07 Mart 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Heil Hitler dedi cezayı yedi

       
    Şimdiki çocuklar bir alem. Akıllarına geleni söylüyorlar. Şaka, şamata, gırgır olsun da ne olursa olsun. Ama öğretmenler ve disiplin kurulları onlar kadar espirili ve hoşgörülü değil.
    Geçen gün bir toplantıda hemen her zaman duyduğumuz şikayetlerden birisi ile karşılaştım. Veli, 7'nci sınıftaki oğluna okul arıyordu. İstanbul'un en iyi okullarından biri diye nitelendirdiği okuldan ayrılmak zorunda kalmışlar. Okul arayışları da bu yüzdenmiş.
    Peki okuldan uzaklaştırılmasının gerekçesi ne diye sorduğumda, traji komik bir tablo ile karşılaştım. Oğlu, nerden duyduysa duymuş ya da izlemiş bilmiyor. Arkadaşlarına komiklik olsun diye elini tıpkı Nazi askerleri gibi havaya kaldırıp 'Heil Hitler' yani 'Yaşasın Hitler' diye koridorda yürüyüp herkesi kendisine güldürmüş.
    Babanın belli ki siyasetle uzaktan yakından ilgisi yok. Oğlunun ise bırakın faşist olmayı, 'Heil Hitler'in ne anlama geldiğini bildiği bile şüpheli. Yaşı henüz 13. Ama öğretmenleri olayı ciddiye almışlar. Disipline vermişler ve eski yaramazlıklarını da dikkate alarak arka kapıyı göstermişler.
    Bu kadarı da olmaz demeyin, oluyor. Hem de çok sık. Tasdikname verilen öğrencilerin, atılma gerekçelerini bir inceleyin, karşınıza neler çıkar, neler.
    Öğretmenler, ciddi öğrenciler istiyor. Öğrenciler ise şamata. Olaylara bakış açıları, beğenileri ve yasak anlayışları öylesine farklı ki ortak payda da buluşmaları bazen neredeyse imkansız hale geliyor.
   
    Futbolu da yasaklamışlar
    Yine İstanbul'un en iyilerinden biri diye bilinen başka bir okulda da bahçede futbol oynamak yasaklanmış. Gerekçesi yok. Müdür öyle istemiş. Öğrenciler öfkeden çıldırıyor. En büyük zevkimiz buydu. Birileri hata yaptı ise neden hepimiz cezalandırılıyoruz, diyorlar. Gel de çık işin içinden.
    Aslında Türk eğitim sisteminin temeli cezaya dayanıyor. Ödül yok ama bol bol ceza var. Hem de en okkalısından.
    Sınıfta birisi bir hata mı yaptı, bütün sınıfı cezalandır gitsin. Ne soran var ne de sorgulayan. Evde, işte, askerde durum farklı mı? Alın birini vurun diğerine...
    Cezanın yerini ödüllendirme almadığı sürece çocuklara okulu sevdirmek olanaksız. Ama nedense bunu bir türlü anlamıyoruz...
   
    Atlara var, öğrenciye yok
    Üniversitelerden atılan öğrencilere yönelik af isteği, giderek artıyor. Pek çoğu da masum gerekçelerle atılmış. Kimi parasızlıktan öğrenim harcını yatıramamış kimi de ailesinin geçimini sağlamak için okula değil de işe gittiği için devamsızlıktan kapı önüne konmuş. İçlerinde son sınıfta olanlar bile var.
    Hırsıza vergi affı çıkıyor, dopingli atlara yeniden yarış hakkı veriliyor ama söz konusu biz gençler olunca tüm kapılar yüzümüze kapanıyor. Bu nasıl bir düzen, diyorlar.
    Haksız da sayılmazlar. Büyükler hata yaptıklarında birbirlerini çok kolay affedebiliyorlar. Çıkarları söz konusu olduğunda da akan sular duruyor. Ama bu ülkede öğrenci olmaya gör! Ufacık bir hata yaptın mı yandın. Bazen ağızdan çıkan talihsiz bir söz bazen de geçici bir tembellik, hayatınızın kararması için yetiyor da artıyor.
    Oysa eğitimin temeli hoşgörü olmalı. Öğrencileri harcamak için değil de kazanmak için top yekün çaba harcanmaya başlandığında Türk Milli Eğitimi rayına oturacaktır...
    Özetin özeti: Başkalarından hoşgörü bekleyenler, bunu önce kendileri göstermeliler...
   
    aguclu@milliyet.com.tr
   
   





Çetin ALTAN
Atkestaneleri

Melih AŞIK
Futbol anıları...

Fikret BİLA
Erdoğan'dan güvence

Hasan CEMAL
Dönek!

Güneri CIVAOĞLU
Ebru çiçeği

Can DÜNDAR
Unutulmuş bir kadın

Abbas GÜÇLÜ
Heil Hitler dedi cezayı yedi

Mehmet Y. YILMAZ
Mutlu olmak için bir liste

Hasan PULUR
Erkan'ın macerasının devamı...

Derya SAZAK
Güldünya

Meral TAMER
Soldaki kadın seçmen, aktif siyasete ilgisiz

Ece TEMELKURAN
Her hayat sahibine büyük geliyor!

Tamer HEPER
Organize olmak lazım

Osman ULAGAY
Türkiye borç sorununu kendi başına çözebilir mi?

Güngör URAS
Can pazarında ekmek parası