04 Nisan 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Türkiye muhafazakarlaşıyor-2
   
Azınlık haklarımızı veriniz!

   
Sözler ve erdemler dini bir dille beslenen muhafazakarların eline geçmiş durumda. Solda ne var peki? Tereddüt. Kalabalıkların anlamını ve kıymetini anlamayacakları tereddüt...

       
    Biz azınlıktayız. Düşünen; kendiyle, dünyayla derdi olan; parayla, iktidarla derdi olmayan, bilim ve sanatı önemseyen ve bunlardan konuşmak isteyen, postmodern adı altında yaşanan kafa karışıklığını hiç enteresan bulmayan, hayatta ödün verilmeyecek doğrular olduğunu düşünen, onuru "hâlâ" önemseyen, muhafazakar bir partinin iktidara gelmesinin ardından bunu "değişim", "sivilleşme" sözleriyle allayıp pullamayan, dinle beslenen siyasal hareketlerin nihayet tüm özgürlükleri boğazlayacağını bilen kişiler olarak biz, azınlıktayız. Hatta öyle ki, artık "azınlık hakları" talep edebilecek durumdayız.
    Ben kabus senaryoları üreten bir yazar sanılmaktan korkuyorum en sonunda. Ama Afganistan işgali sırasında, Irak'a yapılan saldırı sırasında yazdığım bir soru geliyor aklıma:
    "Bu ülkelerde yaşayan ve kafası çalışan insanlar neredeler? Yaşadıkları topraklara ve o toprakların bağımsızlığına, özgürlüğüne sahip çıkan aydınlar... Onlar hiç mi yok bu ülkelerde?"
    Sonra zamanla Avrupa gazetelerinde, Avrupa'daki TV kanallarının yayınlarında gördük ki, meğer o aydınlar çoktan o ülkeleri terk edip gitmişler, başka dillere sürgün edilmişler. Egoist insanlar mıdır onlar, lükse düşkün, Avrupa sevdalısı tipler midir ki toptan kalkıp ülkelerini terk etmişler? Sanmam. Çünkü dünyanın bütün ülkelerinde, her aydının ülkesiyle bir nefret ve aşk ilişkisi vardır; aşkın her zaman daha baskın olduğu bir ilişki. Muhtemelen -geçen hafta yazdığım üzere - ülkeleri onları kusmuştur. Onların ülkelerinde de bir nevi "Kadir Çöpdemirleşme" (Turkcell reklamındaki "Kalıbı dinlendir!" diyen haliyle. Yoksa Kadir bey sevdiğimiz, saygı duyduğumuz bir şahsiyettir "reel" hayatta!) yaşanmıştır ve halk tükürüklerini saçarak yüzlerine şöyle bağırmıştır:
    "Bizim size ihtiyacımız yok. Biz alıp satacağız, gericileşip tutuculaşacağız. Siz düzenimizi, aramızdaki mutabakatı bozuyorsunuz. Biraz daha burada kalırsanız, sattıklarınız alınmayacak, aç kalacaksınız. Öyle ya da böyle, er ya da geç, biz sizi kusacağız!"
    Bunca bolluk varken, bunca kitabın duyurusu billboard'lardan yapılıyorken, üniversiteler hala açıkken, Avrupa Birliği yolunda bir yürüme bandında koşar adım yürürken bunları yazmak... Gerçek dışı bir kabus senaryosu gibi değil mi? Keşke... Keşke...
    Fethullah Gülen röportajı
    Nuriye Akman'ın yaptığı Fethullah Gülen röportajı günlerce Zaman gazetesinde yayımlandı. Takip ettim. Sol entelektüellerin de takip ettiğini umut ediyorum. Zira çok önemli bir belgeydi o. Şimdi düşünün, hangi sol eğilimli gazetede günlerce süren bir röportaj okudunuz en son? Son 20 yıldır İslami cephedeki düşünsel hareketlilik solda ne kadar vardı? Aklıma gazeteciliğe başladığımda, Cumhuriyet Ankara bürosundayken Sol Yayınları'nın sahibi Muzaffer İlhan Erdost geldi. Beni Türkiye yakın siyasi tarihi hakkında bilgilendirenlerden biri olarak Erdost bir konu hakkında "Tartışmalarımızın metinleri vardı. Sana göstereyim" demişti. Gidip geri geldiğinde elinde ciltlerce tartışma metni vardı. Şaşırmıştım. Bu kadar söz, sözün bu kadar kıymetli olduğu bir zaman vardı demek ki Türkiye'de; böyle canlı bir tartışma ortamı.
    Şimdi nerede? Halk hareketlerini besleyecek bütün o sözler, cümleler, fikirler... İşte uzun Fethullah Gülen röportajı da gösterdi ki, söz tekeli artık büsbütün İslami kesime, muhafazakar çevrelere terk edildi. Sola ne kaldı? Tereddüt! Kalabalıkların kıymetini ve gerekçesini asla anlayamayacakları tereddüt...
   
