18 Mart 2004 Perşembe
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Hastalar, bakanlığın umurunda mı?

       
    Eczanemi değiştiriyorum, çünkü... başlıklı yazımda, KDV'deki 10 puanlık indirimi ve ithal ilaçlardaki fiyat indirimini uygulamayan eczanelerle, asgari ücretlinin dörtte biri kadar vergi ödeyen muayenehane sahibi doktorlardan söz etmiştim. Sağlık sektöründe sorunlar öylesine çok ve çetrefil ki, bir dokunduğunuzda bin ah işitiyorsunuz!
    Okurlardan gelen destek mesajları arasında, sizlerle paylaşmak istediğim ilginç bir saptama var:
    "Her olumsuz şeyin kökünde eğitim eksikliğini arıyoruz. Buyrun işte doktorlar en eğitimli kesim. Ama en fazla vergi kaçıran, sırf para kazanmak için gereksiz yere hastayı ameliyat eden de onlar!"
   
    Felç eden karar!
    Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde beyin cerrahı olan Dr. Ünal Özüm'den gelen e - posta mesajı ise başka bir noktaya, Sağlık Bakanlığı'nın hasta sağlığını hiçe sayan bir kararına dikkat çekiyor:
    "Sayın Tamer, ben beyin cerrahıyım. Bugün SSK'dan bir uygulama talimatı geldi. Aynen şöyle diyor:
    'Boyun, sırt ve belde enstrüman gerekecek ameliyatların üniversitelerde yapılmaması, yapılırsa paralarının ödenmeyeceği, bu tür hastaların aynı daldan 2 uzman olan SSK bölge hastanelerine sevk edilmesi gerektiği (...)'
    Ben küçük bir ildeyim. Bulunduğum ildeki SSK hastanesinde tek bir beyin cerrahı var. Benim eşim SSK'lı. Diyelim ki kaza geçirdi, boynu kırıldı, felç olmak üzere... Ameliyat olması lazım. Farz edin ki ameliyatla düzelttiniz kırığı, ama hastayı öyle bırakamazsınız. Aynı işlem sırasında vida, plak, çubuk vs gibi bir enstrüman koymanız gerekir. Aksi halde kırılan kemik geri kayarak tekrar siniri ezer. Yapacağınız iki şey var: Ya hiç açmadan sevk edeceksiniz; yani felç olmak üzere dakikaları olan hastayı bilmem kaç km uzaktaki bir şehre göndereceksiniz. Ya da ilk ameliyatı yapıp kapatacaksınız ve enstrümanları koymak üzere sevk edeceksiniz. Kayma tehlikesi artmış halde başka bir şehre gidecek, yolda neler olacak kimbilir? Ve orada tekrar anestezi verilecek, tekrar ameliyat edilecek."
    SSK'nın 2 yakasının bir türlü biraraya gelememesinden AKP'li Sağlık Bakanlığı'nı sorumlu tutamayız, ama hastaları 2 kere ameliyat masasına yatırmakta sakınca görmeyen kararın tüm sorumluluğu, şimdiki Sağlık Bakanlığı'nındır.
   
    Eczacılar ne diyor?
    Bu arada eczacılardan gelen e - posta mesajlarında önemli bulduğum birkaç hususu da sizlerle paylaşmak istiyorum:
   
  • Şu anda eczanelerin hemen hepsinde cironun % 90'ını SSK, Bağkur ve Emekli Sandığı gibi kurum reçeteleri oluşturuyor. Çünkü insanların nakit ilaç almak gibi bir lüksü kalmadı artık. Biz 5 ay sonra alacağımız paranın vergisini verirken kimseye derdimizi anlatamıyorduk. Ciromuz belki bir seferlik düşük gelecek, ama bir o kadar da düşük vergi vereceğiz. (Ecz. Pınar Ökten)
  • Eczacılar, tüm illerde vergi sıralamasında ilk 100'den aşağılara hiç inmeyen, aldıklarının ve sattıklarının tümü kayıtlı, sigortasız işçi oranı tüm sektörlerden daha düşük ve özdenetim mekanizması tabipler, müteahhitler v.s.'den daha sıkı olan bir meslek grubudur. (Ecz. Selçuk Kürşat Can)

  •    
        İthalatçıya haksız kâr
       
  • Döviz fiyatları 8 - 9 aydır düşük seyrettiği halde, ilaçlar hâlâ dolar 1.600.000 - 1.700.000, euro 1.850.000 seviyesindeymiş gibi satılıyordu. Bu durumdan kârlı çıkan eczacılar değil, ithalatçılar oldu. Türkiye'de satılan ilaçların % 80'inin parasını da sosyal güvenlik kurumları ödedi, yani fatura devlete kesildi. Sağlık Bakanlığı'nın neden bu kadar rötarlı davrandığını anlamak zor. İthal ilaç fiyatlarının düşmesi nedeniyle eczacıların uğradığı zararın telafi edilmesi için bir tebliğ gönderildi. Elimizdeki ithal ilaç miktarlarını tek tek yazıp depolara iletmemiz istendi. Bu listeler incelendikten sonra bizim zararımızı ithalatçı firmalar karşılayacakmış. Nasıl olacağı hâlâ meçhul. (Adı bizde saklı)

  •    
        mtamer@milliyet.com.tr
       
       





    Taha AKYOL
    'Bir Yahudi'yi öldürmek'

    Çetin ALTAN
    Şark'ta en temel özlem, "adam yerine konmak"...

    Melih AŞIK
    TRT raporundan

    Fikret BİLA
    Sabrı nereye kadar?

    Hasan CEMAL
    Baykal evinde yenilir mi?

    Yılmaz ÇETİNER
    Suçlu krem mi, popo mu?

    Güneri CIVAOĞLU
    Saftirik miyim?

    Can DÜNDAR
    CHP adayı resmi 'Vali Bey' diyorlar

    Hurşit GÜNEŞ
    Kimine göre kurdaki dalgalanmanın mahzuru yok

    Doğan HEPER
    28 Mart'tan sonra tufan

    Sami KOHEN
    Kral'dan önemli mesajlar...

    Mehmet Y. YILMAZ
    Hep Antalya kaybetti, dilerim bu kez kazanır

    Hasan PULUR
    50 İngiliz 50 Fransız Çanakkale'de...

    Derya SAZAK
    Reklama tesettür

    Meral TAMER
    Hastalar, bakanlığın umurunda mı?

    Ece TEMELKURAN
    Hep oranj, Tayyip Bey oranjı yani...

    Güngör URAS
    O'muz yok bu'muz yok ama 'girişimci' var

    Serpil YILMAZ
    Zapsu'nun villası kriz çıkardı

    M. Ali BİRAND
    Bu, TSK'nın değil polisin işi olmalı