|


29 Mart üzerine
Milliyet'in dünkü manşetiyle Radikal'de İsmet Berkan'ın yazısı '29 Mart sonrası muhalefet'e ayrılmıştı. AKP'nin Menderes'in yüzde 58 rekoruna koştuğuna ilişkin kimi anketlerin de etkisiyle, Türkiye'de 'tek parti düzeni'ne gidişin riskleri çeşitli ortamlarda tartışılıyor. Akademisyenler, yorumcular bundan sonraki seçimlerde dengeyi kuracak bir sol alternatifin gereği üzerinde duruyorlar.
Sol üzerine inşa edilen düşünsel arayışların odağını da bugün Meclis'te temsil edilen muhalefet grubu CHP oluşturuyor.
CHP aynı zamanda AKP'nin yükselişini durduramadığı için en fazla eleştiriye uğrayan parti. Cumartesi günü katıldığımız bir toplantının gündemi solda gelecek arayışlarıydı. Katılımcılar arasında CHP İstanbul milletvekili Kemal Derviş de olunca, toplantı sonrası medyanın ilgisi tümüyle 29 Mart üzerinde yoğunlaştı.
Prof. Hurşit Güneş'in düzenlediği, siyasi olmaktan çok akademik yanı ağır basan toplantıda 'gazeteci' kimliğimle bulunmadığım için Milliyet muhabiri Şükran Pakkan'ın yakaladığı haberi ben de atlamış oldum! 25 yıldır haber peşinde koşan ve başkalarının katıldığı toplantıların kulisini veren bir gazetecinin 'manşetten haber olması' meslekte muhabir yetişmiyor iddiasını da çürütüyor. Gençler hızlı ve yetenekli.
Milliyet, solun İstanbul toplantısını veren tek gazeteydi.
28 Mart Pazar günü yerel seçimler yapılacak, 29 Mart'tan itibaren ise kaçınılmaz biçimde seçim sonuçları tartışılacak.
Radikal İki'de Doç. Fuat Keyman'ın dün yine CHP'yi konu alan makalesi vardı. CHP'li dostlar bu tür yayınlardan olumsuz etkileniyorlar ama eleştirel de olsa çoğu iyi niyetli ve yol gösterici analizler bunlar.
Keşke CHP, 28 Mart öncesi akademisyenlerle bir 'arama konferansı' yapma cesaretini gösterebilseydi. O zaman çok kritik bir seçimi kazanmak için 'Temel Reis - Kabasakal' esprisi ötesine geçen bir yaratıcılık ve politik eylemlilik sergilenebilirdi.
Keyman ve bilim çevreleri CHP tartışmasını açarken şunu sorguluyor:
"2000'li yıllar içinde Türkiye, hem ulusal / yerel sorunları, hem de modernleşme ve demokratikleşme süreçlerinde tarihsel olarak yaşadığı ikilemleri çözmek durumundadır.
Türkiye'de sol alternatif, devlet merkezci olmak yerine, Türk modernleşmesinin demokratik, liberal ve çoğulcu temelde yeniden kurulmasının ve Türk demokrasisinin devlet, toplum, birey ilişkilerine yerleşikleştirilmesinin ve derinleşmesinin itici gücü olmalıdır.
Demokratik ve güçlü bir Türkiye vizyonunun itici gücü olmaya çalışmalıdır."
CHP değişmek zorundadır. Solun temel paradigması olan demokrasi ve özgürlükler alanında artık AKP de var. CHP sadece güvenlik politikalarıyla, ulusalcı reflekslerle seçim kazanamaz.
29 Mart bu tartışmanın miladı olacak.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|

|