|


Başbakan Mehmet Ali Talat'tan Milliyet'e:
Referandumdan 'evet' çıkacak
Talat, normal koşullarda sandıktan hem Kuzey'de hem Güney'de 'evet' çıkmasını yakın ihtimal görüyor. Ve Ankara'da hükümet sağlam durursa, 'evet' oranının daha da yükseleceği kanısında
Hasan Cemal Kuzey Kıbrıs'ta nabız tutuyor - 3
LEFKOŞA
Başbakan Mehmet Ali Talat'la çarşamba günü öğleden sonra makamında baş başa sohbet ediyoruz. Çözüm konusunda umutlu, iyimser. 20 Nisan referandumunda yol kazası beklemediğini belirtiyor. Normal koşullarda sandıktan hem Kuzey'de hem Güney'de evet çıkmasını yakın ihtimal görüyor. Ve Ankara'da hükümet sağlam durursa, evet oranının daha da yükseleceği kanısında.
Talat'la Denktaş akla kara gibi.
Öyle bakıyorlar Annan Planı'yla yakın geleceğe. Başbakan Talat'ın gözü sürekli bardağın dolu tarafında. Cumhurbaşkanı Denktaş ise bardağın boş tarafıyla meşgul. Daha şimdiden hayır kampanyasını başlatmış gibi.
Ama bazen o soru işareti insanın aklına takılıyor: Talat'la Denktaş acaba iyi polis - kötü polis oyunu mu oynuyorlar? Bu akla kara tablosu bir müzakere taktiği olabilir mi? Bu soru belki biraz fazla şeytanın avukatlığı oluyor. Ya da bir özlemin ifadesi...
Kutuplaşma olur endişesi
Başbakan Talat'ın bir söyledikleri var, bir de söylemek istedikleri... Ya da kafasının arkasında duranlar... Önce kendisinden edindiğim bazı izlenimleri özetlemek istiyorum:
(1) Anladığım kadarıyla, gerek halen devam eden ikili görüşmelerden, gerekse Ankara ve Atina'yla birlikte başlayacak dörtlü müzakerelerden bir şey çıkmayacağını görüyor. En önemli konuların 'hakem'e, yani BM Genel Sekreteri Annan'a kalacağı kanısında. Bu benim baştan beri Ankara'dan da edindiğim izlenimi doğruluyor.
(2) Yine Başbakan Talat'tan gördüğüm kadarıyla, Annan Planı Annan'ın elinde de çok fazla değişmeyecek. Dengeyi Türk tarafı aleyhine bozacak gelişmeler de olmayacak.
(3) Peki, Denktaş ne yapar? Hayır kampanyasını resmen açar da, sandıktan da evet çıkarsa, bunun hem Denktaş hem Türk toplumu açısından hiç de iyi olmayan sonuçlar doğuracağını düşünüyor Talat. Bir yandan tarihe böyle geçmenin olumsuzluğu, öte yandan barışa giden yeni bir Kıbrıs'ta Türk toplumunu kutuplaştırmanın, içinde bir yara açmanın vebali...
Denktaş bunu göze alabilir mi?
(4) Ankara'dan gelecek mesajın niteliği? Hükümetten evet mesajı gelirse, referandumda evetler fazlasıyla ağır basar. Bu görüş Kuzey Kıbrıs'ta yaygın. Başbakan Talat'tan edindiğim izlenim de farklı olmadı. Hükümetin bugüne kadar sağlam durduğu kanısında. Durmaya devam ederse, evet çizgisi yükselir diye düşünüyor anlaşılan...
(5) Türkiye'de asker, referandum öncesi ne yapar, ses verebilir mi? Bu duyarlı konuda Başbakan Talat konuşmak istemiyor. Ama öyle anlıyorum ki, bu bakımdan da Ankara'da hükümetin sağlam durması belirleyici olacak.
İzlenimler böyle.
Talat'ın söylediklerine gelince...
CNN Türk'ten Barçın Yinanç ve benimle konuşmasında Denktaş'ın daha çok negatif bir çizgi izlediğini belirtti. Annan Planı'nın düzeltilmesi gereken yanlarını sayarken mal mülk konusuyla siyasal eşitliğe işaret etti.
Askerin üzerinde özellikle durduğu güvenlik ile toprak, yani harita, iki kesimlilik gibi çok hassas konularda tarafların anlaşamayacağını, bunların BM Genel Sekreteri Annan'a kalacağını söyledi.
Rum tarafında hayır çıkacağını gösteren kamuoyu araştırmalarını ise oyun olarak niteledi ve "Rum bunu mahsus yapıyor; BM tarafına baskı yaptığına inanıyor" dedi.
Kıbrıs'ta oyun çok!
Çünkü bu güzelim ada belki de tarihinin en kritik dönüm noktasında. Kuzey Kıbrıs'ta belki en büyük oyun da TC kökenlileri, yani 1970'lerin ikinci yarısından itibaren Türkiye'den adaya getirilen Türkiyeli göçmenleri hedef alıyor. Sayıları genellikle 70 bin olarak verilen göçmenler (Başbakan Talat da 70 bin dedi) 20 Nisan referandumunda nasıl oy kullanacaklar?
