15 Mart 2004 Pazartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Askeri diyalog

       
    ABD'liler bizzat gündeme getirmeyi planlamıyorlar, Türk muhataplarının da konuyu açacağını hiç sanmıyorlar ama, olur da, ikili bir görüşmede laf dönüp dolaşıp İstanbul'daki İkinci Zırhlı Tugay Komutanlığı'nın kaymakamlıklara gönderdiği fişleme yazısına gelirse, ne diyeceklerini biliyorlar: "We are perplexed," yani "Şaşkınlığa uğradık."
    Bir ABD'li yetkili, yazının vehameti üzerine yorum yaparken, Genelkurmay incelemesinin sonucunu merakla beklediklerini özellikle vurguluyor.
    Bir başkası, fişlenmesi arz edilenler arasında "ABD ve AB yanlısı" vatandaşlara da yer veren yazıyı, Türk - Amerikan ilişkilerinden ziyade Türkiye'nin AB üyeliği perspektifinden değerlendirdiklerini söylüyor:
    "AB'ye yeni üye olacak ve çoğuyla çok iyi diyaloğumuz olan ülkeler nezdinde, Türkiye'nin üyeliğini desteklemeleri için yepyeni bir girişim başlattık. Hemen ardından Kara Kuvvetleri'nin bünyesinden çıkan talimatı öğrendik. Bu talimatı, AB'de kime, hangi argümanla savunabilirsiniz?"
    Kısaca, dünyaya kepenklerini sıkı sıkıya kapamamış olan herkesin fişlenmesinden yana olan yazı, Washington'da Türk demokrasisi adına "kaygı verici" bulunuyor ama, haberi okuyan her yetkilinin sorduğu asıl soru, "yazının yansıttığı marazi kafa yapısının Türk ordusunun hangi kesimlerine, ne ölçüde egemen olduğu" yönünde.
   
    Dünya, devlet, TSK
    Fişleme skandalının gündeme geleceğini hiç sanmam, ancak ABD ile Türkiye arasında bir çok konunun konuşulacağı askeri görüşmelerde, Washington tarafının tartma çabasını sürdüreceği şeylerden biri, "Türk ordusunun değişen dünya ve ülke dinamiklerine nasıl bir zihinsel uyum gösterdiği" olacak.
    Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, ABD'ye geliyor. Başbuğ, daha önce Yüksek Savunma Grubu toplantılarının eş başkanı olarak da Washington'a gelmişti. Bu kez, ABD'nin, Türkiye'de genelkurmay ikinci başkanı olan herkese rutin olarak yaptığı ve başkentteki temaslar dışında, çeşitli askeri tesislerin ziyaretini de içeren davete icabet edecek.
    Bir ABD'li yetkili, Orgeneral Başbuğ'un 'Irak'taki gelişmelerden, özellikle de PKK konusundaki ABD tavrından hayal kırıklığı' yansıtmasını beklediklerini söyledi ve "Irak'ı konuşacağız. Biz, Kıbrıs'ı da mutlaka gündeme getireceğiz. Tabii, AB hedefi de konuşulacaktır" dedi.
    Bu özet, Ankara'nın aslında - özellikle AB kapsamında - artık 'iç politika' konusu saymamız gereken önceliklerinin Türk - Amerikan askeri diyaloğunun da merkezine oturduğunu yansıtıyor. Ayrıca, görüşmelerin 'teknik' sayılabilecek bir askeri içeriği de var ve ABD'liler bu içeriği, "Türk ordusunun daha küçük, daha etkin, daha hızlı bir ordu haline nasıl getirilebileceği" başlığında tanımlıyorlar.
    Ancak Irak, AB, Kıbrıs gibi konularda Türk Genelkurmayı ile diyalog, konuların stratejik öneminin yanı sıra, Washington tarafından, TSK'nın kafa yapısını anlama fırsatı vermesi bakımından da önemseniyor.
    Washington, AKP hükümetinin AB hedefine kararlılıkla sahip çıkması ve Türk devletinin Kıbrıs'ta çözüm yanlısı bir çizgiye kayması ile Irak'taki gelişmelerin farklı bir bölgesel dinamik yaratması sonucunda, Türkiye'nin önünde yeni bir fırsatlar alanı açılabileceğini düşünüyor. Bu alanın, TSK'nın bir yandan içerideki siyasi nüfuzunu giderek daraltacak, bir yandan da bölgemize ve dünyaya ilişkin eski bakışını terkederek, dışarıya dönük yeni ve yapıcı bir zihinsel angajman içine girmesini sağlayabilecek yönleri var.
    İşte Türk Genelkurmayı'nın bu değişime ne kadar istekli ve hazır olduğu, Washington'ın yanıtına ilişkin ipuçlarını sürekli topladığı sorulardan. TSK'nın nabzının, Birleşik Kıbrıs hedefinden fişleme talimatına kadar her noktada nasıl attığı ABD'nin merakı.
   
