24 Mart 2004 Çarşamba
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


"Dikkat et! Bir smaç vurur, bayılırsın"

   
Vakıfbank Güneş Sigorta Voleybol Takımı'nın kızları sadece voleybol oynamıyor; birlikte örgü örüyor, deplasmanlarda okey oynuyor, gece çıktıklarında masa üstünde dans ediyorlar. Sataşan olursa da uyarıyorlar: "Dikkat et!"

        ASLI ÇAKIR

   
    Vakıfbank Güneş Sigorta Bayan Voleybol Takımı'nın oyuncuları şu sıralar Türkiye'nin en çok konuşulan kadınları. Avrupa'nın iki numaralı kupası olarak bilinen Top Teams Kupası'nın finalinde Almanya'nın Ulm takımını 3-0 yenerek şampiyon oldular ve Bursa Atatürk Spor Salonu'nda birlikte sevinç gözyaşları döktüler.
    Bu maçtan sonra onlar hakkında birçok haber çıktı: Sahadaki uyumlarını nelere borçluydular? Filedeki final fobimizi nasıl aşmışlardı? Haftanın altı günü hem sabah hem akşam üçer saatlik antrenmanlara katılan, arada da eve gidip uyuyan, dinlenen bu 11 kadın tüm bunların yanında bir de röportaj verip fotoğraf çektiriyorlar yani. Belli ki sıkılıyorlar. Zaten daha ilk soruyu sormaya kalktığımda biri hemen "Ne konuşacağız ki? Nasıl takım ruhumuz olduğunu... Neler hissettiğimizi kupayı alınca..." deyip gözümüzü korkutuyor. Neyse, bir bakıyorlar ki kupadan, spordan bahseden yok, biraz rahatlıyor, sohbete başlıyorlar.
    Ne zaman sevgilileriyle görüşüyorlar? Herhalde sadece voleybol oynamıyor, başka şeyler de yapıyorlar... Birlikte saha dışında nasıllar? Antrenmanlarından önce onlarla buluştuk. Sohbete daha hevesli olan oyunculardan ve teknik menajerleri Nalan Ural'dan bu soruların cevaplarını aldık.
   
    Bu kadar çalışmanın arasında okulunu da sürdürmeye çalışanlar var mı?
    Seda: Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret'te okuyorum. Takımın ikinci pasörü olduğum için benim sorumluluğum daha az, o yüzden antrenmanlardan izin alabiliyorum. Yine de çakışıyor. Mesela önümüzdeki haftalarda bir vizemle bir maçım aynı güne denk geliyor.
   
    Okul da biraz daha anlayışlı davranmıyor mu size karşı?
    Seda: Hocadan hocaya değişiyor bu. Bazıları sakın voleybolu bırakma diyor, yardımcı oluyor. Kimisi de notlarım iyi olsa bile devamsızlıktan bırakıyor.
    Gözde: Maltepe Üniversitesi İletişim Bölümü'nde okuyorum. Benim de devamsızlıktan dört dersim kaldı.
    İpek: Bahçeşehir Ünviversitesi İletişim'de okuyorum ama bu yıl gitmiyorum.
    Ebru: Ben de Marmara Üniversitesi Spor Akademisi'nde okuyorum. Hiç gitmiyorum.
    Neslihan: Anadolu Üniversitesi'nde işletmede okuyordum ama şimdi spor akademisine girmeyi düşünüyorum.
    "Voleybol yüz ve boyun kırışıklıklarından koruyor"
   
    Tüm kadınlar bir spor salonunda birkaç kilo verip, kas yapmak için yanıp tutuşurken sizin hayatınız böyle geçiyor. Genel kadınlık problemlerini yaşamıyor musunuz? Selülitti, çatlaktı, kiloydu...
    Ebru: Öyle çok sorun yaşamıyoruz ama bize de kilo kontrolü gerekiyor.
    Nalan Ural: Ayrıca yüz kırışıklıkları, sarkmaları da çok az oluyor. Özellikle boyun kısmında hiç olmuyor çünkü herkesin yapmaya çalıştığı boyun, yüz egzersizlerini
    de maç boyunca yapmış oluyorlar.
   
    Sahada iyi bir takımsınız, dışarıda nasılsınız?
    Necla: Dışarıda da anlaşabiliyoruz. Aramızda uyuz tipler yok yani.
   
    Birlikte içmeye gidiyor musunuz?
    Necla: Aramızda içkiyi çok seven yok, o yüzden öyle eğlenceler çok olmuyor.
    Aysun: Oturup kahve içiyor, sinemaya gidiyoruz. Evlerde toplanıyoruz.
    Nalan Ural: Tabu da oynuyorsunuz ya.
   
    Canım içmezsiniz ama masanın üzerine çıkıp göbek atarsınız...
    Seda: Ooo, onu yaparız tabii.
   
    Nerelere gidiyorsunuz?
    Ebru: Biz de sporcuların gittiği yerlere gidip eğleniyoruz.
   
