|


Fazla fişiniz var mı?
Biz dalga geçeduralım, uygulama başladı bile... BİA'nın haberine göre Emniyet görevlileri 2 gündür Beyoğlu'ndaki muhtarlardan Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın yönergesindeki soru formunu doldurmalarını istiyormuş. Muhtarlar ise, seçim öncesi yurttaşı kızdırmamak için işi ağırdan alıyor ve "Valla bu ara iş çok, hiç bakamadık" filan diyormuş.
Kara Kuvvetleri'nin "fişlenecek hainler" listesinin kalabalıklığını düşünün, muhtarların işinin ne kadar zor olduğunu anlarsınız:
AB - ABD yanlıları, ruh çağıranlar, masonlar, filozoflar, azınlıklar, tarikatlar, satanistler, sosyetikler...
Buna form mu yeter?
* * *
Muhalefette olsa mangalda kül bırakmayacak AKP, hadise karşısında "esas duruş"unu bozmadı. Neyse ki, basın eski basın olmadığını kanıtladı.
Bu aşamada muhtarlarımıza yardım, hepimizin boynuna borçtur.
İyi yurttaşlar olarak "Bir alışveriş, bir fiş" esasıyla, her gittiğimiz yerden bol fiş biriktirmemiz ve topladığımız fişleri ihbar etmemiz gerekir.
Ben de buradan kendi fişimi ve fişlenebilir tanıdıklarımı açıklıyorum:
78'liyim.
Neslim, 12 Eylül'de budanan siyasi haklarını, çeyrek asır sonra daha geçen hafta geri alabildi. Ancak Allah'tan bizimkilerin fiş kayıtları saklanıyor da, bırakın kendilerini, çocukları hatta torunları bile yönergede korkulduğu gibi orduya ya da polise sızamıyor. (Oradan dışarı sızana kadar neler çektikleri bir bilinse!..)
Yönerge, "AB yanlısı" kişilerin fişlenmesini istiyor. Ben onlardan biriyim. Benim durumumda olan bir iktidar, bir de muhalefet partisi biliyorum. Hatta Cumhurbaşkanı'na bile "öyleymiş" diyorlar; bildiriyorum.
"ABD yanlısı" değilim; ama askeri üslere, NATO komutanlıklarına filan iyice bakılmasını tavsiye ediyorum. Oralarda çokmuş.
Kara Kuvvetleri, "Türkiye aleyhine çalışan yazar"ları soruyor. Şimdilik sadece bu yönergenin yazarını bildirebiliyorum.
* * *
"Azınlık mensubu" değilim, ama yönergenin tabiriyle "kendimi azınlık
olarak görme eğiliminde"yim. Mesela "Sabiha Gökçen Ermeni olabilir" dedi diye ifade vermeye çağrılan, kapısının önünde "Ya sev ya terk et" diye bağırılan Hırant Dink'le aynı safta hissediyorum kendimi...
Neyse ki, yönergedeki kalabalığa bakınca "azınlık"tan "çoğunluk"a geçtiğimizi fark ediyorum.
İzlenmesi istenen "Sosyete mensupları ile zengin çocuklarının oluşturduğu gruplar"ı pek tanımıyorum; ama onlara "fişli yoksul çocuklar diyarı"na "Hoş geldiniz" diyorum.
"İnternet grupları" ile içli dışlıysam da "ruh çağırma grupları"na uzağım. Bir tek, "46 ruhu"nu çağırıp duran Başbakan'ı biliyorum.
Meczup "felsefi gruplar"dan Frankfurt Okulu'nu severim, ama asıl maksadını henüz ben de tespit edebilmiş değilim.
Irkçı Ku Klux Klan örgütünün yayınlarını okumadım; malum yönergeyi saymazsak tabii... (Sahi, nereden tercüme edildi bu yönerge acaba?.. İçinde 'zenci düşmanları' filan var da...)
Birkaç mason locasında davet üzerine gidip konuşmuşluğum var. Bir hainlik müşahede etmedim. Kendilerine "Geçmiş olsun" diliyorum.
Son bir ihbarla bitireyim:
Birkaç gündür Gündem gazetesinde 657'ye tabi bir memurun "Jitem'in tetikçisi" namıyla korkunç itirafları yayımlanıyor.
Hazır istihbarat işine girişilmişken bir de Jandarma'nın eski dosyalarına bakılamaz mı acaba?
can.dundar@e-kolay.net
|
|

|