07 Mart 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Dönek!

       
    Ben bir dönek miyim?
    Bu soru, bundan otuz beş yıl öncesini anlatan ve Kimse Kızmasın, Kendimi Yazdım adını taşıyan kitabımın bir yerinde şöyle (64. sayfa) geçer:
    "Geçmişini böylesine kitaplaştırınca kimler ne diyecek, herhalde biliyorsun.
    Dönek!
    Dönek ne demek?
    Çok partili rejimi, demokrasiyi yıkıp yerine tek parti diktasını geçirme fikrinden dönmek mi?
    Dönek ne demek?
    Çoğulcu demokrasi yerine 'işçi sınıfı' adına totaliter bir ideolojinin diktasını savunma fikrinden vazgeçmek mi?
    Dönek ne demek?
    Her şeyin, malların da, hizmetlerin de, fikirlerin de, ideolojilerin de serbestçe yarışabildiği rekabetçi bir ekonomik ve siyasal düzen yerine, torna tezgahından çıkmışçasına her şeyin tek tip olduğu, birbirine benzediği otoriter bir kışla düzeni anlayışından vazgeçmek mi?
    Dönek ne demek?
    Askerin süngüsüyle kendine iktidar yolu açmaya heveslenip, bu kafaya devrimcilik, devrimci demokratlık vehmetmekten vazgeçmek mi?
    Döneklik bütün bunlardan vazgeçmekse, ne denir, o zaman ben de döneğim!"
    Evet öyle.
    Döneğim.
    Demokrasiye döndüm!
    Ya siz?
    Bugün hala askerle iş tutanlar, askeri darbeye kışkırtanlar...
    Ya siz?
    Bugün hala seçim sandığına inanmayanlar, demokrasiyi karşı devrim olarak görenler...
    Ya siz?
    Bugün hala Türkiye'yi Avrupa'dan kopartmak için, Orta Asya'lara sürüklemek için kızıl elma koalisyonları oluşturup darbe peşinde koşanlar...
    Ya siz?
    Bugün hala 1960'ların, 1970'lerin komünizm tacirleri gibi irtica bezirganlığına soyunup askeri kışkışlayanlar...
    Ya siz?
    Bu yaşta hala cuntalaşma peşinde olanlar...
    Ya siz?
    Bu yaşta hala "Elinizi çabuk tutun!" diye askere çağrı yapanlar...
    Ya siz?
    Bu yaşta hala - kaçıncı yenilgiye rağmen - askerle aynı fotoğraf karesinin içine girebilmek, askerle birlikte gözükebilmek için Ankara yollarına düşenler...
    Ya siz?
    Bu yaşta hala bir zamanlar Deniz Gezmiş'leri darağacına götüren yollarda yürüyenler...
    Ya siz?
    Hala postal kokusu sevenler...
    Ne duruyorsunuz hala?
    Siz hala değişmediğinize, dönmediğinize göre, aynı yolun yolcusu olduğunuza göre, ne düşündüğünüzü, ne yapmak istediğinizi açıkça söyleyin.
    Dürüst davranın.
    Artık demokrasi var.
    Fikir suç olmaktan çıktı Avrupa yolunda... Sizler de gidin meydanlara konuşun, gazete köşelerinizde yazın.
    Seçim sandığı, demokrasi bu ülkeye yaramaz deyin açık açık. Geçmişte olduğu gibi bugün de askerle darbe yapmak en iyisidir diye bağırın yüksek sesle. Avrupa Birliği'ne karşıyız deyin.
    Neden gizleniyorsunuz?
    Niye kapalı kapıların arkasına, kuytuluklara çekiliyorsunuz?
    Niçin kriptoluk yapıyorsunuz?
    Yoksa utanıyor musunuz?..
    Treni çoktan kaçırdınız; tarih sizi sollayıp geçeli çok oldu. Yoksa hala farkında değil misiniz?
    *
   
   
Açık Radyo'ya destek
    Ömer Madra'dan, yıllardır severek dinlediğim Açık Radyo'nun yöneticisi sevgili arkadaşımdan bir mesaj geldi.
    Aynen köşeme alıyorum.
    1968'in Paris sokaklarındaki unutulmaz duvar yazısından ibaret her şey:
    "Gerçekçi ol, imkansızı iste!"
    On yıl öncesinin Türkiye'sinde bağımsız ve özgür bir radyo istasyonu kurmanın imkansız bir fikir olduğunu düşünen 90 kişi Açık Radyo'yu (94.9) kurdu. Aynı "olmazlığı" düşünen 600 insan, kendi bilgi ve ilgilerini dinleyiciyle paylaştığı 630 farklı program yaparak 8 yıl içinde bu mecrayı farklı kıldı ve yaşattı, yani oldurdu. İşte şimdi de üçüncü aşamaya geldik.
    Sıra dinleyicide!
    "Açık Radyo dinleyicisini arıyor!" adını verdiğimiz bu proje ile dinleyicilerin bir program saati için her yıl 100, ya da yarım saat için 50 milyon TL ile destekçi olması bekleniyor. (Tabii faturaları kesilip KDV'leri, RTÜK payları ödenerek) isteyen her dinleyicinin adı, destek olduğu programın başında ve sonunda radyodan okunuyor. Her yıl bir kere yapılacak böyle bir destekle dinleyici tabanına yaslanan bağımsız ve hür radyomuzun "ilelebet payidar" olacağını düşünüyoruz. Yani torunlarımıza bırakabileceğimiz bir küçük miras. Bir sürdürülebilir bağımsızlık modeli.
    Sevgili Hasan; isteyen 0212 343 41 41 numaralı telefonu arayabilir. İsteyen, www.acikradyo.com adresinde "program desteklemek istiyorum" düğmesini tıklayabilir.
    İyi pazarlar. Ömer Madra.
   
    h.cemal@milliyet.com.tr
   
   





Çetin ALTAN
Atkestaneleri

Melih AŞIK
Futbol anıları...

Fikret BİLA
Erdoğan'dan güvence

Hasan CEMAL
Dönek!

Güneri CIVAOĞLU
Ebru çiçeği

Can DÜNDAR
Unutulmuş bir kadın

Abbas GÜÇLÜ
Heil Hitler dedi cezayı yedi

Mehmet Y. YILMAZ
Mutlu olmak için bir liste

Hasan PULUR
Erkan'ın macerasının devamı...

Derya SAZAK
Güldünya

Meral TAMER
Soldaki kadın seçmen, aktif siyasete ilgisiz

Ece TEMELKURAN
Her hayat sahibine büyük geliyor!

Tamer HEPER
Organize olmak lazım

Osman ULAGAY
Türkiye borç sorununu kendi başına çözebilir mi?

Güngör URAS
Can pazarında ekmek parası