07 Mart 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Atkestaneleri

       
    Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
    - Politikada hamasetçilik cart curt anlamına mı geliyor, yoksa zart zurt anlamına mı?
    Hoca:
    - Yok, demiş, sadece kurt anlamına...
    - Politika kurdu anlamına mı?
    - Hayır, kurtlu kirazdaki kurt anlamına...
    - Peki neyle besleniyor bunlar, neresi kirazları?
    - Han hamam, apartman, gizli ilişkilerle kurup çökerttikleri banka, arsa, parsa ve daha ne varsa, özel lojman, sosyal tesis, sinsi rüşvet ve bir de bu tür kurtluklardan habersiz alkışçı kazları...
    ***
    Yan yana iki büyük fıçı, üstlerinde birer balkabağı...
    Sakın bunları seksenini çoktan aşmış, kısık boyunlu, iki şişman demagogun simgesi sanmayınız...
    Bunlar soğuk savaş dönemlerindeki kırk yıllık Washington'cu politikalarımızın simgeleri...
    Biri "kalkınan Türkiye"nin fıçısı; öteki "bayrağı yere düşürmeyelim"in fıçısı...
    Büyük büyük fıçılar, içi dolu turşular...
    ***
    İncili Çavuş'a sormuşlar:
    - Sen muhalefet lideri olsaydın da, sana iki seçim nutku hazırlasalardı. Biri Türkiye'deki "yaşam kalitesi"nin düşüklüğü hakkında; öteki, "iktidarın kalitesi"nin düşüklüğü hakkında. Hangisini nutuk atmak için yeğlerdin?
    İncili Çavuş:
    - Elbet de ikincisini, demiş.
    - Neden?
    - Bütün muhalefet liderleri ikincisini yeğliyor, görmüyor musunuz?
    ***
    Dünkü Posta gazetesinde ilk sayfadan verilmiş "Mustafa Koç'un içi yanıyor" diye bir haber vardı.
    Şöyle:
    "Koç Holding Arçelik ile Romanya'nın en büyük buzdolabı üreticisi oldu. Patron Mustafa Koç, 'Avrupa Birliği'ne girmeye hazırlanan Romanya 1 Nisan 2004'ten itibaren Türklere vize koyuyor. Bizler de artık Romanya'ya vize ile gireceğiz. İçim yanıyor. Kahroluyorum. Bu ülkeye ilk geldiğimde otelde soğuktan titrer, battaniyenin altına girerdik. Şimdi onlar Avrupa Birliği'ne üye oluyor, biz bakıyoruz. Çok yazık' dedi."
    Mustafa Koç'un bu yakınmalarını, birilerine ithaf etmeye kalksanız; acaba kimlere ederdiniz:
    1- Sivil - asker bazı bürokratlara mı?
    2- Ankara Ticaret Odası'na mı?
    3- Muhalefet partisi liderlerine mi?
    4- Yavru Vatan'ın göbeği kafasına denk bazı nutukçularına mı?
    5- Yoksa hepsine birden mi?
    ***
    Bu arada biz de, onların ağzından bir dörtlük ithaf edelim Mustafa Koç'a:
    Avantalı cakalı bir çiftlik bize gerek;
    Yoksa nasıl har vurup savururuz harmanı?
    Dışa açılmak falan, bilmiyoruz ne demek;
    Olmak varken içerde beleşçilik sultanı...
    ***
    Temel, Ankara'da CHP merkez binasının kapısına dayanmış:
    - Ha pen hemen paşkan olmak isteyrum partiye, kurtarmalıyum onu da...
    Kapıdan zorla içeri girmek isteyen Temel, itiş kakış:
    - Dur yahu deli misin sen?
    - Ha illa da şart mudur?
    ***
    Ve birtakım eğlenceli sözler:
    "Binde bir de olsa, bazen politikacılar da günah çıkarırlarmış; yenilerine yer açmak için."
    ***
    "Karşılıklı konuşmalarda, bazıları genellikle bildiklerini demez, bazıları da genellikle dediklerini bilmezmiş."
    ***
    "Bir dostunuz sizden borç istediğinde; ikinizden hanginizin dostluktan daha önce vazgeçeceğini kestiremezsiniz."
    ***
    Bu da Victor Hugo'dan bir söz:
    "Hıristiyanlıkta cehennemin simgesi, ateştir. Çok tanrılı dinlerde, yine ateştir. İslamda da ateştir. Hintliler için de cehennem, alevlerdir. Dinler açısından bakıldığında, sanki Tanrı sadece insan pişirilen bir ızgara kebapçısıdır."
    ***
    Binbir balık türü gibi, çeşit çeşit politikacılarımıza, eski bir halk deyimini hatırlatarak bitirelim yazıyı:
    "Sen seni bil sen seni, sen seni bilmez isen patlatırlar enseni"...
   
    c.altan@prizma.net.tr
   
   





Çetin ALTAN
Atkestaneleri

Melih AŞIK
Futbol anıları...

Fikret BİLA
Erdoğan'dan güvence

Hasan CEMAL
Dönek!

Güneri CIVAOĞLU
Ebru çiçeği

Can DÜNDAR
Unutulmuş bir kadın

Abbas GÜÇLÜ
Heil Hitler dedi cezayı yedi

Mehmet Y. YILMAZ
Mutlu olmak için bir liste

Hasan PULUR
Erkan'ın macerasının devamı...

Derya SAZAK
Güldünya

Meral TAMER
Soldaki kadın seçmen, aktif siyasete ilgisiz

Ece TEMELKURAN
Her hayat sahibine büyük geliyor!

Tamer HEPER
Organize olmak lazım

Osman ULAGAY
Türkiye borç sorununu kendi başına çözebilir mi?

Güngör URAS
Can pazarında ekmek parası