|


'Merkez Sol'un hayatla ilişkisi bir müsamere:
Muhalefet 'rontu'!
'Sağ'ın bile paniğe kapılacağı cinsten bir 'Sağ'a kayış, 'Merkez Sol'un eteklerini tutuşturdu. Ama 'Merkez Sol' hayatla müsamere türü ilişki kurduğundan, hâlâ cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmak gibi 'rontlar' yapılıyor o cenahta...
Rakipsiz muktedir olmanın keyfini çatan Başbakan'ın meydanlarda çocuk terbiye eder tondan konuşmaları nasıl oluyor da tatlı gülüşmelerle karşılanıyor? Muktedirin kendilerini azarlayarak ezişini belli bir tür sırıtmayla alttan alan halkımız "bir kısım" lise öğrencilerine benziyor. Öğretmen kafasının arkasından iter, kulağını çeker şaka mahiyetinde, kravatına asılır espri olarak; genç adam güler. Kendi düştüğü komik duruma, kendisinin rezil edilişine güler. Bu ufak tefek çekiştirmeler, okşamadan hallice tokatlar ona şaka gibi gelmektedir çünkü. Çünkü gerçek dayakla pişkinleştirilmiş, çok dövülerek arsızlaştırılmıştır. Umurunda değildir azarlanmak dövülmediği sürece; sırıtır... Azarlanmak onun için şefkatli bir konuşma bile sayılır. Sırıtır... Tıpkı Başbakan'ın azarlarına sırıtanlar gibi.
Kendisine saygısını kaybetmiş halk
İzlememek değil, televizyona bakamaz hale geliyorsunuz ya bazen. İnsanlar hani, komik duruma düşüyorlar, rezil oluyorlar, yarışma jürilerine kendi kendilerini aşağılatıyorlar ve hep birlikte, kurbanlar başta olmak üzere milli bir mutabakat halinde bunlara gülünüyor ya... İşte Başbakan'ın konuşmalarındaki ile o malum yarışmalardaki sırıtma sanki aynı sırıtma. Kendine saygısını kaybetmiş bir halkın sırıtması bu. Sürekli insanlığın bu düşük hallerinin izlenerek/izletilerek bu düşük durumun normalleştirilmesi de cabası.
Başbakan işte, tam da doğrusunu yapıyor. Bu halka, onların anladığı dilden hitap ediyor. Şefkatle tartaklıyor, espri olarak kulaklarını çekip enselerine vuruyor... Bu halk bunu seviyor. Çok dövülmüş çocuklar insanca dokunuşu bilmezler. Dokunma hissine ilişkin eşikleri yükselmiştir; hissetmezler.
Sol'un müsameresi
'Sağ'ın bile paniğe kapılacağı cinsten bir 'Sağ'a kayışın belgesi olarak Tarhan Erdem anketi, doğal olarak 'Merkez Sol'un da eteklerini tutuşturdu.
Peki 'Merkez Sol'da ne değişmeli şimdi?
Anadolu'nun birazını bile gezince insan şunu görüyor:
Çapır çupur bir "girişimci" ruhla, son derece esnaf ağzıyla, o kendine saygısını kaybetmiş insanların "hissettiği" dille, muhalefet yapar gibi iktidar eden bir parti var 'Merkez Sol'un karşısında. 'Merkez Sol' ise müsamere gibi bir ilişki kuruyor hayatla. Atatürk'ü ve Atatürkçü düşünceyi korumak, cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmak gibi "rontlar" yapılıyor o cenahta. "Atatürkçülük" konulu en beylik ilkokul kompozisyonundan çok farklı olmayan bir dil üzerinden yürütülüyor muhalefet veya muhalefetimsi o çırpınışlar. Doğal taraftarına bile itici gelen bir müsamere tonu bu; kimsenin içine, hayatına, gerçeğine dokunmuyor. Yoksa eşyanın tabiatı gereği tutuculuğa karşı olması gerekenler (misal rock'çılar, hip - hop'çular) niye gidip deli gibi muhafazakâr bir partiye oy versinler? İnsanlar, ilkokuldan başlayarak boğazları sıkılarak öğretilen müsamere düzenlerini, ront adımlarını erişkin olduktan sonra da tekrarlamak istemiyorlar. 'Merkez Sol'daki başöğretmenlik halini "takmama" haklarını kullanıyorlar. Sınıftakileri isyana teşvik ederek nabızlarını yükselten 'Sol'a ne oldu? Çok dövülmüş çocuklara başöğretmenlik yapan değil, başkaldırmayı hatırlatan 'Sol'dan söz ediyorum. Hatırladınız mı?
ecetem@hotmail.com
|
|

|