06 Nisan 2004 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Bir yanı barış, bir yanı aşla iş!

       
    Çok yazı birikti. Hakkı Devrim'in deyişiyle, "Geleceğin Kıbrıs ve Yunanistan fatihi Alemdar Kemal Paşa" ince alaylı bir konu olabilirdi.
    Seçimler de kaçtı.
    Çünkü seçim günü, 28 Mart'ta Kıbrıs'ı izliyordum Bürgenstock'ta. Bu yüzden AKP'nin seçim başarısıyla CHP'nin başarısızlığını yorumlayamadım.
    Baykal'ın büyük bir ciddiyetle açıkladığı 'seçim başarısı' da eğlenceli bir yazı konusu olabilirdi.
    Böyle bir yazıya örneğin Cemal Süreya'nın şu sözleriyle başlardım:
    "Deniz Baykal yalnız gölgesiyle göründü. Işığın hemen önünde durarak, hep öyle yaparak, gölgesini büyüttü. Öyle ki pelerini ürkütücü de sayılır oldu." (Can Dündar, Milliyet Popüler Kültür, 2.4.04)
    Bir başka yazı Can Dündar'ın bizim gazetedeki köşesinden çıkabilirdi:
    "28 Mart seçimi Türkiye'de nasıl 'Baykal solculuğu'nu noktaladıysa, 24 Nisan referandumu da 'Denktaş çözümsüzlüğü'nün sonu olacaktır. Dilerim, Sovyet Politbürosu gibi gerçeği görmemekte, görüp çekilmemekte direnmezler."
    Ya da devam etmekte olan darbe kışkırtmaları yorumlanabilirdi. Askeri siyasete çekmek ve AKP hükümetiyle karşı karşıya getirmek için yazılan, biraz da beceriksizce uygulanmaya çalışılan senaryolara ilişkin bir yazı daha yazılabilirdi. Demokrasi konusunda özellikle şu günlerde sağlam durmanın, askerle siyaset arasında demokratik çizgi çekmenin önemi üstüne konuşulabilirdi.
    Sonra vatan hainliği...
    Bu konu da ilginç olabilirdi. Demokrasilerdeki vatan hainliği tarifiyle, bizim demokrasi düşmanlarının kafasındaki tarif mukayese edilebilirdi. El altından dolaştırılan vatan hainleri listesiyle birtakım çevrelerin yürütmeye çalıştıkları psikolojik harp taktikleri üstünde durulabilirdi. Adam gibi demokrasilerde, hukuk devleti düzenlerinde bu tür faaliyetlerin nasıl demokrasi suçu oluşturduğu örnekleriyle anlatılabilirdi.
    Geçelim.
    Bu satırları yazarken, Çankaya Köşkü'nde Milli Güvenlik Kurulu toplantısı devam ediyordu. Aynı saatlerde KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Bursa Barosu'nda yaptığı konuşma televizyondan veriliyordu.
    Sürpriz değildi söyledikleri.
    Hayır kampanyasını başlatmıştı Rauf Denktaş. Amerika'yla Avrupa'dan Türkiye'nin kuşatıldığını, Türkiye üstüne büyük bir oyun oynandığını, Türkiye'nin parçalanmak istendiğini söylüyordu.
    Geçiniz.
    Türkiye'ye Avrupa'daki gibi demokrasi ve hukuk devletini bin yıldır çok görenlerin... Demokrasi ve insan haklarının Türkiye'yi böleceği safsatasını bin yıldır çiğneyenlerin... Türkiye'yi Avrupa Birliği'nden uzaklaştırıp tapon bir Ortadoğu ülkesi haline getirmek isteyenlerin... Bilgileri, vizyonları çağdaşlığı algılamaya yetmediği için Türkiye'yi dünyada ikinci, üçüncü sınıflığa mahkum etmeyi Atatürkçülük sanarak, Atatürk'le de ters düşenlerin... Bunların hepsinin sözcülüğünü sanki Rauf Denktaş yapıyor.
    Tarih, bu gibileri affetmeyecek!
    Ama başaramayacaklar.
    'Statüko'nun son kaleleri de 24 Nisan'da referandum sandığından çıkacak evet oylarıyla Kuzey Kıbrıs'tan başlayarak, hiç kuşkum yok, çorap söküğü gibi Türkiye'de de yıkılmaya başlayacak.
    Korkuları bu yüzden...
    Bir kenara yazın lütfen:
    Kıbrıs'ta çözümün bir yanı barış, bir yanı aş ve iştir.
    Kıbrıs'ta çözüm, Rumlar ve Türkler için barışla birlikte refah çıtasını da yükseltecek, Doğu Akdeniz'e istikrar getirecektir. Ege barış gölüne dönüşürken, Türk - Yunan dostluğu pekişecektir. Böylece, bugüne kadar silahlanmaya giden kaynaklar, kalkınmaya koşulacaktır.
    Türkiye'nin AB'den alacağı müzakere tarihi Türkiye için yabancı yatırımcıların beklediği bir kalite belgesi olacaktır. Geri dönüşü olmayan biçimde AB yoluna oturan Türkiye'de hukuk devleti çıtası yükselecektir.
    Kısacası:
    Kıbrıs'ta çözüm, barışa, aşla işe, refaha yatırımdır. Evetler, geleceğe yatırımdır. 'Denktaşçılar'a kanmayın. Çünkü onlar geçmişte yaşıyor. Tarihin esiri oldular.
    Kıbrıs'tan başlayarak statükonun son kalelerinin de iskambilden şatolar gibi yıkılmasını, yani barış, değişim ve demokrasinin kazanmasını istiyorsanız, doğru yol evettir, Kıbrıs'ta çözümdür.
    Unutmayın:
    24 Nisan, kritik tarih! Çünkü Kıbrıs yalnız Kıbrıs değil.
   
    h.cemal@milliyet.com.tr
   
   
   





Taha AKYOL
Kemalizm ve sosyal demokrasi

Melih AŞIK
Ankara Kalesi...

Fikret BİLA
Denktaş: Büyük kazık yiyeceğiz

Hasan CEMAL
Bir yanı barış, bir yanı aşla iş!

Güneri CIVAOĞLU
AB'lilik

Can DÜNDAR
Muvazaa geliyor!

Abbas GÜÇLÜ
Dershaneler kapatılsın mı?

Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon hızlı düştü, ya şimdi?

Sami KOHEN
Gene "model" meselesi...

Mehmet Y. YILMAZ
Yeter ki barış kazansın!

Derya SAZAK
Tüzmen'in kur isyanı

Meral TAMER
Bankalarla vatandaşın yeni ilişkisi

Güngör URAS
Ayşe Hanım Teyzem Türk lirasından kazandı (...ama azıcık kazandı!)

Serpil YILMAZ
Kâr edeni babam da satar

M. Ali BİRAND
Kendimi, çok daha iyi hissediyorum