    PKK tartışması
    Pekala Washington'ın, Orgeneral Başbuğ'dan da işitmeye hazırlandığı 'PKK sıkıntısı' konusundaki tavrı ne? ABD, Irak'ta PKK'ya karşı askeri önlemden vaz mı geçti?
    Bir ABD'li yetkili, Başbuğ'a iletecekleri yanıtı şöyle aktardı:
    "Başkan Bush, Başbakan Erdoğan'a bu konuda söz, bize de talimat verdi. Bu söze ve talimata uyulacak; PKK'nın Irak'ta barınmasına son vereceğiz."
    Ancak Türkiye'de bir kesim bu sözlerin samimiyetine inanmıyor; bu sözlerin samimiyetinden kuşku duymayanlar ise, ABD'nin gecikmesine itiraz ediyorlar.
    Washington'ın zamanlama konusunda başından beri verdiği işaret, mayıs ya da hazirandan önce PKK'ya karşı operasyon beklenmemesi yönünde. Ayrıca geçen hafta görüştüğüm diplomatik ve askeri kaynaklardan ısrarla iki vurgu işittim.
    Birincisi, "ABD'nin siyasi egemenliği Iraklılar'a devretmeyi hedeflediği 30 haziran tarihinin, PKK'ya karşı eylem için son tarih olarak algılanmaması gerektiği." Yetkililer, ABD askerinin, egemenlik devrinden sonra da, denetimi elinde tutacağını hatırlatarak, meseleye "Bu iş temmuza dek ya olur ya olur" katılığında bakılmamasını istiyorlar.
    İkincisi, "PKK'ya karşı eylemin geciktirilmesi, salt siyasi bir tercih değil. Şu anda, Irak'ta PKK bize saldırmıyor, başkaları saldırıyor. Terörle mücadelemiz PKK'yı da kapsıyor, ama önceliğimiz Irak'ta istikrarı her gün tehdit eden güçler" diyerek özünde askeri bir tercih kullandıklarını savunuyorlar.
   
    Kürtler'in hakları
    Irak'taki geçici anayasaya Ankara'nın tepkisi, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından, bir ABD'li yetkilinin deyişiyle "dolaysız ve memnuniyetsizliğini gizlemeyen" bir mektupla Washington'a iletildi. Mektubun muhatabı Colin Powell, Gül'ü aradı ve bir kez daha, Irak'ın bölünmesine karşı güvence verdi.
    Washington'un, Kürtler'in geçici anayasa ile elde ettiği haklar konusunda Ankara'ya söylediği iki şey var.
    İlki, bu haklar üzerinde ABD'nin sivil yöneticisi Paul Bremer ile Kürt liderler arasında kıyasıya pazarlık yapıldığı ve bazı konularda Bremer'in, bazılarında ise Kürtler'in baskın çıktığı. İkincisi, imzalanan geçici anayasanın her grubun tavizine dayandığı ve sonuçta Irak'ın birliğini koruma yönünde çok önemli bir uzlaşı içerdiği.
    Özetle ABD, Irak'ta kurulacak yeni federasyon içinde Kürt gruplarının elde ettiği hakların, Türkiye tarafından tehdit değil, aksine bağımsız Kürt devleti olasılığını azaltan bir güvence olarak algılanmasını istiyor.
    Ancak Suriye'de bir futbol maçı ertesinde Kürtler ile Araplar'ın birbirine girmesi bile gösteriyor ki, 'komşuda pişen' her zaman komşuda kalmayabilir. Kamışlı'da Barzani yanlıları ile Saddam lehine slogan atan Baasçı Araplar'ın kapışması, değişim talebinin Irak'ta kalmayacağının göstergesi.
    Kendi vatandaşlarının hak ve özgürlüklerini tam olarak gözetmeye azimli, ekonomisini düzeltme yolunda ilerleyen ve AB kriterlerine uygun bir hayatı kurmaya çalışan bir ülkenin bundan korkacak fazla bir şeyi olmamalı. Irak'taki değişimin, bölgenin diğer ülkelerini nasıl etkileyeceği ve bunun güvenlik boyutu ise, eminim Orgeneral Başbuğ'un Washington gündemine de yansıyacaktır.
   
    ycongar@erols.com
   
   
   





Taha AKYOL
Başbakan'la Güneydoğu

Çetin ALTAN
Tek yanlı bir konuşma

Fikret BİLA
Gül ve BOP

Yasemin CONGAR
Askeri diyalog

FAİK ÖZTRAK
Doğrudan yatırım yok, hata ve noksan çok

Hasan PULUR
Mülahazat hanesi açık!

Derya SAZAK
İnönü Üniversitesi

Ece TEMELKURAN
Beni al! Beni al, onu alma!

Yaman TÖRÜNER
Amerikan Hazinesi'ni kim finanse ediyor?

Osman ULAGAY
'Büyük birader' 2004'te Türkiye'de

Güngör URAS
Dövizde açık 'meçhul' 5.2 milyar dolar ile kapatıldı