|


Mavi bir hafta!
Güneşin son ışıklarında Toroslar kat kat, Toroslar lacivert, karlı doruklarıyla çok güzel Toroslar...
Geçmişe geri döner gibiyim
Geleceğimde yürür gibiyim.
Gün batarken Seydişehir'i sis basmış. Bacalardan duman tütüyor. Çocukluğumda günün bu saatini sevmezdim. İçime hüzün dolardı. Yıllar yılı sürmüştü bu... Toroslara dalıyoruz. Benek benek beyazlıklar, buzlaşmış karlar. Çam ağaçlarının arasından yılan gibi kıvrılan yol tırmanıyor, tırmanıyor.
Barikatlar kalkınca benden
Ve yolların yasağı
Kalbim özgürlükle doldu.
Şiir bazen çok güzel geliyor. Filistinli şair Mahmut Derviş'in şiir kitabı, 'Mavi Bir Gün' elimde. Belki bir pazar yazısı çıkar diyorum. "İnsanlık trajedisi bu. Şiiri bile böyle okuyorsun, buradan bir yazı nasıl çıkarabilirim diye..." Arkadan Can Dündar'ın sesi bu...
Neyse Torosları aştık. Aşağılarda göz alabildiğine uzanan sonsuz karanlık, Akdeniz olmalı. Şimdi Akdeniz'i böyle simsiyah değil, masmavi görebilseydim, içim bir anda yaşama sevinciyle dolardı.
Ya evde yoksan!
Kulak veriyorum, insanın yüreği dağlanıyor. Ne güzel söylüyorlar: "Ya yolu kaybettim, ya ben kayboldum / Ne olur bir yerden karşıma çıksan / Tepeden tırnağa sırılsıklam oldum / İçim ürperiyor ya evde yoksan."
"Neredesin Firuze"den bir şarkı.
Yandan Ece Temelkuran'ın sesi:
"Lütfen, onu ben yazacağım."
Adana'nın kebabı, Konya'nın etli ekmeği, Antalya'nın Akdeniz mavisi, Denizli'nin horozu, İzmir'in Kordon'u derken yol bitmek bilmiyor. Beş gün beş şehir... 28 Mart mahkumları! Sonucu malum seçimin nabzını tuta tuta gidiyoruz. Nereye gitsem, hep aynı düşünceye dalıyorum:
Sivil toplumun önünü açmak, daha çok açmak... O büyük enerji açığa çıktıkça, Anadolu değişiyor, dönüşüyor, kalkınıyor. Demokrasiden kaynaklanan yarış ve rekabet duygusu, Anadolu insanına hizmet getiriyor, aş ve iş getiriyor. Ankara ayak bağı olmaktan çıktıkça, devletin yasakçı dünyası dağıldıkça, eminim, Türkiye daha büyük hamleler yapacak.
Bir daha okuyorum, "Geçmişe geri döner gibiyim / Geleceğimde yürür gibiyim."
Kalbim özgürlükle doldu.
Seçimin nabzını tutayım derken, ne çok yazı kaçırdım. "Sosyetik fişleme"yle ilgili demokrasi kültüründen nasipsiz uygulama konusunda yazamadım. İspanya'daki terörü, yani Avrupa'nın 11 Eylülü'nü kaçırdım. Ve Kıbrıs'ta Rauf Denktaş'ın sürpriz olmayan manevrasını yorumlayamadım. Kıbrıs yazıları birikti! Bunu duyan Can gülüyor. "Dün gece görünce az daha yataktan düşüyordum" diyerek Leman dergisindeki bir karikatürü burnuma uzatıyor. Ben de gülüyorum. Ece'nin ertesi gün yazısında da benim geçen yıllarımla ilgili bir cümlesi var.
Çocuklar bugün formda...
İyi pazarlar!
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|

|