    Solun camileri!
    Aynı röportajda dikkatimi çeken bir başka mesele de "tevazu" idi. İnsana en sevimli, en sevilesi gelecek erdem. Bu erdemin bir "diskur" olarak kullanımı Fethullah Gülen'de yıllar içinde hakikaten neredeyse mükemmelleşmiş durumda. "Takiye" deyip işin içinden çıkabilir ya da oturup paşa paşa olup biteni anlamaya çalışabilirsiniz. İzleri takip ederek Türkiye'nin niye hızla muhafazakarlaştığını ve "bizin" neden bu "tedavülden kalkacak insanlar" sepetine düştüğümüzü anlamaya çalışabilirsiniz. Seçim gecesi Başbakan Erdoğan'ın yaptığı konuşmayı da dinlemeliydiniz. Aynı tevazu idi o gece başbakanı daha da "delikanlı" yapan. Zira başbakanın ısrarla vurguladığı cümle şuydu:
    "Biz iktidarın gelip geçici olduğunu biliyoruz."
   
    Pazartesi aydınları
    İktidarın ne kadar önemsiz bir dünya meselesi olduğunu vurgulamak, statükoyu sabitlemek için muhafazakar iktidarı kullanmakta olan bir partinin genel başkanına mı düşmeliydi? Bu cümle sisteme muhalif sol bir diskura ait değil mi aslında?
    Peki o esnada "Sol" (?) cenahtan konuşan Şişli Belediye Başkanı Sarıgül ne söyleyerek başlıyordu konuşmasına? Şaşırmayınız ama şöyle:
    "Bu başarıyı önce Hakk'a inanarak kazandım!"
    Ardından camiler, inançlar... Ne oluyoruz pardon? CHP'li bir belediye başkanının lafa başlayacağı yer burası mıdır? Muhafazakar iktidar partisi bile "iktidar boş" diyorsa, bir merkez sol partinin cümlesi midir camiler filan?
    Hal böyle iken, Türkiye derin bir biçimde muhafazakarlaşırken, muhafazakarlar sözleriyle halk tarafından en sevilesi kesim olmaya oynarken, erdemler, hayatı derin kavrayış, insanın içinin güzellikleri, insanlığın temel değerleri, düşünsel hareketlilik hep onların eline geçmişken ya da öyle bir oyun oynanırken... Biz azınlıktayız. Olup bitenlere inanamayanlar olarak biz... Azınlıktayız. n
   
    ecetem@hotmail.com
   
   





Çetin ALTAN
Şeytan aldı götürdü, satamadan getirdi

Melih AŞIK
Kaleci fıkrası...

Fikret BİLA
Derviş'in rolü

Güneri CIVAOĞLU
Kumaş

Can DÜNDAR
Reçel Yapamayan İslamcı Kadınlar

Abbas GÜÇLÜ
Öğrenci müşteri mi?

Mehmet Y. YILMAZ
Türk'üz türkü söyleriz!..

Hasan PULUR
Dalkavuklar örgütlenin...

Derya SAZAK
Powell, ABD, İslam

Meral TAMER
Kara paranız, Milli Piyango ile aklanır!

Ece TEMELKURAN
Azınlık haklarımızı veriniz!

Tamer HEPER
Bunları biliyor muydunuz?

Osman ULAGAY
AKP için işin bundan sonrası daha mı zor?

Güngör URAS
İlaç sanayimiz güç durumda

Serpil YILMAZ
CHP'de ihbarlar