|


Hoppalaaa...
BUGÜN 12 Mart 2004... 12 Mart 1971 muhtıralı askeri darbesinin yıldönümü...
Bu kez de gündemin baş koltuğunda, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın emriyle, İstanbul 2'nci Zırhlı Tugay Komutanlığı'nca; Kadıköy, Maltepe, Kartal ve Sultanbeyli kaymakamlıklarıyla bazı komutanlıklara gönderilmiş bir "fişleme" yönelgesi var.
***
Kimlerin fişlenmesi istenmiyor ki?
Çerkez, Roman, Abaza, Arnavut, Boşnak benzeri azınlıklar ve kendini azınlık olarak görme eğiliminde olanlar...
Yüksek sosyete grupları...
Sanatçıların mensup olduğu gruplar.
Tarikatlar, Satanistler, Ku Klux Klan, Masonlar, internet grupları, cinsellik, uyuşturucu, meditasyon, ruh çağırma grupları...
Amerika Birleşik Devletleri yandaşları...
Avrupa Birliği yandaşları...
Ve tabii her zaman olduğu gibi, "tu kaka" edilmesi gereken yazar ve düşünürler...
***
Yerel seçimlere iki hafta kala; Kıbrıs'taki gölge boksunda gongun vurmasına iyice yaklaşıldığı bir sırada; AB ile olan ilişkilerde diplomatik trafiğin adamakıllı yoğunlaştığı bir zamanda; KKK tarafından böyle garip bir fişleme yönelgesinin kaymakamlıklara gönderilmesi bir rastlantı mı acaba?
***
Kusura bakmayın ama bendeniz hiç sanmıyorum. Aklıma iki olasılık geliyor:
1- TC'de militarizmin hukuk ve çağdışı ağırlığını tüm dünyaya karşı somut olarak ortaya koyarak; AB üyeliği için aralıkta başlaması umut edilen müzakerelerin sabote edilmesi... Tıpkı Ankara Ticaret Odası'nın yaptığı gibi...
2- Bizzat KKK'nın - bilerek, bilmeyerek - sabote edilmesi ve mizahi bir konuma sokulması... Fişlenmesi gereken gruplar arasına "Ku Klux Klan" da konduğuna göre...
***
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, hukuk dışı bir organmış gibi davranması ve sürekli "politik bir faktör" görünümü çizmesi, önce kendisinin ciddiyetini buruşturmada...
Örneğin son fişleme yönelgesini ele alalım:
1- KKK'nın, Başbakanlığa bağlı bir hükümet organı olan Genelkurmay Başkanlığı'nı, devre dışı bırakarak kaymakamlıklara böyle bir yönelge gönderme hakkı var mıdır?
2- Valiliklerin gerektiğinde TSK'dan yardım isteme hakları, TSK'nın da, Başbakanlığı devre dışı bırakarak, İçişleri Bakanlığı'na bağlı makamlara direktifler verme hakkını doğurur mu?
3- 1945 Potsdam antlaşmalarından sonra, TSK - Pentagon ilişkilerinin nasıl bir grafik çizmiş olduğunu, genç kuşak komutanları yeterince biliyor ve bu grafiğin, Soğuk Savaş'ın bitimiyle hangi nirengi noktalarına göre değiştirilmek istendiğinin analizlerini yapıyorlar mı?
4- Türkiye'nin "yaşam kalitesi" açısından Yunanistan'ın 70 basamak altına düşmesinde; saydamlıktan yoksun savunma harcamalarının etkisi de olmuş mudur, olmamış mıdır?
***
Vatan sevmek, bayrak sevmek, toprak sevmek, devletin bütünlüğünü korumak, "Atatürk ilke ve inkılapları"na sahip çıkmak iddiaları; "hukuk"u ve "ekonomik saydamlık"ı hiç mi umursamadığı zaman; 21. yüzyılın küreselleşme sürecinde, TC'yi füzyona uğratma sakıncasını dahi doğurabilir.
***
"Emperyalizm" Türkiye'de sanıldığı gibi bir ülkeyi "sömürme" demek değildir; bir ülkenin gelişip kalkınmasını "engelleme" ve onu "ithalat"a mahkum etmek demektir.
Bütçesi sürekli açık veren ve sürekli borçlanmak zorunda kalan bir ülkede; yılda ortalama 10 milyar dolarlık silah alınıyor ve silah alımları açısından, dünya sıralamasında o ülke 14'üncü sırada görünüyor da; "yaşam kalitesi" açısından 173 ülke arasında 96. basamağa inmiş bulunuyorsa; "emperyalizm" kavramını bir kez daha değerlendirmek de gerekebilir.
***
Bizim kuşağın Pentagon ilmikli militerleri, Türkiye'nin ekonomik tablosunu su yüzüne çıkarmaya çalışan sanat, düşünce ve yazı adamlarını "milli çıkarlara aykırı hareket etmek"le damgaladılar; çok ağır suçlamalarla, çok ağır cezalar verdiler onlara...
Türkiye bugün Kopenhag kriterlerinin çok dışında kalmış ve "adam başına düşen ulusal gelir birimi" açısından da, çok acıklı bir duruma düşmüşse; bunda acaba bizim kuşak militerlerinin hiç mi günahı yoktur?
***
Genç militerler, ola ki bu yazıya da kızarlar. Lütfen kızmasınlar.
Ben, insanlığın ortak bahçelerindeki "yazı" ihtişamına layık olmaya çalışarak geçirdim hayatımı; aşkla, şevkle, coşkuyla... Buna karizmam yetmese bile, özenim yetsin istedim...
Bir kez daha fişlenirsem de, ne yapayım; fişlerimle geçerim, arkasından güneş doğmayan geniş kanatlı kapıdan...
c.altan@prizma.net.tr
|
|

|