|


"Kredi kartında bankaların da sorumluluğu var"
Özince: "Kredi kartlarında kötü sınav verirsek, bireysel müşterilerimizle bir daha aramızı düzeltmemiz zor olur"
Geri ödenemeyen kredi kartı borçlarındaki hızlı artışla ilgili yazılarım üzerine Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince'den gelen telefon, önümüzdeki dönemde yaşanabilecek sorunlara dair kaygılarımı azalttı. Özince, "Görüşlerime katıldığınız bölümde de mutabıkız, itiraz ettiğiniz bölümde de mutabıkız. Yaptığınız çağrıyla ilgili olarak ise hazırlık yapıyorum," dedi.
Özince, geçen hafta içinde düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin kredi kartlarıyla ilgili sorusu üzerine, tüketicinin son dönemde hızla tırmanan kredi kartı borçlarının bankacılık sistemi açısından henüz bir risk taşımadığına dikkat çekmiş, ardından da "Ancak vatandaşlarımız da artık kendi sorumluluğunu bilmeli. Ödeyebileceği kadar borç almalı" diyerek topu vatandaşa atmıştı.
Ben de bu sözleri esas alarak, yazdığım yazıda vatandaşın geri ödeyemediği kredi kartı borçlarının bankacılık sistemi açısından risk oluşturmadığı konusunda Özince ile hemfikir olduğumu belirtmiş, Özince'nin "Vatandaş sorumluluğunu bilsin, ödeyebileceği kadar borçlansın" görüşüne ise itiraz ederek bu noktada bankaların da belli sorumlulukları bulunduğunu savunmuştum.
"Hata yapmamamız lazım"
Telefon görüşmemizde Özince, İş Bankası'nın 2003 yılı sonuçlarını değerlendirmek üzere düzenledikleri basın toplantısında bu tür bir soru geldiği için yanıtın da yüzeysel kalmış olabileceğini hatırlattıktan sonra dedi ki:
"İtirazınıza hak veriyorum. Bankacılık sektörü, müşterilerini iyi seçmek ve yönlendirmek zorundadır. Hele böyle bir genç toplumda, ülkenin bankacılık kültürünün, tasarruf ve kredi alışkanlığının sağlıklı gelişmesi açısından tereddütsüz bankalara da düşen sorumluluk vardır. Biz bunu ana fikir olarak zaman zaman Bankalar Birliği'nde de tartışıyoruz. Sağduyuyla düşündüğümde, sizin değerlendirmenizin tamamına katılıyorum. Biz burada kötü sınav verirsek, bireysel müşterilerimizle aramızın düzeltilmesi zor olur. Kitleye yaygın işlerde mümkün olduğunca hata yapmamak gerekiyor. Promosyon kampanyalarıyla kitleleri harcamaya yönlendiren bankacılık sektörü, tasarruf etmeyi de promosyonla ödüllendirse keşke... Ama mevduata verilen faiz, tasarrufun promosyonudur deniyor."
Nüfus cüzdanı yeter!
Belki çok benzerlik yok, ama Türkiye'de sigorta sektörünün uzun yıllar Uganda'nın bile gerisinde kalmasında hata, vatandaşı sigortalarken yanlış mesaj veren sigortacılarındı. Sigorta vatandaşa küçük çapta da olsa bir yatırım ya da gelecek güvencesi olarak değil de, bir riskin satın alınması olarak anlatılsaydı, sigortacılık sektörü bugün farklı noktalarda olabilirdi.
Vatandaş sokakta Özince'yi çevirip, "Bazı bankalar, nüfus cüzdanını gösterene kredi kartı veriyor. Bankalar Birliği Başkanı olarak bu tür bankalara karşı ne yapıyorsunuz?" diye soruyormuş.
Çağrıya olumlu yanıt
Özince, bankacılık sektörünün bireysel ve küçük kredileri özendirmek istediği bir dönemde sağduyuyla hareket etmesini, konuyu enine boyuna tartışmasını ve gerek mevcut, gerekse potansiyel müşterileriyle sağlıklı bir ilişki geliştirmesini çok önemsiyor. Bankalarla kredi kartı müşterileri arasında 2001 krizi ertesinde yaşananların tekrarlanmaması için, konunun şu anda tartışmaya açılmasında yarar görüyor. Ve benim söz konusu yazımda kendisine yaptığım çağrıyı dikkate alarak, 348 trilyonluk geri dönmeyen kredi kartı borcunun kaç kişiye ait olduğu, ya da kaç kredi kartının temerrüde düştüğü ile ilgili son verileri en kısa zamanda biraraya getirmeyi vaadediyor.
Bu tür bir şeffaflık hem bankaların önünü görmesini ve riski daha iyi yönetmesini sağlayacak, hem de kredi kartı kullanıcısı için bir erken uyarı olacaktır. Özince'ye hassasiyeti için teşekkür ederim.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|

|