Çevikel'in görüşleri
Sonucu bu belirleyecek.
Türkiyeli göçmenler ve referandum konusunu Gazimagosa milletvekili Nuri Çevikel'le konuşuyoruz. Kendisi, tarih doçenti. Fazla çözüm yanlısı olduğu için Denktaş - Eroğlu gölgesiyle üniversitedeki öğretim üyeliğinden olmuş. Kendisi de göçmen. KKTC Göçmenler Derneği Başkanlığı'nı yapıyor. Başbakan Talat'ın CTP'sinden güç birliği çerçevesinde parlamentoya girmiş.
Diyor ki:
"Göçmenler ne mi bekliyor? Eve ev verilecek mi? İşimiz olacak mı? Çözüm metninde bunların somut güvenceleri yer alacak mı? Şimdi iyi kötü bir evimiz, bir tarlamız var. Bunlar Rum'a geri gidince, bizim garantimiz ne olacak? Türkiye'den bunların garantisini istiyoruz diyorlar. Ankara'ya da gidip anlattık hükümete bunları... Bunlar eğer muallakta kalırsa, güvencelere bağlanmazsa, referandumda işimiz güçleşir. Ayrıntılı olarak nüfusunu bilmeyen tek millet biziz. Adadaki Türk nüfusu fiilen 180 - 190 bin kadar. Bunun içinde göçmenler en çok 70 bin civarında. Hemen hepsi burada kalacak. 50 - 55 bini yeni devletin vatandaşı olacak. Geri kalanı da oturma ve çalışma iznine sahip olup yine burada kalacaklar."
Şöyle devam ediyor:
"Denktaşçılar bütün oyunlarını göçmenler, 'TC kökenliler' üzerinde oynayacaklar. Onları korkutacaklar. Annan Planı'yla çözüm halinde malınız elden gidecek, size bir şey kalmayacak diye... Onun için göçmenlere önceden anlatılması lazım, size şöyle ev, şöyle iş, şöyle tazminat verilecek diye. Yani kesenin ağzını açmak..."
Başbakanlık'tan çıkarken genç bir adam yolumu kesip yine referandum düğümünden söz ediyor:
"Evet mi isteniyor? O zaman gecikilmeden açıklansın Türkiyeli göçmenlere: (1) Yeni konutların bedelleri Türk Kurucu Devleti tarafından üstlenecek. (2) Rum, evini 20 yıl boyunca kiralarsa, bunun bedelini devlet ödeyecek. (3) Çiftçilik yapanlar, mal mülklerini Rum'a geri verdikten sonra, yeni iş bulana kadar geçinecekleri parayı devlet üstlenecek. Bunlar olursa, Türkiyeli göçmenler de 'evet'e yönelir referandumda..."
Eroğlu, Denktaş gibi
Konu çok önemli.
Referandumda evet buna bağlı.
Örneğin ana muhalefet partisi bu hassas nokta üstünde zıplıyor. Geçen aralık ayındaki genel seçimlere kadar uzun yıllar Başbakanlık koltuğunda oturan Ulusal Birlik Partisi'nin lideri Derviş Eroğlu, Denktaş gibi düşünüyor. Yani Annan Planı'nın Türk'ün imha planı olduğu düşüncesinde.
Şöyle diyor:
"Mal canın yongasıdır. Türkiye'den gelenlerin elinde mal kalmayacak. 30 sene sonra malını elinden çıkaracak. Bunca yıl sonra ver tapuyu, ver anahtarı diyorsunuz. Referandum şimdiden başladı. Biz diyoruz ki, önce Türkiye çıkacak adadan. Sonra Türkler çıkacak. Sonra da Enosis olacak! Rumlarla baş başa kalırsak rekabet edemeyiz onlarla..."
UBP lideri Eroğlu'yla partisinin Lefkoşa'daki tarihi binasında sohbet ederken, dikkat ettim, itiraf sayılabilecek bir söz söyledi:
"Ucunda Avrupa Birliği olmasa, Avrupa vatandaşlığı olmasa, böyle bir anlaşmaya pek kimse evet edemezdi. Ama gel gör ki gençlere de, 60 - 70 yaşındaki insanlara Avrupa fikri cazip geliyor."
Felaket senaryosu
Ana muhalefet lideri Derviş Eroğlu bir de felaket senaryosu çiziyor:
"Çözüm olsa ne olacak? 1 Mayıs sonrasını düşünün. Bir kamyon evin önüne dayanmış, hadi çıkın ben geldim diye... Anahtarı ver, bana eşyanı yükle çek git diye... O zaman neler olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Otuz yıl sonra bunlar başına gelince, o insanın psikolojik durumunu, bunun yol açabileceği olayları düşünebiliyor musunuz?"
Sonra da ekliyor Eroğlu:
"Hesaplaşma saati yaklaşıyor!"
Kıbrıs'tan dördüncü yazım yarın. Yakın Doğu Üniversitesi'nde gençlik ne düşünüyor?
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|