10 Nisan 2004 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   



   
Beyinselliğin ufukları ve gövdeselliğin hudutları...

       
    BİR karikatürist gözüyle yeryüzüne bakmanın tadı, içi likörlü bir çikolata yemek gibi... "Yer" yüzü yuvarlağı üstünde karıncalar gibi kıvıl kıvıl dolaşan milyarlarca insan...
    Okullar, hastaneler, bürolar, lokantalar, kışlalar, tapınaklar, mağazalar, fabrikalar, bahçeler, pazar yerleri, arsalar, otobüsler, uçaklar, arabalar, trenler, vapurlar, gecekondular, apartmanlar, sokak satıcıları, kafeteryalar, oteller, korular, ormanlar, denizler, ırmaklar, dereler, göller...
    ***
    Sonra da, bu insanları sürekli hipnotize edenler, koşullandıranlar, koyun sürülerine çevirenler, kazıklayanlar; onlara nutuklar söyleyenler, fetvalar verenler; onları sert adımlarla yürütenler; futbol fanatiği, afyonlu moda rüzgarlarının kulu kölesi yapanlar; aşklarından, hastalıklarından, eğlenme özlemlerinden büyük çıkarlar sağlayanlar...
    Doğrusu tam bir kara mizah albümü...
    ***
    Paris'teki Türk Büyükelçiliği binası, vaktiyle uzun süre akıl hastanesi olarak kullanılmıştı. Ünlü ozan Gerard de Nerval de, epey kalmıştı orada. Hastaneden çıkınca da, kravatıyla bir havagazı fenerine kendini asarak intihar etmişti.
    Nerval'in çarpıcı bir sözü vardır:
    - Cehalet öğrenilemez...
    Çallı ise bir gün tam tersini söylemişti.
    ***
    Ressam Edip Hakkı'yla İbrahim Çallı, Ankara'da İş Bankası merkezine tablolarını satmak için arada bir başkente gelirler ve öğleleri Karpiç'te buluşurduk. Kahkahalar arasında rakı kadehleri dolup boşalırdı.
    Bir gün Çallı, bürokratlardan birine kızmış, sofrada şöyle diyordu:
    - Bu kadar cehalet, ancak tahsil ile mümkündür.
    ***
    Nasıl bugün tüm dünya nüfusu, "çağdaş olanlar - çağ dışı olanlar" diye ikiye ayrılıyorsa ve bunun da kökünde 5 yüzyıldan bu yana okyanusları kullanmış olanların birikimiyle, salt toprağa bağlı kalmış olanların az gelişmişliği yatıyorsa; yine tüm dünya nüfusunun bireylerini ikiye ayırmak mümkün; "konformistler, non - konformistler"; ortak bir hipnoz formatlarının dışını ve kitlelerin hiç akıllarına gelmeyen şeyleri "merak edenler ve etmeyenler"...
    Örneğin bir militer, 15 - 65 yaş arasında kolunu kasketinin güneş siperliğine kaldırıp indirerek, acaba kaç bin kez selam veriyor?
    Şimdiye dek bir araştıran çıkmış mıdır bunu; bendeniz bilmiyorum.
    ***
    Merak edilmemiş bir konu, zor bela ezberlenerek öğrenilemez. Üniversiteye gidilse de öğrenilemez, gidilmese de öğrenilemez...
    Arşimed, tahtanın neden suda yüzdüğünü ve taşın neden battığını merak etmişti. Ne liseye, ne de üniversiteye gitmiş olduğu halde, bir hamam kurnasındaki deneyleri sırasında buldu "dansite yasasını" ve çırılçıplak fırladı hamamdan:
    - Euroka, diye bağıra bağıra... Buldum, buldum...
    ***
