13 Nisan 2004 Salı
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


   
Deliler aranıyor

            Pazar akşamki, iki yıldır büyüklere karşı sergilenen en kötü Gençlerbirliği performansıydı. Bunun kuşkusuz sebepleri var. Serkan'ın yokluğu Al -Karalılar'ın baskı gücünü yarıya indirmişti. Savunma orta saha bağlantısını sağlayan Deniz'in sakatlanışı zeka ve fizik seviyesini düşürdü. Yetmedi, ligin en iyi kanat oyuncularından Ali Tandoğan da oyunu yarıda bıraktı. Bunlar ölümcül eksiklikler. Bu oyuncular Ersun Yanal'ın geçen yıl devre arasından bu yana uyguladığı "kick and run" (Geleneksel İngiliz tarzı: İçeri doldurup gol aramaya dayanan futbol) yorumunun olmazsa olmaz parçaları. Gençler topu mümkün olan en çabuk yolla rakip ceza sahasına yollayıp orada kalabalık olup karambol yaratmayı hedef alıyor.
   
    Serkan müthiş güç
    Yanal'ı bunu yapmaya iten bugünkü futbolun ortaya koyduğu istatistikler. Bugün goller ortalama 2.6 pasla atılıyor. Yani önemli olan topa sahip olmaktan çok oyunun rakip kale civarında oynanmasını sağlamak ve orada kalabalık olmak. Kurulan oyunlardan çok, indirilen, seken ve kapılan toplardan gol çıkarabilmek. Bu oyun anlayışının zayıf tarafı da var tabii. Kalabalık ve yüksek tempoyla, ancak aksak saldıran bir ekip oluyorsunuz. Sizin kaptırdıklarınız rakibe geniş alan veriyor. Lucescu'nun bu oyun tarzına "Rus Ruleti" deyişi bundandır. Ersun Yanal bu zaafiyeti iki yolla gidermeye çalışıyor. Karta - Avrupa standardındaki hakemlerin yorumuyla - yol açmayacak fauller ve iki oyuncusunun ekstra özellikleri. Deniz üstün müdahale zamanlaması ve becerisiyle, Serkan müthiş güç ve hızıyla rakibin çıkışlarında Gençlerin tıpası oluyor. Deniz'in sakatlığı bu açıdan Gençleri ikinci yarıda çok etkiledi. Serkan ise zaten cezalıydı. Beşiktaş'ın büyük riskler alarak yüklendiği ikinci yarıda Gençlerin neredeyse hiçbirşey yapamayışı bu iki oyuncunun alternatifsizliğinden.
    Bu bir futbol gerçeği. Şimdi gelelim bizim komplocu beyinlerimizin gerçeğine. Hemen durmaksızın uyduruyorum: Gençleri durdurmak için ne yapmak gerekir? Her pozisyona alternatif bulabilirsiniz, ama Serkan'a, hayır. Serkan geçen hafta Samsunspor karşılaşmasında 4. sarı kartını görerek bu hafta cezalı duruma düştü. Midem bulandı. Devamını siz getirin.
   
    Penaltı hataları
    Böyle düşünmek mümkündür. Haksız, ama mümkün. Acımasız, insafsız, ama mümkün. Böyle düşünmek kolaydır da... Zaten kolay olduğu için böyle düşünebiliyoruz. Bülent Demirlek'in Sergen'in, Ümit tarafından çekilişine penaltı çalmayışı çok büyük bir hatadır. Ama çaldığı penaltıyı da birçok hakemin Ahmed Hassan'a göstereceği bir sarı kartla değerlendirebileceğini iyi düşünmek gerekiyor. Ya Demirlek de öyle yapsaydı. O zaman ne diyecektik?
    Bu genel tavırla hakemliği yapılmaz bir iş kılıyoruz. Dün maç sonrası canlı yayında, benim gözümde bir Beşiktaş filozofu olan Vedat Okyar, hakemin hatalarını sertçe değerlendirdikten sonra şunları söylüyordu: "Hakemlik mi? Hayatta yapmayacağım tek iş!" Bu büyük bir çoğunluk için geçerli bir görüş haline geldi. Cerrah inceliği, Hz. Ömer adaleti, atlet kondisyonu, kartal görüşü, dil ve lisans eğitimi gerektiren bu işe akil adamları nereden bulacağız peki? Hangi deli hakem olmak ister. Hangi deli çocuğunun hakem olmasını ister? Vedat Abi'nin söyledikleri önemli. Çünkü artık bu deliliğin etkilediği alan genişliyor. Bizler de bu alanın içine giriyoruz. Çok uzak değil, bir gün birileri çıkıp "Spor yazarlığı mı? En son yapacağım iş" diyecek. Bizim de yaratılmasına katkı verdiğimiz bu hastalık bizi de sarıyor. Sonumuz yakındır.
   