    Ne demek sporcuların gittiği yerler?
    Ebru: Laila, Reina değil yani.
    Seda: Andon'a gidiyoruz mesela.
    Gözde: Red Room falan.
    "Kocalarımız antrenmanlar yüzünden bizi boşayacak"
   
    İşiniz dolayısıyla çok düzenli, disiplinli ve aşırı yoğun bir hayatınız var. Sevgili meselelerini nasıl hallediyorsunuz?
    Aysun: Kocamız bizi boşayacak diye korkuyoruz bu antrenmanlar yüzünden.
    Necla: Ben yedi yıldır evliyim, şimdiye kadar hiç problem olmadı. Aksine 15 gün sürekli birlikte olalım, birbirimizi yiyoruz.
   
    Gençler nasıl sevgili buluyor, hangi araya sıkıştırıyorsunuz?
    Seda: Sporcularla çıkıyoruz biz de.
   
    Gerçekten sporcu sporcuyu mu bulur?
    Ebru: Ortam da ortak olduğu için...
    İpek: Sonuçta onlar bizi daha iyi anlar. Tempolarımız aynı oluyor.
   
    Neslihan daldın gittin...
    Neslihan: Benimki bir de başka şehirde yaşıyor, ben ne yapayım?
   
    Peki şöyle şeyler oluyor mu? Gece sofra hazırlanıyor, şarap açılıyor, tam en güzel noktaya gelmişken "Hadi benim yatmam lazım, yarın antrenman var" diyorsunuz...
    Necla: Ertesi gün antrenman varsa zaten öyle bir ortamı baştan hazırlamıyoruz.
    Aysun: Yarıda bölmektense hiç başlamayalım daha iyi.
   
    Başka ne yapıyorsunuz?
    Aysun: Çok iyi örgü öreriz. Şal öreriz. Necla'yla ben diğerlerine de öğretiyoruz.
    Nalan Ural: Aysun çok iyi yemek yapar.
    Aysun: Deplasmanlarda da okey oynarız.
    Neslihan: Ben de alışverişe çıktığım vakit kendimi kaybediyorum.
    Herkes: Evet, en süslümüz o.
   
    Size hiç mankenlik teklifi gelmiyor mu? Uzun boylu, güzel kızlarsınız...
    Ebru: Bana geldi.
   
    Bu iş bitince ne yapacaksınız yani 35'inden, 40'ından sonra?
    Aysun: Ben çocuk doğurmayı planlıyorum. Ayrıca el sanatlarıyla ilgilenmek istiyorum. Sporla hiç alakam kalmayacak. Sadece yazın plaj voleybolu oynayabilirim.
    Necla: Ben de çocuk doğurmak istiyorum. Bir de spor okulu açabilirim.
    Gözde: Ben de gazeteci olmayı düşünebilirim. Okuyabilirsem işte.
   
    Burada hep kız kızasınız. Sonra çıkıyorsunuz ve laf atan, sizi küçümseyen, "Dur sen beceremezsin" diyen adamlarla karşılaşıyorsunuz... Spor salonu dışındaki hayata kolay uyum sağlayabiliyor musunuz?
    Seda-Ebru: Ağlak kızlar olmadığımızı anlıyorlar. Daha güçlüyüz, fark ediliyor.
    Aysun: Eğer bir erkek yanlış bir şey yaparsa yanımızdaki kişinin ilk dediği şey şu oluyor: "Dikkat et, sana bir smaç vurur bayılırsın."
   
    Soru: "Yarınki maç ne olur?" Cevap: "Bunlar kadın, her şey olabilir"
    Nalan Ural
    Takımın teknik menajeri Nalan Ural yedi yıldır bu işi yapıyor. Antrenör, oyuncu seçimleri, transferleri ondan soruluyor, takımın medyayla ilişkisini o sağlıyor.
    Kızlar ona sadece konumu yüzünden değil, geçmişi yüzünden de saygı duyuyorlar çünkü Ural voleybol tarihimizin önemli isimlerinden. Sporu milli takım kaptanıyken bırakan Ural'ın 17 yıllık bir voleybol geçmişi var.
    Her şeyden önce bu takım bayanlardan oluşuyor. Yani her biri birer çiçek. Bir kadın için kadınları anlamak daha kolay.
    Bayanlarla çalışmanın kolay bir yanı da disiplinden hoşlanmaları. Erkeklere göre çok daha disiplinliler.
    Kadınların duygusal hayatı çok değişken. Maç içinde her şey değişebilir. Yenerken kaybedebilirler. Bu, erkeklerde çok olmaz. Mesela antrenörümüze final maçından önce "Yarınki maç ne olur?" diye sordular, "Bunlar kadın, her şey olabilir" dedi.
    İyi voleybolcular iyi para kazanır. Genel olarak 20 yaşından sonra iyi bir sporcuysan ayda 1,5-2 milyar lira gibi bir para kazanıyorsun. Çok iyiysen, özel bir sporcuysan bu para üçe, dörde katlanıyor.
   
        Takımın listesi
    Olga Kolomiyets (31)
    Gözde Kırdar (19)
    Zeynep Seda Uslu (21)
    Tanya Ivanyushkina (38)
    Aysun Özbek (27)
    İpek Soroğlu (19)
    Nedime Elif Ağca (20)
    Ebru Bayram (22)
    Necla Güçlü (30)
    Lena Shvets (31)
    Neslihan Demir (21)





 Nevsal Elevli
 Donatella Piatti
 Sarıkız''ın Anıları
 Tuba Akyol
 İlhan Uçkan