    Eğer suda tahtanın neden yüzdüğünü, taşın neden battığını merak etmiyorsanız; ezberleyerek öğrenemezsiniz "dansite yasası"nı; şatafatlı diplomalara sahip olsanız da...
    Çallı, Karpiç'te öğle rakısı içerken bir espriyle mıhlamıştı bu gerçeği:
    - Bu kadar cehalet ancak tahsil ile mümkündür.
    Ben de Nerval'in sözünü hatırlamıştım:
    - Cehalet öğrenilemez...
    ***
    Merak etmek, yahut etmemek...
    Bir arkeolog, 2600 yıl önceki İonya uygarlığına ait kazılarında, bir ev içi heykeli bulsa...
    O sırada bir delikanlı da, altında son model iki kişilik üstü açık spor bir araba, yanında saçları rüzgarda uçuşan genç bir kızla, deniz kıyılarındaki bir tatil kentine doğru yola çıksa...
    Kaç kişi o arkeoloğa imrenecektir ki?
    Çoğunluk delikanlıya imrenecektir...
    Çünkü otomotiv endüstrisiyle turizm işletmeleri, para harcayacak müşteri tabanlarını genişletmek istemekte ve onlara kendi aynalarını tutarak:
    - Bu aynalarda kendinizi görebildiğiniz kadar "var" sayılır ve "iyi yaşamış olursunuz" demektedirler...
    Arkeolog ise kendi merakının somutlaştırdığı, şimdiye dek rastlanmamış bir buluşta kanıtlamaktadır kendi varlığını ve yaşamışlığını...
    Bir bilimcinin, yahut sanatçının kendi uğraşından aldığı zevk, o uğraştan kazandığı parayı harcarken alacağı zevkten çok daha büyüktür.
    ***
    Hıncal Uluç, dünkü Sabah'taki sekiz sütun üstüne verilmiş "Guernica'yı iki metreden seyretmek..." başlıklı yazısında, ne kadar da güzel anlatıyordu Picasso'nun Guernica'sını...
    "...Bir tablonun beni bu kadar etkileyeceğini tahmin etmezdim. Hele bu tablo o güne kadar yüzlerce fotoğrafını gördüğüm Guernica ise... Neredeyse ezbere biliyordum yahu...
    Ama aslını, koskoca bir duvarı kaplayan o dev Guernica'nın aslını görmek başka bir şey... Büyülenip, çakılıp kalıyorsunuz..."
    ***
    Vaktiyle bendeniz de Guernica'nın aslını görünce, büyülenip, çakılıp kalmıştım öylece...
    Hıncal, o kadar da içten ve belirgin yazmış ki o anı...
    ***
    Bir yanda bayraklar, nutuklar, silahlar, sert adımlarla yürüyenler; bir yanda son model arabalar, tatilciler, aşk serüvenleri ve bir yanda da Arşimed'ler, Picasso'lar...
    Bir kara mizah albümünün, "var görünerek" değil, "var olarak" yaşamış insanları...
   
    c.altan@prizma.net.tr
   
   





Taha AKYOL
Kemalizm ve doktrin

Çetin ALTAN
Beyinselliğin ufukları ve gövdeselliğin hudutları...

Melih AŞIK
Zor ama mümkün!

Fikret BİLA
İyi ki varsın BM!

Hasan CEMAL
Rumlar ne der, Türkler ne der?

Güneri CIVAOĞLU
Vıdı - vıdı dışı

Can DÜNDAR
Haluk Kırcı nasıl kurtuldu?

Abbas GÜÇLÜ
Atatürk'ün İş Bankası hisseleri

Sami KOHEN
Dert anlatmak zor, ama...

Mehmet Y. YILMAZ
Güzel İzmir'e yapılanlar 'asfalyamı' attırdı!

Hasan PULUR
Fransa kapalı kutuyu açtı...

Derya SAZAK
11 Eylül sırları

Meral TAMER
Çinliler domates yedi, Koç sevindi

Tamer HEPER
Eğitim şart

Güngör URAS
Sakıp Sabancı farkı

M. Ali BİRAND
Karamanlis bu tarihi fırsatı kaçırmamalı