07 Mart 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


   
Dede ve nine oyunları-2

        7'DEN 77'YE OKUL DIŞI BİLGİLER
   
    Dün sizlere dedelerimizin ve hatta dede-babalarımızın çocukken oynadıkları bazı oyunlardan söz etmiştim. Bugün yine Cüneyd Okay'ın "Meşrutiyet Çocukları" adlı kitabında yer alan öteki oyunları aktaracağım.
   
    ***
        Fes düştü oyunu: Çocuklar sıraya girerler. Kendilerinden on beş adım kadar uzağa bir metre uzunluğunda bir sopa dikilir ve üzerine bir fes geçirilir. Grup başı olan çocuk herhangi bir oyuncuya kendi durdukları yerle sopanın arasındaki uzaklığı tahmin ettirir. Yanıt alındıktan sonra oyuncunun gözü bağlanır ve eline bir değnek verilir. Çocuk yerinde birkaç kere çevrilir ve yürüyerek uzaklığı ve yönü saptayarak sopaya yaklaşır. Elindeki değneği asılı duran fese geçirip, düşürmek için üç hakkı vardır. Başaramazsa oyunu kaybeder.
    Kale kaçkını: Çocuklardan biri ebe olur. Birer de kale bulunur. Kaleden kaçan diğer çocuklar, "Kale kaçkını!" diye bağırırlar. Yakalanan kaçaklardan ilki yeni ebe olur.
    Savaş oyunu: Büyük bir alanda oynanır. Çocuklar iki gruba ayrılır. Her bir grup düz bir çizginin iki tarafına dizilir. Önce bir büyük daire çizilir. Buna eşit uzaklıkta daha küçük daireler çizilir. Grupların kendi aralarında seçeceği "kumandan"lar merkezdeki dairelerde yerlerini alırlar. Kumandanların etrafında karşı gruptan oyuncular da bulunur. Amaç futbol topunu karşı takımdakilerin engellemelerine karşın kumandana ulaştırmaktır.
    Çuval koşusu: Çocuklar bol bir çuvalın içine girer ve mümkün olduğu kadar atılarak, çırpınarak ve bağırarak ilerlemeye çalışırlar. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kısa sürede bitiş noktasına varmaktır.
    Tura saklama: Ebe turayı herhangi bir yere saklar. Diğer çocuklar onu bulmaya çalışırlar. Yaklaşan biri olduğu zaman ebe o kişinin adını anarak, "Ahmet ısınıyor, daha çok ısınıyor, yanacak!" ya da tam tersi, "Ahmet üşüyor, daha üşüyor, donacak!" gibi uyarılarda bulunur. Turayı bulduğu zaman bulamayan kaçarak tekrar kaleye dönmeye çalışır. Turayı bulanın amacı ise onu diğer çocuklardan birine değdirerek ebe yapmaktır.
    Tamlama oyunu: Çocuklardan birisi birkaç hece söyler. Seçtiği diğer çocuk bunlardan bir sözcük yapmak zorundadır. Yapamazsa "ceza kâğıdına işaret olunur." Oyun sonunda en çok ceza puanı alana verilecek cezalar ilginçtir. "Tamlama oyununda kaybettim ben! Yaşasın Osmanlılar!" demek ya da, "on defa Osmanlı bayrağı resmi yapmak veya 'Osmanlı', 'vatan', 'millet' sözcüklerini on defa yazmak" gibi.
   
    ***
   
    Kim bilir bilmediğimiz daha ne çok oyun vardır. Ama Cüneyd Okay'ın kitabındakiler bu kadar. Büyüklerinize sorun, belki onların da size anlatacağı farklı oyunlar olabilir.
   
    yural@milliyet.com.tr
   
   





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
Yasemin Çongar