|
|


314 Sokak 29 numara
Görüş / Bülent Buda
Direklikahve imiş adı, eve dönüştürülmeden önce. Kahve ocağı da duruyordu zaten tek odalı evin uzak köşesinde. Eski kimliği unutulmasın niyetine. Bir duvar örülmüştü, kahve ocağı ile tek odanın arasına. İşe yarar bir alandı duvarın arkası. Yatak yorgan, pazar tezgahının malzemelerinin konulduğu. Bir köşe daha vardı, gaz ocağı ateşinde üstünde kazanın ısıtıldığı. O güne göre yıkanma yeri diyebilirsiniz oraya.
Portakal, limon sandığından yapılmış, iki sedirli, öyle pek bir özelliği olmayan, tek odada yenilir, içilir konuklar ağırlanır, yatılırdı. Bir de tahta kapısının girişinden sonra, odadan önce solunda yemek pişer, sağında bir çeşme el yüz yıkanır, onun yanı başında hela.
Öylesine kahveden dönüştürülmüş bir ev işte. Yanı başında mahalle fırını var. Hemen önünde de bir dut ağacı.
O sıradanlığın tek ayrıcalğı... Hemen karşısında, M.Ali amcanın kahvehanesi. Damlacık Kulübü, Demokrat Parti Ocağı. Üçü bir arada. Eskiden öyleydi.
Daha çok bağlanıyor
Baba limanda hamal. Anne tütünde. Ağabey oto tamircisinde. Abla evde koca bekliyor. Bir de ortalığı temizliyor. Ufaklık, hesapta olmayan bir vuruşma sonrası, arz - ı endam ediyor. 413 sokak, 29 numaraya. Geç katılıyor, erken başlıyor çok şeye. İlköğretime anne dayatmasıyla, Kemeraltı çıraklığına teyze oğulları, Bayramyeri Pazarı tezgahına baba dayatmasıyla altı yaşında başlıyor. inanın öyle abartı yok.
Odanın ortasında bir yer örtüsü. Üstünde bir sini. Onun üstünde bir tencere. Elinde kaşıkları, beş insan dizilmişler tencerenin çevresine. Bir kenarda ışık veren gaz lambası, yani şinanay.
Baba anason, anne tütün, ağabey motor yağı, abla yeşil sabun, Cicipark'tan dönen çocuk ter kokuyor. Çocuk herkesi, herşeyi seviyor, ama o meşin yuvarlağın ardına takılmayı daha çok seviyor. Onun ürettiği ter kokusunu çok seviyor.
Bu uğurda onca dayaklar yiyor. Ancak uğruna dayak yediği o büyülü küreye daha çok bağlanıyor. Hele Özcan abisinin kucağına koyduğu armağanla (siyah renkli meşin yuvarlak) geceler boyu kurduğu düşlerden sonra, bağımlılık artık yaşam biçimine dönüşüyor.
Bugün 13 Mart...
Yaşlı adam, yağmurlu bir günde ondan sonra oranın tozunu yutmuş, havasını solumuş, genç arkadaşıyla Cicipark'ta dolanıyor. Münir öğretmenin kızı Sevil'in evinin önünden geçerek 413 sokak, 29 numaranın önünde özlemini çektiği kokulara burnunu uzatıyor. Küçük bir çocuk, kapının önünde siyah topu kucağında oturuyor. Yanında, kırmızı kazaklı bir delikanlı ona öyle bir gülümsüyor ki... Yaşlı adam, gözlerinde biriken bir kaç damla gözyaşını çocukluğunun sarı saçlarına bırakıyor. Delikanlılığının kırmızı kazağında ıslanan yüzünü kurutuyor.
Genç arkadaşının koluna girip, 413 sokak, 29 numaradan uzaklaşırken, bir yandan Nazım'dan mırıldanıyor kendi kendine, kendince, kendi gibi.
Rüzgar kanatlı atlılar gibi geçti hayat
Ve bizimkisi, hala sürüyor ne güzel...
Bugün 13 Mart. Çocuğun, delikanlının, yaşlı adamın doğumgünüydü.
egespor@milliyet.com.tr
EGE

Katliamı durdurun
Bu para yetmez, biraz daha getirin...
"Med-cezir" adayı
314 Sokak 29 numara
Rummelsberg-Urla
Martha Stewart örneği ve Türkiye
|
|




|