|
|


Bu para yetmez, biraz daha getirin...
İzlenim / Kutlu Aktaş
1999 yılı 18 Nisan yerel seçimleri sonrası karşılaştığım Sayın Hüsamettin Cindoruk bana hitaben: "Ben de minareden düştüm. Minareden düşen diğerini çok iyi anlar" demişti.
Başımdan istemeyerek De olsa, geçtiği için anlatayım.
Belediye başkan adaylığı zor iştir.
Bir defa diğer adaylarla bire bir yarışacaksın. Genel seçimlerde partiler ön planda olduğu halde yerel seçimlerde adaylar ön plandadır.
Neler söylenmez ki!
Daha önce belediye başkanı iseniz ve yeniden adaysanız ne noksanlar bulurlar. Özel yaşamımızdan, icraatınıza kadar beş yıl boyunca çeşitli nedenlerle söylenemeyenler ortaya sürülür, eteklerdeki taşlar dökülür.
Sanki o kentde bir daha oturmayacaklar, seçimlerden sonra terk - i diyar edeceklermiş gibi birbirlerini kırmalar, üzmeler ve dargınlıklar gırla gider.
Geleneğimiz karşısındaki kötülemek, eleştiri dozunu yüksek tutmak üzerine kurulu olduğundan, pek azı hariç, yapacaklarını değil, karşısındakinin kusurlarını TV'de kamuoyu önünde bas bas bağırır.
Seçmen, böyle düzey düşük bir TV programı izliyorsa biliniz temaşa zevkini gidermek içindir.
* * *
Belediye başkan adaylığının en zor yönlerinden bir diğeri, finansman sorunudur. Bazı partilerde, adaylardan alenen istenen paralarla "under table" masa altı alınan paraları göz önüne getiriniz, ülkedeki seçim bütçesinin nerelere ulaşacağını hesaplayabilirsiniz.
Çoğu aday seçildiğinde rantı kendisine göre yüksek olan belediye başkanlığında dengeleyeceğini düşünür, masraftan kaçınmaz.
En güzel bilbordlar, en süslü boyalı araçlar onundur, TV'lerde en uzun programlar ona ayrılmıştır.
Seçim masrafları bir türlü kontrol edilemez. Bazı yasama organı üyeleri konuyu Meclis'e getirme girişiminde bulunurbaşarılı olamaz.
1999 yerel seçimlerinde üzerimdeki aday olma baskısı artıp, son karar aşamasına geldiğimde, "Ben memuriyettten geldim. Benim seçim masraflarımı karşılayacak param yok. Hiç kimseden de bağış altında para almam. Çünkü bu bağışların faturasını bana ödetirler. Onun için bütün seçim masraflarını parti genel merkezi karşılayacaksa aday olurum" dedim.
Nitekim parti genel merkezi, tayin edilen muasebeciye masrafların karşılığını gönderdi.
* * *
Bir olay oldu ki, bana çok enterasan geldi.
Ankara'da uzun yıllar önce tanıdığım bir arkadaşım seçimlerden 15 gün önce elinde bir zarfla geldi. İçinde 10 milyar lira olduğunu, bunu seçimlerde kullanabileceğimi, bir hafta sonra bir 10 milyar lira daha getireceğini söyleyerek ayrıldı. Kendisine, masrafların parti genel merkezince karşılandığını nazik bir şekilde anlatttım ve parayı almadım.
Sonradan arkadaşım anlattı. Benim gibi 19 adaya aynı miktar parayı götürmüşler, hepsi büyük bir memmuniyetle paraları almışlar ve birkaçı parayı az bularak, "Bu para yetmez, bir 15 - 20 milyar daha getirirseniz memnun oluruz" demişler.
Aşağı yukarı elli yıldır ülkemizde seçimleri izliyorum, değişen bir şey yok.
Çağdaşlaşmak istiyorsak herhalde "İşe şu yerel ve genel seçim yanlışlıklarını yolsuzluklarını, çirkinliklerini ortadan kaldırmakla başlamalıyız" diyorum.
Bilmiyorum siz nasıl düşünüyorsunuz.
ege@milliyet.com.tr
EGE

Katliamı durdurun
Bu para yetmez, biraz daha getirin...
"Med-cezir" adayı
314 Sokak 29 numara
Rummelsberg-Urla
Martha Stewart örneği ve Türkiye
|
|




|