|


Beni al! Beni al, onu alma!
Duvarlar, 'bir örnek gülen' aday afişleriyle dolu. Böyle olunca ortalamanın faşizmi, farklı olduğunu söyleyeni bile ötekilerin arasına çekiyor. Bir de herkes aşktan söz ediyor ama birileri kesin yalan söylüyor...
Şehrin bütün boşluklarını dolduruyor kâğıttan yüzler; fazla renkli afişler. Meğer ne çok kişi varmış kendisini "bizim" için feda etmek isteyen, hizmetlerde bulunmak için yalvaran, vallahi kendi için değil sırf şehrin, mahallenin akıbeti için dertlenen. Nereden çıktı bayramlıklarını giymiş bütün bu gövdeler?
"Bizim mahallemiz" denen şey ne kadar var ki artık? Hakikaten kimler ilgilenir böyle işlerle? Siz mesela hiç ilgilenir miydiniz ikametgâh senedi düzenlemekle? Bir insan bunu neden ister ki? Neden istiyorlarsa işte bütün bu afişler bir "biz"den söz etmekte. "Bizim mahallenin çocuğu" sloganlarının altında hiç tanımadığımız yüzler belirmekte. Bütün şehirlerin bütün sokakları küçük iktidar oyuncuklarının tek kale maç sahaları şimdi. "Beni seçin! Beni seçin" diye birileri, birtakım yüzler, üzerimize gelmekte. Bu gürültü kimin için? Bu bayraklar kimin neşesinden bahsetmekte?
Boş vermeyin!
TKP'nin afişleri var. "Boş-ver-me-yin!" Her hece alt alta dizilmiş olarak. "Boş-ver"den altta diğer partiler kendi adaylarının yüzlerini yapıştırmışlar. Öyle bakınca, bütün adaylar, "Boş ver" yazısının altında duruyorlar.
Eskiden ben, zannederdim ki küçük dükkânın derdi küçük olur, küçük iktidarın pisliği de daha az. Öyle değilmiş, sonra öğrendim. Küçük bir mahallenin muhtarı olmak için bile şimdi kimbilir insanlar birbirlerine nasıl oyunlar ediyorlar. O oyunları edenler, hatta AKP'nin adayı gibi diğer adayı öldürtmeye kalkanlar bile, doğru ışıkta doğru ifadeyle bir fotoğraf çektirip, büyütüp yüzlerini onlarca kez, kağıttan "aydınlık" afişlere dönüşüyorlar. Yüzlerini o fotoğraflarda temizliyorlar. İşte onların, o küçücük iktidarlar için poz verenlerin üzerinde, belli bir noktadan baktığında, hepsinin birden tepesinde "Boş ver!" yazıyor.
Ciddiye almak lazım!
Boş vermemek lazım tabii. Safları sıklaştırmak, Sağ'a doğru emin adımlarla sapmış olan memleketi biraz daha akıllı bir tarafa çekmek lazım, akil baliğ bir tarafa. Ama bir yandan da... Bakınca kağıttan yüzlerle kaplı duvarlara... Bütün partilerin adayları, bütün mahallelerin muhtar olma sevdalıları, aynı gülümsemeyle, aynı renklerle, yan yana durarak, git gide daha çok aynı oluyorlar fotoğraflarda. Ortalamanın faşizmi, farklı olanı, öyle olduğunu söyleyeni bile diğerlerinin arasına, o aynılığa çekiyor. Bu memlekette herkes aynı şekilde mi gülüyor?
Bir de şu var ki; bu seçimlerde herkes aşktan söz ediyor. Birileri mutlaka yalan söylüyor...
ecetem@hotmail.com
|
|

|