|


Küreselleşmenin diğer yüzü
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından 2002 yılının şubat ayında oluşturulan Küreselleşmenin Sosyal Etkileri ile ilgili Dünya Komisyonu raporunu geçtiğimiz ay yayımladı. Finlandiya ve Tanzanya cumhurbaşkanlarının ortak başkanlığında çalışan komisyon aralarında eski başbakan, bakanlar, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve Joseph Stiglitz gibi bilim adamlarının bulunduğu 19 kişiden oluşmuş.
"Küreselleşmenin mevcut gidişi değişmelidir. Çok az kişi küreselleşmenin faydalarını paylaşmaktadır. Çok fazla insan küreselleşmenin çerçevesinin oluşturulmasında ve işleyişinde söz sahibi değildir." Bu cümlelerle başlayan raporda ilginç tespitler yer alıyor.
Son yirmi yılda hızlı bir artış kaydeden dünya ticaretinde aslan payı sanayileşmiş ülkeler ve 12 gelişmekte olan ülke arasında paylaşılmış. 1990'lı yıllarda gelişmekte olan ülkeler tarafından yapılan imalat sanayii ihracatının içinde 176 gelişmekte olan ülkenin payı sadece yüzde 25'te kalırken, 12 gelişmekte olan ülkenin payı yüzde 75 olmuş. Türkiye imalat sanayii ihracatından aldığı yüzde 1.8 payla ilk on iki ülke arasında son sırada yer alıyor. Birinci sırada ise yüzde 13.2 payla Çin geliyor.
1990'lı yıllarda gelişmekte olan ülkelere giden yabancı sermaye yatırımının yüzde 75'i 12 ülkeye dağılırken geriye kalan 176 ülkenin payı yüzde 25'de kalıyor. Çin yüzde 23.7 ile ilk sırada. 12 ülke arasında Türkiye bulunmuyor. İmalat sanayii ihracatından en yüksek pay alan ülkelerin 8'i aynı zamanda yabancı sermayeden de en yüksek payı alan ülkeler.
Küreselleşmenin etkilerine gelince; rapor, bu sürecin en yoğun olduğu 90'lı yıllardaki dünya büyümesinin 80'li yıllardan daha düşük kaldığının altını çiziyor. 1960 - 62 döneminde en zengin 20 ülkenin fert başına gelir ortalaması en yoksul 20 ülkenin ortalamasının 55 katı iken bu, 2000 - 02 döneminde 121 kata çıkmış. Bu durum küreselleşme sürecinde ülkeler arasında gelir farklılıklarının çok süratle arttığını gösteriyor.
Son 8 yılda OECD ülkelerinde Kurumlar Vergisi oranlarının yaklaşık yedi puan gerilediği görülüyor. Hem sermaye üzerindeki, hem de yüksek gelir grupları üzerindeki vergi oranları düşüyor. Sermayenin ve yüksek gelir gruplarının artan hareket kabiliyeti emeğin ve yoksulların siyasi pazarlık gücünü azaltıyor. Krizlerin yükü emeğin ve yoksulların üzerinde kalıyor. Vergilerdeki düşüş devletlerin mali güçlerini sınırlıyor ve yoksulluk zincirini kırmakta önemli rolü olan başta eğitim olmak üzere sosyal harcamalarda azalmaya yol açıyor.
1960 - 90 arasında incelenen sanayileşmiş ülkelerin de dahil olduğu 73 ülkenin yüzde 59'unda gelir dağılımı bozuluyor, yüzde 36'sında aynı kalırken sadece yüzde 5'inde iyileşiyor. Mutlak yoksulluk sınırı altında yaşayan insan sayısı 1990 - 2000 arasında 1237 milyondan 1100 milyona geriliyor. Ancak bu azalışın 157 milyonu Çin'de, diğer ülkelerde artış var. Bu da küreselleşmeden sağlanan yararın ülkeler arasında çok farklı dağıldığını gösteriyor.
1990 - 2002 döneminde AB, ABD ve Güney Asya dışında kalan tüm bölgelerde açık işsizlik oranı artıyor.
Bu gelişmeler küreselleşme sürecinin uluslar ve toplumlar arasında kutuplaşma ve çatışma yaratma potansiyelinin, sunduğu fırsatların önüne geçmeye başladığının işareti. Rapor bu durumu küreselleşen ekonominin, kurallarını, yerel, bölgesel ve milli düzeyde kalan sosyal ve politik kurumlara dayatmasına bağlıyor. Sosyal dengeleri dikkate almayan ekonomik kurallar sosyal adaleti yok ederken, ekonomide mevcut uluslararası kuruluşların işleyişi geniş kitlelerin temsil edilme, söz sahibi olma ve hesap sorma ihtiyaçlarına cevap vermiyor. Demokrasi ve piyasalar arasındaki denge küresel boyutta kurulamıyor. Rapor küreselleşmenin her seviyede daha katılımcı ve demokratik bir biçimde yönetilmesine ihtiyaç olduğunu söylüyor.
Bugün dünyada yaşanan etnik kavgalar, açık toplumları tehdit eden küresel terörizm bu durumun sürdürülebilir olmadığının göstergesi. Ülkemizin de küreselleşmenin olumsuz etkilerini dengelemek ve bu süreçten halkına azami faydayı sağlamak için kendi içinde yapısal değişimi kararlılıkla uygulamak yanında, dünyada yaşanan kurumsal yeniden yapılanma sürecini takip etmesi ve söz sahibi olması gerekiyor.
foztrak@yahoo.com
|
|

|