   
Madem susamıyoruz
    Beşiktaş tribünleri yine esnek zekalarının muhteşem bir örneğini sergiledi. Bundan önce çokça olduğu gibi. "Korkak Tavuk Ortega" pankartı hâlâ akıllarda. Bu kez saygısızlığımıza çözüm buldular. Tevfik Lav'ın büyüklerin maçlarında anılamamasının nedenini ortadan kaldırdılar. Sessiz duramayışımızın doğumdan gelen bir hastalık olduğunu görüp, sesli bir saygı gösterisinde bulundular. Alkışları tüyleri ürpetecek kadar muhteşemdi.
   
   
Bilgin'den Gençler Yorumu
    Bilgin Gökberk şöyle diyor: "Bu Gençler'in 11 oyuncusunun 10'u Galatasaray'da oynar. Yedeklerinden de 5 kişi oynar. Hocası bizim hocadan iyi, başkanı da bizim başkandan. Bunların hepsini transfer etmek mümkün değil. En iyisi birisi çıkıp "Galatasaraylılar iki yıl boyunca Gençleri tutunuz" diye fetva versin, olsun bitsin. Çünkü onların takımları var seyircileri yok. Bizim seyirci bol takım yok."
   
   
Veysel'in golü
    Denizli'de Ali Akdeniz, İnönü'de Veysel... Haftanın iki muhteşem golü. Ali'nin sayısı, karşısında bir büyük takım kalecisi olmadığı için hak ettiği değeri buldu. Veysel ise büyük takıma gol atmanın doğal sonucu olarak "kaleci hatası" çamuruna bulandı. Beklenmedik zamanda, beklenmedik yere, beklenmedik doğrulukla vurulmuş harika şutuna Cordoba hamle yaptı. Yapabileceğinin en iyisini. Evet, bir adım sağda dursa topu tutabilirdi. O muhtemel bir şutun soluna, üste gideceğini düşündü. Onu Cordoba yapan özelliklerine göre orada durdu. O bir planjon kalecisi değil. Mükemmel yer tutuşuyla işini yapıyor. Belki Veysel bunu bildiği için oraya attı, kimbilir! Ancak her ne olursa olsun golü muhteşemdir. Tevfik Lav'ın anısına abartılmamış kutlamasıyla taçlanmış bir harikadır.
   
   
San Sebastian Trabzon hattı
    Üst düzey oyunculardan oluşmasa da iyi bir kurguyla hazırlanmış bir orta saha kurgusu, standart bir savunma, ortalamanın üzerinde bir kaleci. Gittiği her takımı zıplatan bir teknik adam. Futbolun takım oyunu olduğunu gerçekten bilen, oyuncuları arasında görev dağılımını adaletli yapan bir teknik adam. Ve iki tutulmaz forvet. Geçen yıl La Liga'nın zirvesini zorlayan düşük bütçeli Real Socidad'la bu yıl Türkiye'de sivrilen Trabzonspor arasında çok benzerlik var. Sociedad geçen yıl 21 yıl sonra şampiyonluğa çok yaklaşmıştı, bu yıl Trabzon 21 yıl aradan sonra umutlu. Benzerlik çok. Hatta iki yöre halkının akrabalığından bahsetmek de mümkün. Dilleri hiçbir Avrupa lisanına benzemeyen ama Gürcü lisanına benzerlikler gösteren Baskların o topraklardan göçen bir kavim olduğu söylenir. Çok benzerlik var. Tabii tribün tansiyonu dışında.
   
    mdemirkol@milliyet.com.tr
   
   

SPOR


YALNIZ ADAM LUCESCU
At yarışları
Avrupa Ligleri
Potada bugün
İkinci Lig Puan Durumu
Hidayet durdu
Filede bugün
Bir teselli daha!
Bilgili'den yaylım ateş
Overmars bilmecesi
Önce adını koyun
'En büyük transfer Ziya Doğan oldu'
Tazminatı öpücük!
Bir dokun, bin ah işit
Nihat göz kamaştırdı
Haber turu...
Deliler aranıyor





Mehmet DEMİRKOL
Deliler aranıyor


 İSTATİSLİKLERLE LİG
 EURO 2000
 SIDNEY 2000
 DÜNYA KUPASI 98