan yarını düşünmek.
    Longbets'in kurucularından Kevin Kelly, sitesinin tanıtımında "Bilim dünyasında, iddiaya girmek, sorumluluğun alışılmış bir şeklidir. En eski bilimsel bahis 1600 yılında, Johannes Kepler ve Christian Longomontanus arasındadır. Kepler, rakibine, Mars'ın solar yörüngesiyle ilgili formülü sekiz günde elde edeceğini iddia etti. Bahsi kaybetti. Yavaş giden hesaplamaları astronomi ve fiziği yaratmasına karşın, beş yılını aldı." Yani bir insanın geleceğe dair meydan okumasıyla kocaman bir adım atılıyor.
    Bilimsel bahisler pek ilgi alanımıza girmiyor. Şansa, kadere inandığımızdan, barbuta, okeye filan daha yakınız. Ya da lades kemiği üzerine tutuştuğumuz bahislere. Tanık olduğumuz en heyecanlı bilimsel öngörü, İstanbul depremine ilişkin verilen şiddet ölçüleriydi. Ama başta biz gazeteciler olmak üzere, bilim adamları görüş birliğine varamadılar. Farklı önermeler yaptılar diye az daha 'parçalayacaktık' onları... Düşünün Celal Şengör, "7 şiddetinin üstünde bir depremde yerle yeksan olacağız" sözünün üstüne bir de "Bin dolar bahse girerim" deseydi, neler olurdu?
    Oysa, Princeton'dan Martin Rees hiç çekinmeden ortaya bir bahis atmış. "2020 yılında, biyo-terör veya biyo-hata, tek bir olayla 1 milyon insanın ölümüne sebep olacak." Ardından da eklemiş: "Benim kaygım yalnızca organize teröristler yönünde değil. Aynı zamanda, bugünün bilgisayar virüslerini oluşturanların kafa yapısına sahip olan, garip insanların varlığı yönündedir. Bütün uluslar potansiyel tehlike teknolojiler konusunda etkili kanunlar, kurallar getirseler de bana, bunun uyuşturucu kanunlarının önleyemediği durumlar söz konusu olacakmış gibi geliyor."
    Rees, böyle diyor. Kızmıyorlar. Bizden nerede ayrıldıklarını anlamak için Kevin Kelly'in şu sözlerini okumak gerekiyor: "Gelecek üzerine bahse girmek, çalışma, titizlik ve planlamanın itici gücüdür. Tartışmalara gerçek paranın girmesi, gereksiz övünmeleri, samimiyetsiz spekülasyonları ve unutulma eğilimini ortadan kaldırmıştır. Laboratuvar kitaplarında saklanmış gerçek uzun vadeli bahisler halen bahisliklerini sürdürmektedir."
    Yani konuya "Celal Şengör, bin dolarına kıyacak kadar bu görüşe inanıyorsa, vardır bir bildiği... Ne biliyorsa sen de öğren, önlemini al" diye bakıyorlar.
    Geleceği bu kadar çok düşünmeleri, tasarlamaları ile bugün aldıkları mesafe arasında kuşkusuz doğru orantı var. "2025 yılında Dow Jones'taki 30 hissenin en az 25'i endeksin altında kalacak ve yerlerini yeni şirketler alacak" önermesi geldiğinde, bu tartışmalar, elbette şirketlerin de gözünden kaçmıyor. Yarın da var olmayı isteyen şirketlerin yöneticileri, 25 yıl sonrasının senaryosuna kayıtsız kalabilirler mi? Acaba 2025'te İMKB'deki 30 hissenin kaçı endeks altında kalacak. Fikri olan var mı? Geleceğe ilişkin bahisler, biz günlük dertlerle uğraşırken, elin oğlunun nelere akıl yorduğunu gösteriyor.
   
   
Nüfus azalacak
    Yapılan tahminler arasında 2060 yılında dünya üzerindeki insan nüfusu şimdikinden daha az olacağı var. Sizce neden? Dünya insanlarının aklı başına gelecek de etkili doğum kontrol yöntemleri mi uygulayacaklar? Yoksa savaşlar, salgınlar mı olacak. Yani kanlı mı, kansız mı...?
    2100 yılında dünyanın birçok ülkesinde ırkçılık olgusu ortadan kalkacak. Yüzlerce yıldır süren bu 'insanlık ayıbı' nasıl sona erecek?
    2015 yılına kadar güneş enerjisinden elde edilen yakıtlar fosillerden elde edilen yakıtlardan çok daha ucuz olacak?
    Eğer bu önerme gerçekleşirse, Ortadoğu'ya huzur gelir mi? Petrole olan talep ortadan kalkarsa, her şeye yeniden başlayabilirler mi?
    2070 yılına kadar en az altı ülke haftalık çalışmayı dört güne indirmiş olacak. Türkiye bu altı arasında yer alabilir mi?
    Onlar bu ya da benzeri sorulara verdikleri yanıtlarla geleceğe adım atıyorlar. Yarın şaşırmamak için onlara katılmak gerekiyor.
   
   

BUSINESS


'İstanbulspor Milan, ben Berlusconi olacağım'
Kitabı yayımlamayın, 200 milyar lira bütçemiz var...
Türkiye'nin yarını için bahse var mısınız?
Ayakkabılarımız İtalyan tasarımcılara emanet
'Fasonculuk' yapa yapa 'moda'yı öğrendiler
Hansel ve Gretel'in evinden bildiriyorum
'Kıyak anlaşma' istiyorlar
325 yıl hapsi istenen bile var
Başbakan'ın seçim gezisinde polis helikopteri kullanması etik değil
Verdiği söz için koşturuyor...
Maliye, mükellefe derece verecek
Gönen Oya Pazarı'nı gördünüz mü?
Olimpiyatların 'ağır işçileri' sorun oldu
Yeni misyonerler
Fransa hükümetinden 'şarap için' tavsiyesi
Büyük porsiyonları mönüden çıkarıyorlar
Yeni 5 sent'ler yakında piyasada
Motorola Telsim'e hissedar olabilir...
'Dua edin Tüpraş ile Petkim'i satamayayım'
İşadamları hiç bu kadar rahat olmamıştı